Kelime Kökeni: Arapça-lahn
– Etler, tenler
Cümle içinde kullanımı: “Lime lime olmuş lühûm ölümün en kötü halini sergiliyor bize.”
Kelime Kökeni: Arapça-lahn
– Etler, tenler
Cümle içinde kullanımı: “Lime lime olmuş lühûm ölümün en kötü halini sergiliyor bize.”
Kelime Kökeni: Arapça-lahd
– Lahitler, mezarlar, kabirler, çukurlar, makberler
Cümle içinde kullanımı: “Ey insan kibirlenme, sonunu görmek istiyorsan lühûda bak!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kalabalık, topluluk, cemiyet, camia, cemiyet, toplum
Cümle içinde kullanımı: “İslamiyet bayrağını taşıyan lüc ve dindaşlarımız gönül kardeşimizdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Öz ile, lübbe ait, içle ilgili, derunı
Cümle içinde kullanımı: ” Tükenmişlik beden değil lübbî temellere dayanır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Hz. İbrahim soyundan bir peygamber
– Eşcinsel bir yaşam tarzını benimseyerek lanetlenen kavim
– Lezzetli yiyecekler, tatlı yiyecekler
– Çıplak, soyunuk
Cümle içinde kullanımı: “Lût kavmini helak eden yasaklanmış tarza birliktelikler kurmalarıydı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Miskinlik denilen hastalık
– Cüzzam, lepra, bulaşıcı bir deri hastalığı
Cümle içinde kullanımı: “Köydeki lurî hastalığı olan kişileri toplayarak daha uzak bir yerleşim yerin götürdüler.”
Kelime Kökeni: Arapça-lûkme+Farsça-şümâr
– Herkesin lokmasını sayan, yenen lokmaları sayan kimse
– Cimri, pinti, hasis, varyemez, eli sıkı
Cümle içinde kullanımı: “Rahmetli lûkme-şümâr, zengin ancak yedirtmeyen biri olarak göçüp gitti bu dünyadan.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lokma, sokum, bir defa da yutulacak yemek
– Yutmak
Cümle içinde kullanımı: ” Bir yudum suyuma bir lûkme somunuma eş ol isterdim, tek temennim buydu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kısa tüyleri olan yük devesi, lök
Cümle içinde kullanımı: ” Kervanın ardından gelen lûk ile eşeklere ilk evvela su vermeyi unutmayın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz ucu ile bir şeye dikkatli dikkatli bakma
Cümle içinde kullanımı: ” Direk bakamaz luhâza seyrederdim uzaktan çehresini.”