Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lâle-had Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-sıfat

– Lale yanaklı, lale gibi kırmızı yanaklı kimse, lale gibi pembe yanaklı kimse

– Al yanaklı(sevgili)

Cümle içinde kullanımı: “Gülistanı dermem lakin lâle-had yüzünü öpücüklerimle sularım.”

Lâle-fam Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Kırmızı, al

– Lale renkli, lâle-reng

Cümle içinde kullanımı: “Dudakları lâle-fâm rengini almıştır şimdi, mahmur bakan bakışları uykuludur hafiften. “

Lâle Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça 

– Zambakgillerden yaprakları uzun ve mızrağı andıran kadeh şeklindeki çiçek türü

– Ucuna üçlü veya dörtlü çatal geçirilmiş meyve toplamaya yarayan sırık

– Esirlerin, kölelerin veya cezalıların boyunlarına geçirilen demir halka

– Akli dengesi yerinde olmayan kimselerin boynuna takılan demir halkanın ismi

– Tulipa gesneriana

Lalanga Nedir?

Kelime Kökeni: Yunanca 

– Tavada yağ içinde kızartılarak pişen üstüne şerbet veya şeker dökülerek yapılan yumurtalı hamur tatlısı

Cümle içinde kullanımı: “Agna hanımın bizzat elinden çıkan lalanga’nın tadı hala damağımda “

Lala Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Çocuk bakısı, uşak, köle

– Sarayda harem ağası

– Osmanlı devletinde şehzadelerin eğitimiyle ilgilenen görevli

– Padişahların sadrazamlara hitap şekli

La’l-i Revan Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-la’l+Farsça-revân

– Akan kırmızı, kırmızı akan

– Şarap (mecaz)

Cümle içinde kullanımı: “Hamr; ırmağında la’l-i revân şarabı kadehine doldur, bu içenlere zevk veren ırmağın suyu şarabıdır. “

La’l-i Reng Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lâ’l+ Farsça-reng tamlama

– Kırmızı, al, la’l renkli, kan rengi, kızıl renk, kızıl

Cümle içinde kullanımı: “La’l-i reng şalını omuzlarına atar endamıyla salına salına meydanda yürürdü. “

Lal-i Müzab Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Kan kırmızısı, çok kırmızı

– Şarap (mecaz)

Cümle içinde kullanımı: “Lal-i müzâb vişneler şarap yapımı için ayrıldı. “

La’l-i Nâb Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-tamlama

– Kıpkırmızı dudak, saf ve bozulmamış dudak

Cümle içinde kullanımı: ” Al düşmüş la’l-i nâb ağzına, gözlerine gecenin yıldızları düşmüş. “

Lâl ü ebkem Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-tamlama

– Şaşırıp kalmış, dona kalmış, susmuş, sükuta mecbur olmuş, dili tutulmuş konuşamaz hale gelmiş

Cümle içinde kullanımı:” Güzel sesiyle ne zaman şarkı söyleyecek olsa karşısında lâl ü ebkem olur, gözlerim hissettiğim mutluluktan dolardı. “