Kelim Kökeni: Farsça-abkar+Arapça-î
– Suculuk, sakalık
– İnce işçilik ve ustalıkla işlenmiş kumaş
– Kamil, mutlaka kusuru bulunmayan, bilgin
Cümle içinde kullanımı: ” Aklı başında âb-karî olan birini kim kandırıp yoldan çıkartabilir ki?”
Kelim Kökeni: Farsça-abkar+Arapça-î
– Suculuk, sakalık
– İnce işçilik ve ustalıkla işlenmiş kumaş
– Kamil, mutlaka kusuru bulunmayan, bilgin
Cümle içinde kullanımı: ” Aklı başında âb-karî olan birini kim kandırıp yoldan çıkartabilir ki?”
Kelime Kökeni: Farsça-âb+Arapça-î
– Suda yaşayan ve suda oluşan
– Gökyüzü mavisi, açık mavi, mavinin bir ton açığı
– Nilüfer, durgun sularda ve havuzlarda yetişen bir süs bitkisi
Cümle içinde kullanımı: ” Bataklığın bulanık sularında bile âbî, güzellik yetişebilmektedir.”
Kelime Kökeni: Farsça-kûh+Arapça-î
– Dağ ile ilgili, dağla ilgili, dağa özgü
– Dağlı, dağda yaşayan kimse
– Dışarlıklı kaba kimse, taşralı
Cümle içinde kullanımı: “Şehir hayatında gözünü açan Kûhî olanı küçükser hor görür. ”
Kelime Kökeni: Farsça-îzid+Arapça-î
– Allah’tan gelen, Tanrısal, İlahî, Yaradana mahsus
Cümle içinde kullanımı:” Tüm dertler de dermanlarda Îzidî’den gelir, hastalıkta ondandır şifada ondandır. ”
Kelime Kökeni: Farsça-harâb+Arapça-î
– Harap olma durumu, perişan olma
Cümle içinde kullanımı: “Evladını savaşta yitirdikten sonra zavallıcık harâbiyyet içinde yoksulluğa düştü. ”
Kelime Kökeni: Arapça-uzr, Farsça-hâh
– Affını dileyen kimse, özür dileyen, bağışlanmasını isteyen kişi
Cümle içinde kullanımı:” Onca kabahatin ardından özür-hâh mektubu yazarak affolmayı bekliyor.
Kelime Kökeni: aftab-Farsça, -î Arapça
– Güneş yüzlü
– Şemsiye
– Güneşe ilişkin
Cümle içinde kullanımı: “Ela gözleri, altın kumralı afitabı yüzüyle kasabanın tüm delikanlılarını kendine aşık ederdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çin işi
– Çin imparatoru
Cümle içinde kullanımı: “Çin’i birleştiren ilk fagfuri Çin Şi Huang’dır.”