Kelime Kökeni: Ad
– Boy abdesti almış kimse
– Gusül abdesti almış kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Bünyamin mutlaka uzak yola çıkarken abdestlü olarak çıkar kazadan beladan sakınayım diye.”
Kelime Kökeni: Ad
– Boy abdesti almış kimse
– Gusül abdesti almış kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Bünyamin mutlaka uzak yola çıkarken abdestlü olarak çıkar kazadan beladan sakınayım diye.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Namaz ve benzeri ibadeti yerine getirmek i.in ağza ve burna su çekme; elleri, yüzü ve ayakları yıkama ile kulaklara ve başa ıslak elle mest etme
– Müslümanların temizlenmek için kullandıkları yöntem, arınma
– Gaita çıkarma, işime
Cümle içinde kullanımı: “Öğlen namazı yaklaşıyor abdestimi tazeleyip Camii’ye gidelim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Su kovası, süzgeçli kova, bahçe kovası
– Sidik torbası, mesane
– Göl
Cümle içinde kullanımı: ” Abdan ile tüm çiçekleri sulamayı unutma yavrum, güller susuzluktan başını eğmesin.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Abdallar, ahmaklar, çabuk aldananlar
– Dervişler
Cümle içinde kullanımı: “Abdâlân memleketi Konya’dan selamlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüzme sporu yapan kimse
– Yüzücü, yüzgeç
– Su cambazı
Cümle içinde kullanımı: ” Suyun içinde adeta bir balık âb-bâz bir yeteneğe sahiptir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sert, hırçın, çatık kaşlı kimse, haşin, boyun eğmez
– Arslan, aslan
– Gazanfer, yiğit, yürekli
– Yola çıkacak insan anlamında kullanılır
Cümle içinde kullanımı: ” Yavaştan yola revan olunma vaktidir, demişler yolcudur abbas bağlasan durmaz.”
–
Kelime Kökeni: Arapça-bi’r çoğul biçimi
– Kuyular, su kuyuları, çukurlar
Cümle içinde kullanımı: ” Köyün berisinde kalan çok eski bir âbâr var belki içinde su vardır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebetler, sonu olmayan gelecekler, ebediyet, sonsuzluk
Kelime Kökeni: Farsça
– Bakımlı, şen
– Ovalık yer, imar edilmiş mamur
– Harab karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Âbâd olarak hazineye geçen yerler devlet kontrolünde ekilip biçilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışma, yapıştırma, yapıştırma işi, birbirine kafes gibi sokup yapıştırma
Cümle içinde kullanımı: ” Demirden yapılma saçlar kaynakla iyice lüzub edilip soğumaya bırakıldı.”
Kelim Kökeni: Arapça
– Yapışma, bitişme, eklenmiş olma, bitişik, tutunma
– Kavuşma, ulaşma, yetişme
Cümle içinde kullanımı: ” Birbirine doğru meyleden ağaçların lüsûk etmiş dalları arasından günün ilk ışıkları süzülüyordu.”