Kelime Kökeni: Arapça
– Hiç bir söze gerek yok, her şey yolunda, hiç bir diyecek yok
Cümle içinde kullanımı: “Yorulma efendi, boşa lâ-kelâm ancak nefes yorar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hiç bir söze gerek yok, her şey yolunda, hiç bir diyecek yok
Cümle içinde kullanımı: “Yorulma efendi, boşa lâ-kelâm ancak nefes yorar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İlgisizlik, umursamazlık, kayıtsızlık, aldırmazlık, alakasızlık, aldırış etmemezlik
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-kaydî bir kadınla ömür geçirmek veli olan bir adama bile zor gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâ+kayd, Farsça-âne
– Kayıtsızca, umursamazca, ilgisizce, alakasızca, mühimsemeyerek, vurdum duymazca
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-kaydâne tavırlarıyla beni kendinden soğutmaya, uzaklaştırmaya çabalıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Vurdum duymaz, kayıtsız, umursamaz, aldırmaz, alakasız, aldırış etmeyen, kıymet vermeyen, ilgisiz, aldırışsız
Cümle içinde kullanımı: “Babamın bana karşı olan lâ-kayd tutumu kalbimi bin parçaya ayırıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir kimseye veya ailesine öz adından başka sonradan verilen ad, takma ad
– Meşhur birine sonradan aldığı ad, mahlas
Cümle içindeki kullanımı: “Bizim sülalemizin kasabadaki lakabı Elmacı’dır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Arslan, aslan
Cümle içinde kullanımı: “Lâ’is kükremesiyle tüm ormanı dize getirirken, insanın yiğidi de namerdi dize getirir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kovulmuş, lanetlenmiş, melun, lanetli, lanetleyen
– Nefret kazanmış rahmeti Haktan mahrum
Şeytan-ı lain: Melun şeytan
Cümle içinde kullanımı: “Ramazan ayında la’in şeytanın eli kolu bir ay boyunca bağlanır. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Serzeniş, çekiştirme, levmetme, yakınma, kınama, dedikodu yapmak
Cümle içinde kullanımı: “Be hanım koca mahalleyi lâ’ime edip günahını sırtlandın, bir sus Allah aşkına.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Arsızlık eden, levmeden, yüze karşı konuşan, çekiştiren, başkasını kötüleyen, zemmeden, bir kimseyi yeren
Cümle içinde kullanımı: ” Kimseyi lâ’im edip haksız yere günaha girmeyelim dostlar, herkes suçunun vebalini öder nasılsa. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çaresiz, çaresi olmayan, ilacı olmayan, dermansız, onulmaz
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl anlatsam yüreğimdeki hastalığın lâ-ilâc olduğunu! “