Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Çağdan çağa, asırdan asıra, yüzyıldan yüzyıla
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde kurulan vakıflar, vakıfnameler de yer alan karnen ba’de karnin şartlarıyla gelecek nesle koşullarını aktarırdı. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Çağdan çağa, asırdan asıra, yüzyıldan yüzyıla
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde kurulan vakıflar, vakıfnameler de yer alan karnen ba’de karnin şartlarıyla gelecek nesle koşullarını aktarırdı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Genelevi yöneten kişi, kerhane işleten kimse, umumhane sahibi
– Namussuz, pezevenk
– Sövgü sözü
– Namus karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Aşağı mahallede umumhane sahibi olan kârkâneci Hüsam’ı bu kahveye almanızı zinhar yasaklıyor. “
Kelime Kökeni: Farsça-kalender çoğul biçimi
– Dünya işlerini bir yana bırakarak kendince başı boş dolanan (kimse), derviş, ehlidil, gönül eri
– Her şeyi boş gören kendi halince dolanan (kimse)
– Gösterişten uzakta sade bir hayat sürdüren alçakgönüllü kimse, rint
Cümle içinde kullanımı:” Eskinin gaddar bir o kadar cabbar ağası şimdilerde el boş gözü yaşlı dolanan kalenderâna döndü. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yasal olmayan yollarla basılan para, sahte para, sahte metal veya kağıt para, düzmece para
– Sağ akça karşıtı
– Taklit gümüş para
Cümle içinde kullanımı: “Halk arasında dolanan kalb akçaların faili bulunursa ömür boyu hapse atacaklar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Saman kapan, Kehribar, kılkoparan
Cümle içinde kullanımı: “Pinus succinifera ağacının fosilleşerek reçinesinden meydana gelen kahrübâ, zehirlenmelere karşı yararlıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-kahrı çoğul biçimi
– Zorlama, zor kullanarak bir iş yaptırma, cebir, icbar, cebretmek
– Güç, kudret, erk, iktidar
Cümle içinde kullanımı: “Meşk ile mutlu olalım diye sevdama kahriyyât eylemem, sevda çiçeği kaba kuvvetle açmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şer’î mahkemelerinin bünyesinde bulunan ceza evi, mapushane
Cümle içinde kullanımı: “Halkın içinde anlaşmazlık çıkaran, hırsızlık eden ve etrafa zarar verenler kadı zindânlarına atılırdı. “
Kelime Kökeni: Arapça-kâfile+Farsça-gâh
– Kafilenin konakladığı yer, mekan
Cümle içinde kullanımı:” Uzun yolculukları göze alan kervanlar geceleri kafile-gâh‘larda geçirerek sabah yola dökülürdü.”
Kelime Kökeni: Arapça-kadeh+Farsça-kâr
– Sakî, içki dağıtan, kadehle içki sunan (kimse)
Cümle içinde kullanımı:” Doldur bee kadehkâr, ciğerimin yangınını anca bu kör olasıca söndürüyor!”
Kelime Kökeni: Arapça-kabr+Fasça-gâh
– Mezarlık, mezar yeri, mezaristan, kabristan, gömütlük
Cümle içinde kullanımı: ” Annemin mezarı aile kabir-gahın da babamın yanı başındadır. “