Kelime Kökeni: Arapça
– Durmaksızın, hiç ara vermeden, devamlı, sürekli, hep
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-yenkati akan derenin kudretli akışı içine düşüneni sularına götürüp uzaklara götürür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Durmaksızın, hiç ara vermeden, devamlı, sürekli, hep
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-yenkati akan derenin kudretli akışı içine düşüneni sularına götürüp uzaklara götürür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
Kelime Kökeni: Arapça-latîfe+Farsça-gûyî
– Latife yapma becerisi, şaka yapma işi, şakacılık, nüktedanlık
Cümle içinde kullanımı: “Mektebin hocalarından Osman beyin latîfe-gûyî sanatı dillere destandır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şüphesiz, Kuşkusuz
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-reybî Allah tektir, ortağı olmaz. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yuva tutan, vatan edinen, mesken bulan
Cümle içinde kullanımı: “İnsan karnının doyduğu yer lâne-gîr topraklardır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan, pembe yanaklı, al yanaklı sevgili
Cümle içinde kullanımı: “Bir kerecik yüz sürsem lâle-ruh’una, bir kerecik sarsam latif vücudunu ne isterim başka Yaradan’dan. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Saçma sapan sözler, faydası olmayan sözler, manasız sözler, boş lakırdılar, gelişigüzel sözler
Cümle içinde kullanımı: “Acımı anlamayanlar laklakıyyât avuntularla beni sakinleştirmeye çalışıyor, babasız kalmanın ağırlığı avuntuyla geçer mi? “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kovulmuş, lanetlenmiş, melun, lanetli, lanetleyen
– Nefret kazanmış rahmeti Haktan mahrum
Şeytan-ı lain: Melun şeytan
Cümle içinde kullanımı: “Ramazan ayında la’in şeytanın eli kolu bir ay boyunca bağlanır. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz ucuyla bakma
– Fark ettirmeden gözlemek, belli etmeden çaktırmadan yandan bakış atma
Cümle içinde kullanımı:“Onun da bende gönlü olduğunu lahz edişinden, süzmelerinden anladım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Uluhiyyet alemi, Tanrı alemi, İlahi evren, Ruhani Dünya
– Kutsal, kutsi, mukaddes
Cümle içinde kullanımı: “İnsan denilen varlık lâhût’da yaptıkları ve düşünceleriyle amel defterini doldurur. “