Kelime Kökeni: Türkçe-al+Farsça-gûn
– Kırmızı, al renkli, algın, kızıl
– Serap, ılgım, pusarık, yalgın
– Tepe, tümsek, doruk
Cümle içinde kullanımı: ” Algûn entarisi, yeşil fistanıyla bir köyün tüm delikanlıları ona aşıkttı.”
Kelime Kökeni: Türkçe-al+Farsça-gûn
– Kırmızı, al renkli, algın, kızıl
– Serap, ılgım, pusarık, yalgın
– Tepe, tümsek, doruk
Cümle içinde kullanımı: ” Algûn entarisi, yeşil fistanıyla bir köyün tüm delikanlıları ona aşıkttı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kırmızı, Kızıl, Kıpkırmızı, kan rengi, alrenk
Cümle içinde kullanımı: ” Ağaçtan sarkan sulu mu sulu ahmer elmaları yemeden durabilmek imkansız. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırmızı, al, kızıl, kırmızı renkli, al renkli, kan rengi
Cümle içinde kullanımı: “Yere serdiğimiz la’l-gûn halının motifleri Osmanlı hanedanlığını temsil ediyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâ’l+Farsça-fâm
– Al renkli, kırmızı, kızıl renkli, kızıl
Cümle içinde kullanımı: “Yeğenimin la’l-fam yüzüne baktıkça ömrüm günbegün uzuyor yaşamakta ayrı bir keyif alıyorum. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırmızı, al
– Lale renkli, lâle-reng
Cümle içinde kullanımı: “Dudakları lâle-fâm rengini almıştır şimdi, mahmur bakan bakışları uykuludur hafiften. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâ’l+ Farsça-reng tamlama
– Kırmızı, al, la’l renkli, kan rengi, kızıl renk, kızıl
Cümle içinde kullanımı: “La’l-i reng şalını omuzlarına atar endamıyla salına salına meydanda yürürdü. “