Kelime Kökeni: Arapça
– Azmetmek, çalışıp çabalamak, gayret göstermek
Cümle içinde kullanımı: “Eğer cehd eylersen, Allah mükafatını verecektir oğlum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Azmetmek, çalışıp çabalamak, gayret göstermek
Cümle içinde kullanımı: “Eğer cehd eylersen, Allah mükafatını verecektir oğlum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Müsait, elverişli, uygun, tam vakti
Cümle içinde kullanımı: “Cedâret vakti gelmişken, yürümekten korkma. Dağlar önünde yola gelecek yiğidim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ödlek, yüreksiz, korkak, tabansız, ürkek
Cümle içinde kullanımı: “Salih bey bu debdebeli neferler içerisinde en cebân olanıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tepe, dağ, zirve, doruk, tarıma elverişsiz toprak
Cümle içinde kullanımı: “Ufkun arkasında kalan cebele ulaştık mı bütün gayretimizin ödülünü alacağız. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hediye, armağan, inayet, lütuf
– Yağmur, yağan rahmet, bolluk
– Kazanç, yarar, avantaj, kâr
Cümle içinde kullanımı: “Gökten düşen cedâ, kuraklığı yeşeren tarlalara bırakacak. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İnsan kaderi ve iradesini inkâr, reddeden mezhep türü
– Kaderiyye mezhebinin karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Cebriyye’ye mensup bir kimse alın yazısına, kadere inanmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nara atmak, ses yükselterek konuşmak, bağırmak
Cümle içinde kullanımı: Yeter artık, bıktım senin olup olmadık yerde caylamandan!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Oturulan yer, mahal, yer
– Orun, mevki, rütbe, makam, mesnet
Cümle içinde kullanımı: “Devlet kapısında üstün cay-gâh elde ettikten sonra kimse tarafından yıkılmazsın evelallah!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaralayan kişi, yara açan, yaralayan
– Çürüten
Cümle içinde kullanımı: “O yâr ki yüreğimi pare pare eden, gönlümün cârihi…”
Kelime Kökeni: Farsça
– Koçyiğit, dilaver, cengaver, kahraman, yiğit, cesur, batur
Cümle içinde kullanımı: “Hindistan’da Timur soyundan gelen Türk liderlere Gürd adı verilirdi, misal Babür Şah.”