Kelime Kökeni: Arapça-lu’bet+Farsça-gâh
– Seyirlik oyunlarının oynandığı yer, oyun yeri, temaşa yeri
– Sefih kimselerin eğlence yeri
Cümle içinde kullanımı: “Lubet-gah eski dönemlerde tiyatro tarzı oyunların oynandığı eğlence mekanlarından biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-lu’bet+Farsça-gâh
– Seyirlik oyunlarının oynandığı yer, oyun yeri, temaşa yeri
– Sefih kimselerin eğlence yeri
Cümle içinde kullanımı: “Lubet-gah eski dönemlerde tiyatro tarzı oyunların oynandığı eğlence mekanlarından biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-liyâkat+Farsça-mend, liyâkatmendân çoğul biçimi
– Liyakatli, değerli, erdemli, faziletli, marifetli, hünerli
Cümle içinde kullanımı: “Övmek istemem lakin liyâkatmend bir insan olduğunuz her halinizden belli. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça-kütüb+Farsça-hâne
– Kitapların bir araya koyulduğu ve saklandığı yapı ve bina
-Kitapların koyulduğu bölmeli dolap
– Halka açık olarak kitapların incelenmesi ve okunmasını sağlamak için bir araya getirilen kitap evi
– Kitaplık
Cümle içinde kullanımı: “Nazım Hikmet Ran ve nice üstadın eserlerini okumak, faydalanmak için sürekli kütübhaneye giderim. ”
Kelime Kökeni: Arapça-kefâlet+Farsça-nâme
– Kefalet senedi, borçlancılık belgiti, kefillik belgesi, kefalet sözleşmesi,
Cümle içinde kullanımı: “Gemideki yüklerin boşaltılması için iki tarafında kefâlet-nâme imzalaması gerekmektedir. “
Kelime Köken: Arapça-kadeh+Farsça-keş
– Alkol içen, içki içen, kafayı çeken, sarhoş, esrik, sermest, kafası dumanlı, kafası kıyak
Cümle içinde kullanımı: “Dündar’ın yüzüne bakanlar kadeh-keş biri olup olmadığını iki metre öteden anlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-kabr+Fasça-gâh
– Mezarlık, mezar yeri, mezaristan, kabristan, gömütlük
Cümle içinde kullanımı: ” Annemin mezarı aile kabir-gahın da babamın yanı başındadır. “
Kelime Kökeni: Arapça-hammâm+Farsça-çe
– Küçük hamam, küçük yunak
Cümle içinde kullanımı: “Köyümüzde eski bir hammâmçe var ancak ha yıkıldı ha yıkılacak, restore edilmesi gerekiyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-hafîd+Farsça-âne
– Torun gibi, toruna benzer
Cümle içinde kullanımı: “Evlatlık aldığım bu yetimi hafîdâne gibi büyütecek, mirasımdan pay almasını sağlayacağım.”
Kelime Kökeni: mahrem-Arapça, ane-Farsça
-Gizli saklı olarak
– Mahrem bir şekilde
Cümle içinde kullanımı: “Güzelliğini mahremane, saf bir durulukla sakla da ayan beyan ortada.”