Kelime Kökeni: Farsça-îzid+Arapça-î
– Allah’tan gelen, Tanrısal, İlahî, Yaradana mahsus
Cümle içinde kullanımı:” Tüm dertler de dermanlarda Îzidî’den gelir, hastalıkta ondandır şifada ondandır. ”
Kelime Kökeni: Farsça-îzid+Arapça-î
– Allah’tan gelen, Tanrısal, İlahî, Yaradana mahsus
Cümle içinde kullanımı:” Tüm dertler de dermanlarda Îzidî’den gelir, hastalıkta ondandır şifada ondandır. ”
Kelime Kökeni: Farsça
– Allah, Yaratan, Rab
– Zerdüşt, Zerdüşt dininde hayır tanrısı
Cümle içinde kullanımı:” Üç büyük Pers imparatorluğun dini olan Zerdüştçülüğün tanrıları arsında Îzid’de yer alır, bu tanrının yoksullara hayır dağıttığına inanılırdı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Karşılık olarak, bedel niyetiyle, mukabele olarak
Cümle içinde kullanımı:” Sözlerine ivazen bende söylüyorum ki bugünden itibaren bu aileyle olan tüm ilişiğimi kesiyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sözleşmeye özgü, ittifakla alakalı
– Rastgele, tesadüfle, sıradan, gelişigüzel
Cümle içinde kullanımı: “Sanırım devlet dairesindeki terfiler ittifâkiyye şekilde gerçekleştirilmiyor, torpil yapıldığını düşünüyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Birlik oluşturma yanlısı kişi, birleşme
– Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki Cemiyetinin üyesi olan onları savunan kimse
Cümle içinde kullanımı: “İttihat ve Terakki Fırkası ittihâdçıları ikinci meşrutiyetin ilan edilmesinde büyük rol oynamışlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dönüşümcülük, şekil değiştirmecilik, transformizm
– Evrimciliği savunan görüş, Darvincilik, Lamarkçılık
Cümle içinde kullanımı: “Charles Darwin’i savunanlar istihâliyye öğretilerinin evrimleşmeyi açıkladığı görüşünde hemfikirlerdir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aslını araştırma, inceden inceye araştırma, dikkatle araştırma, bir şeyin künhüne varmaya çalışma
Cümle içinde kullanımı: “Bitkilerin ve haşerelerin nasıl yayıldıkları ve ürediklerini istıksâ ederek öğrenmeye çalışıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gözleme, bekleme eylemi
– Bir işe başlamak, girişmek,
– Kötü ve uygunsuz bir iş yapma, kötülük etme, suç işleme
– Rüşvet alma, yolsuzluk yapma
– Hile yapma, hile hurdaya başvurmak, yalan söyleme
Cümle içinde kullanımı: ” Yüksek makamlar irtikâbât ederek kazandığı servetine güvenmesin yolsuzlukla elde ettiği malı mülkü kurur”
Kelime Kökeni: Arapça-irtisam çoğul biçimi
– Resmedilme, resmi çizilme, resmi çizilme
– İz düşümü, izdüşüm, görüntü, görünüş
Cümle içinde kullanımı: “Beyaz kağıda düşen yüzün sanki irtisâmât edilmiyor da nakış gibi işleniyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Soya çekim, kalıtım, kalıtımsallık, irsîlik, veraset
Cümle içinde kullanımı: “Tavşan dudakla doğma bizim ailenin irsiyyet özelliklerinden biridir, sülalemizde her üç çocuktan biri öyle doğar. “