Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lâl Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Konuşma melekesini yitirmiş (kimse), dilsiz, konuşma engelli, dili tutulmuş kimse, ahraz, ses çıkarmayan sessiz

– Yakut gibi kırmızı renkte değerli bir taş

-Koyu kırmızı renkte değerli bir tür mürekkep

– Kırmızı, al, kızıl renk

– Dudak

Cümle içinde kullanımı: “Dili lal olmuş bir kere aşka hangi sevda onu konuşturabilecek güce sahiptir ki?”

Lakve Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Yüz felci, kısmi felç, ağız çarpılması

Cümle içinde kullanımı: “Annem yaşadığı şok sonrasında inme geçirerek lakve uğradı, şimdi rahat yemek yiyemiyor. “

Lakt Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Yerden toplama, derlemek, toplamak, cem’etmek, devşirip kaldırmak, devşirme, bir araya getirip düzene sokma

Cümle içinde kullanımı: “Sabahattin Ali’nin bütün eserlerini lakt ederek halka ücretsiz dağıtmak isterdim. “

Laklakıyyat Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Saçma sapan sözler, faydası olmayan sözler, manasız sözler, boş lakırdılar, gelişigüzel sözler

Cümle içinde kullanımı: “Acımı anlamayanlar  laklakıyyât avuntularla beni sakinleştirmeye çalışıyor, babasız kalmanın ağırlığı avuntuyla geçer mi? “

Laklaka Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Anlamsız söz, yararı olmayan konuşma, gereksiz söz, boş laf

Cümle içinde kullanımı: “Laklaka edene itibar edersen yarı yolda kalmaya mahkumsun.

Laklak Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Leylek, Leyleğin gagasıyla çıkardığı sesler

– Gevezelik, ara vermeden söylenilen saçma sapan sözler, gelişigüzel konuşma

Cümle içinde kullanımı: “Akşam köy kahvesinde iki laklâk edelim Hakkı uzun zamandır hoşbeş edemedik. “

Lakıt Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi lükate

– Yerden kaldırılan şey, sahipsiz kalmış şey

– Sokakta bulunan para, mal veya benzeri

– Sokağa bırakılan yeni doğmuş çocuk

Cümle içinde kullanımı: “Dün evden işe gitmek için çıktığımda lakît buldum, iyice baktığımda içi dolu bir cüzdan olduğunu anladım. “

Lakin Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-edat

– Ancak, fakat, ama, şu var ki, şu kadar var ki, amma, yalnız

Cümle içinde kullanımı: ” Lakin bir şeyi gözden kaçırıyorsun üstadım; kalp birini severken özlemin en tatlı şarabını içer. “

Lakım Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Perdahlanmış, yontulmuş, düzeltilmiş, yonulmuş

Cümle içinde kullanımı: “Ceviz ağacının tomrukları lakîm edilerek masa yapımı için marangoza teslim ediliyor. “

Lakı Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Kişiliksiz,  kimliksiz, itibarsız, zelil, değersiz (kimse)

Cümle içinde kullanımı: “İnsan gururu ve itibarı için yaşar, lakî bir insan asla benimsenip sevilmez. “