Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel kadın, afitap
Cümle içinde kullanımı:” Zennup’um, benim bakmalara kıyamadığım ahu gözlü sevdiceğim…”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel kadın, afitap
Cümle içinde kullanımı:” Zennup’um, benim bakmalara kıyamadığım ahu gözlü sevdiceğim…”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ay ile güneş, güneş ve ay
– Ezheran
Cümle içinde kullanımı: “Biz iki aşık, tıpkı gökyüzünde ayrı aşıklar ezhereyn gibiydik. Gecemizde gündüzümüzde ayrılığın esiriydi. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hristiyan papazı, rahip, keşiş, karabaş
Cümle içinde kullanımı: “Evliliğe tövbe ederek kendilerini İsa’ya adayan eybeller manastırda tüm ömürlerini geçirirler. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dönmek, devretmek, sapmak
Cümle içinde kullanımı: “İnsanların maymunlardan evrindiğini düşünenler hala var. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Erkek ve kadın arasında arabuluculuk yapan kadınlara verilen isim.
Cümle içinde kullanımı: “Görücü usulü evliliklerin çoğunu dellâle denilen kadın ön ayak olurdu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çarpan, vuran, döven
Cümle içinde kullanımı: ” Mahmut’un eli ağırdır, kendisine saygısız davrananlara karşı da dâriptir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Tehlike arz eden bölge, tuzak kurulmuş yer, sakıncalı yer
Cümle içinde kullanımı: “Mayınların yer aldığı doğu sınırı dâmgâh olarak nitelendirilir girilemez. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Koçyiğit, dilaver, cengaver, kahraman, yiğit, cesur, batur
Cümle içinde kullanımı: “Hindistan’da Timur soyundan gelen Türk liderlere Gürd adı verilirdi, misal Babür Şah.”
Kelime Kökeni: Arapça-reşha, Farsça-feşân
– Damla damla saçan, damla akıtan, çok küçük miktarda akıtan
Cümle içinde kullanımı: “Reşha-feşân akan gözyaşları elime değil yüreğime değdi, burada öldüm ben.”
Kelime Kökeni: Farsça
Derdest: Ele geçirme, elde tutma, ahz ü tevkif
– Yaka paça ele geçirme, yakalamak
Cümle içinde kullanımı: “Tahir efendi dükkanına giren hırsızı derdest edip polise vermiş.”