Kelime Kökeni: Arapça
– Gazete yazma
– Arasına sokma, sıkıştırma
– Bir araya getirme, biriktirip toplama
Cümle içinde kullanımı: “Yazdığı şiirleri ve makaleleri derc ederek bir dergide yayınlanmaya çalışıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gazete yazma
– Arasına sokma, sıkıştırma
– Bir araya getirme, biriktirip toplama
Cümle içinde kullanımı: “Yazdığı şiirleri ve makaleleri derc ederek bir dergide yayınlanmaya çalışıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İyilik yapmayı seven kimse, hayırsever
– Kokusu çok olan, kokulu
Cümle içinde kullanımı: “Rahmetli iyilikle dolu neffah birisiydi, toprağı bol olsun.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz yaşı akıtma, ağlama, ağlamak eylemi
Cümle içinde kullanımı: “Niçin ibtika edersin be küçüğüm, yazık değil mi bu yaşlara?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Peşpeşe iade etmek, sırasıyla geri çevirmek
– Kuşlar, omurgalı hayvanlardan geniş bir grup
Cümle içinde kullanımı: “Yaz bitimine yakın göçmen tuyûr sürüleri semayı süsleyecek.”
Kelime Kökeni: Eski Türkçe
– Osmanlı ve eski Türkçe de Farsça isim ve sıfat tamlamalarında kullanılan dilbilgisi unsuruna izafet kesresi adı verilir. İzafet kesresine göre Farsça tamlamalarda önce tamlanan sonrasında tamlayan gelmektedir.
İzafet’in kelime anlamı yakın etmek, katıştırmak manasına gelirken, iki Farsça ismini birleştirerek tamlamalar izafet kesresi (-i,-ı) ile yapılmaktadır.
Örnek: Hâne-i peder, Dîde-i giryân, Şu’arâ-yı Osmâniyye
Kelime Kökeni: Arapça
– Sidik söktürücü, çiş arttıran
– Aşırı idrar yapan
Cümle içinde kullanımı: “Hekimin verdiği müdrir sayesinde günde en az üç kez tuvalete çıkmaya başladı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sosyalizm yandaşı olan topluluk
– Osmanlı devletinde II. Meşrutiyet sonrasında sosyalizm, komünist ve ortakçılık akımlarının içeren kavram
Cümle içinde kullanımı:” Kurtuluş savaşı sırasında kurulan Halk İştirakiyun Fırkası, Anadolu’nun birçok yerinde yaptıkları komünist çalışmalarla adından söz ettirmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça-iştîyak, Farsça-nâme
– Özlem duygusunu anlatmak için yazılan mektup veya yazı
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden aşıklar birbirlerine duydukları hasreti iştiyak-name yazarak birbirlerine kelimeler aracılığıyla yakınlaşırdı.
Kelime Kökeni: Arapça- itâb, Farsça-nâme
– Bir kişiyi kınama, azarlama ve paylama amacıyla kaleme alınan mektup veya eser
Cümle içinde kullanımı:“Namık Kemal’in eseri olan Tahrib-i Harabat, Ziya Paşa’nın Harabat adlı eserine yönelik itabname özelliği taşımaktadır. ”
Kelime Kökeni: Arapça-işret, Farsça-nâme
– Üzüm ve meyvelerden yapılan şarapların, içkilerin özelliklerinin bulunduğu eserler
Cümle içinde kullanımı: “Edebiyatımızda yer alan sakinamelerin özellikleri İşret-namelerle benzerlik gösteren eserlerdir. “