Kelime Kökeni: Arapça-âciz+Farsça-âne
– Çaresizlikle, çaresiz olarak, hakirane, tevazu ile
– Alçak gönüllülük ifadesi
Cümle içinde kullanımı: ” Acizane benim kanaatime göre beyefendinin hastalığı ruhsal görünüyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-âciz+Farsça-âne
– Çaresizlikle, çaresiz olarak, hakirane, tevazu ile
– Alçak gönüllülük ifadesi
Cümle içinde kullanımı: ” Acizane benim kanaatime göre beyefendinin hastalığı ruhsal görünüyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-lükata+Farsçs-çîn
– Çöp toplayıcısı, çöpçü
– Artık ve değersiz şeyleri toplayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Etrafta dolaşıp mahalle mahalle gezen lükata-çîn bir gün servet bulacağına inanır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Salına salına yürüme, edalı tavır takınma, naz ve cilve ile salınma, edalı yürüme
Cümle içinde kullanımı: ” Karşından bir yürüyüşü bir lenci var ki sanırsın padişahın nazlı gelini .”
Kelime Kökeni: Arapça-lem’a+Farsça-pâş
– Işıldayan, parlayan, parıldayan, ışıldayan, ışık saçan
Cümle içinde kullanımı: “Güzel Allah’ım lem’a-pâş gözlerini bir ömür soldurmasın hep güldürsün kızcağızım. “
Kelime Kökeni: Arapça-lebbeyk+Farsça-zen
– Evet diyen, razı olan, emre hazır olan, onaylayan
Cümle içinde kullanımı: ” Bu işten geri dönüş yoktur lebbeyk-zen olup sonuna kadar savaşa hazırım. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâ-yemût+Farsça-âne
– Ölümsüzlükle, ölümsüz gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Lâ-yemûtâne başlayan hayat, ömrün tükenmesiyle ahirette devam eder. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâya’kıl+Farsça-âne
– Kendinden geçmişcesine, dalgınlıkla, bilinçsizce
Cümle içinde kullanımı: ” Geçirdiği buhran sonunda lâyakılâne halde yere kapaklandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-kadeh+Farsça-kâr
– Sakî, içki dağıtan, kadehle içki sunan (kimse)
Cümle içinde kullanımı:” Doldur bee kadehkâr, ciğerimin yangınını anca bu kör olasıca söndürüyor!”
Kelime Kökeni: Arapça-ihlâs+Farsça-kâr
– İçten, samimi, sağlam olan, ihlaslı, ihlası yerinde
Cümle içinde kullanımı: “İhlâs-kâr bir kadın her zaman çocukları ve eşinin refahını düşünerek hareket eder. ”
Kelime Kökeni: Farsça
– Uygun, denk, mütenasip, nitelik yönünden eşit
Cümle içinde kullanımı: “Korkudan uyanıp özlemle bir olan hem-âheng hislerin tesiriyle titriyordum. “