Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Geçilmez, aşılmaz
Cümle içinde kullanımı: “Çanakkale cephesi vatan sevgisi yüzünden lâ-yefut aman vermez bir topraktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Geçilmez, aşılmaz
Cümle içinde kullanımı: “Çanakkale cephesi vatan sevgisi yüzünden lâ-yefut aman vermez bir topraktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Fena bulmaz, yok olmaz, tükenmez, bitmez, sonsuz, sonu gelmez
Cümle içinde kullanımı: ” Sevdalar gerçek ise lâ-yefnâ’dır, ömür boyunca unutulmaz. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Anlaması kıt, anlayışsız, idrakten aciz, anlayışsız
Cümle içinde kullanımı: ” Ölüyü diriltmek kadar manasız bir şey varsa o da lâ-yefhem olana kelam anlatmaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Uygun değil, müsaade verilmez, caiz değil, yakışmaz, olamaz
– Aykırı, mugayir, ters
Cümle içinde kullanımı: ” Hısım olan ailelerin birbirinden kız alıp vermeleri lâ-yecûz sayılmaktaydı. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Anlamsız, boş, gereksiz, manasız, yararsız, yersiz
Cümle içinde kullanımı:” Aşk-ı Memnu’daki Bihter’in sevdası nasıl lâ-ya’ni ise Behlül’ün sevdası da o kadar tahammülsüz bir oyalanma idi. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Bilmez, bilgisiz, cahil
Cümle içinde kullanımı: ” Ey lâ-ya’lem olan ademoğlu, yeryüzünün kıymetini anlamadan nasıl olur da ahireti anlamaya çalışırsın!”
Kelime Kökeni: Arapça-lâya’kıl+Farsça-âne
– Kendinden geçmişcesine, dalgınlıkla, bilinçsizce
Cümle içinde kullanımı: ” Geçirdiği buhran sonunda lâyakılâne halde yere kapaklandı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bilinçsiz, kendinde olmayan, aklı başında olmayan, dalgın, bihoş, kendinden geçmiş
Cümle içinde kullanımı:” Gözleri kapanırken lâya’kıl görüntüsü giderek huzura erişerek uykuya telim oldu. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Çamur
– Tortu
– Kül
Cümle içinde kullanımı: “Kirin pasın içinde lây birikirken, kuyudan çıkan ışık huzmesi uğultuların kaynağıydı. “
Kelime Kökeni: Almanca
– Bir tür telli çalgı, gövdesi uttan küçük küçük mızrapla çalınan müzik aleti
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Kendiliğinden doğamayan bebekleri annelerinin rahminden çekip almaya yarayan kıskaca benzeyen alet
– Bu işlemi yapa doktor, hekim
Cümle içinde kullanımı: ” Lavtanın sesi çadırın dışından taşarak karanlık semaya doğru yükseliyordu. “