Kelime Kökeni: Farsça
– Saka, sucu
– Sâki, kadehle içki sunan
– Şarapçı, şarap satan veya içen, ayyaş
Cümle içinde kullanımı: ” Haydi be âb-kâr doldur kadehleri şerefime, bu gece zil zurna olup dertlerimi unutmak istiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Saka, sucu
– Sâki, kadehle içki sunan
– Şarapçı, şarap satan veya içen, ayyaş
Cümle içinde kullanımı: ” Haydi be âb-kâr doldur kadehleri şerefime, bu gece zil zurna olup dertlerimi unutmak istiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gebe, hamile,
– Çocuklu, çocuğu olan
– Gizli, gizleme, saklı olarak
Cümle içinde kullanımı: ” Şiş karınlı abisten bir hanım geçen gün buraya uğradı efendim, size bir malumatı varmış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gebe, hamile, çocuklu
– Dalkavuk, şaklaban, yağcı, yalaka
– Çaşıt, casus, ajan
Cümle içinde kullanımı: ” Her halinden âbiste olduğu belli karnı öne doğru büyümeye başlamış.”
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça
– Abideye özgü, abideye benzer, anıt gibi, anıtsal
Cümle içinde kullanımı: “Kazı çalışmalarının sonunda bölge de âbidevî yapılara rastlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-âbid+Farsça-âne
– İbadet edene yakışır biçimde, kul olarak
– İbadet eden gibi, kulluğa yaraşır surette
Cümle içinde kullanımı: ” İnsan ile doğaya olan sevgiyi âbidâne şekilde yaşamak en hayırlısıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-evabid çoğul biçimi
– Yanıltmaç, bilmece, güldürü
– Vahşi, yabani, yırtıcı
– Tapan, tapınan, zahid, ibadet eden
– Kul, köle, kulluk, kölelik, bende
– Allah’ın kulu
– Rab, Allah, Yaratan
Cümle içinde kullanımı: ” En iyi Müslüman âbid olanıdır, her saniyesinde Yaradanı düşünendir. “
Kelime Kökeni: Farsça-âb+Arapça-î
– Suda yaşayan ve suda oluşan
– Gökyüzü mavisi, açık mavi, mavinin bir ton açığı
– Nilüfer, durgun sularda ve havuzlarda yetişen bir süs bitkisi
Cümle içinde kullanımı: ” Bataklığın bulanık sularında bile âbî, güzellik yetişebilmektedir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ayna, sırlı cam, mirat
– Sürahi, kadeh, cam bardak
– Gözyaşı
– Şarap
Cümle içinde kullanımı: ” Akıttığı âb-gînleri toplayıp gözyaşı şişesine akıtarak sevdiğini gönderdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çiş yapan, işeyen, idrar yapan, hacet gideren
Cümle içinde kullanımı: “Âb-efşân insanlar için umumi tuvalet yapmışlar neden ağaçlık alan arıyorsun ki?”
Kelime Kökeni: Arapça- abd
– Kulluk, köleler, kölelik, ubudiyet, bağlılık
Cümle içinde kullanımı: “Allah’tan ve peygamberinden başka kimseye abdiyyet olma, makamda para da geçicidir.”