Kelime Kökeni: Farsça
– Saka, sucu
– Sâki, kadehle içki sunan
– Şarapçı, şarap satan veya içen, ayyaş
Cümle içinde kullanımı: ” Haydi be âb-kâr doldur kadehleri şerefime, bu gece zil zurna olup dertlerimi unutmak istiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Saka, sucu
– Sâki, kadehle içki sunan
– Şarapçı, şarap satan veya içen, ayyaş
Cümle içinde kullanımı: ” Haydi be âb-kâr doldur kadehleri şerefime, bu gece zil zurna olup dertlerimi unutmak istiyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– İbrik
– Süs ve ziynet eşyası
– Güzellik, tazelik, parlaklık,
– Adet, yol, tarz, görenek
– Ağustos ayı, yılın sekizinci ayı
Cümle içinde kullanımı: “Âb u tâb ayında gelen bolluk ve bereket köyümüzü şenlendirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Yağmur suyu, yağmur, iri taneli yağmur, yağan su
Cümle içinde kullanımı: “Meraklanma âb-ı bârân olup saçlarının karasına düşeceğim bir gün.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lut kavminin çirkin davranışlarını alışkanlık haline getiren kimse, eş cinsel, kulampara
Cümle içinde kullanımı: “Doğru yolu terk eden lûtîler lanetlenmiş olarak sayılırlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Oyun, güldürü, eğlence, sefahat, piyes, eğlenmeyi sağlayan toplantı
Cümle içinde kullanımı:” Beni lu’b tarzı yerlerden uzak durmaya iten şey de içimdeki dermansız sızı değil miydi validem?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gereli olma, gereklilik, lüzum, icap
Cümle içinde kullanımı: “Düğün öncesinde kız evine giden bohça lizâmdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Önle ilgili, önsel, aleni, açık
Cümle içinde kullanımı: ” Edeple sınan, limmî törelere uy ki halk seni benimsesin.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gök, gökyüzü, sema, felek
Cümle içinde kullanımı: ” Likâ-yı âfâk dünde güneşle ağardı yarında ağaracak, sanma leylâ bitmeyecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Damla damla akan su
– Akarsu çukuru, dev kazanı
Cümle içinde kullanımı: ” Her su kendi lihyânını oluşturarak akar, önüne geçemezsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Life özgü, life benzer, lifi andırır, lif gibi
Cümle içinde kullanımı: “Kumaşın üretildiği madde daha çok lifî nitelikler taşıyor bana kalırsa.”