Kelime Kökeni: Arapça
– Fikir beyan edilmediği durumlarda söylenen cümle
– Ne evet ne hayır, yorum yok
Cümle içinde kullanımı: “Korktuğum başıma geldi lâ ve ne’am katiyen bir şey söyleyemem “
Kelime Kökeni: Arapça
– Fikir beyan edilmediği durumlarda söylenen cümle
– Ne evet ne hayır, yorum yok
Cümle içinde kullanımı: “Korktuğum başıma geldi lâ ve ne’am katiyen bir şey söyleyemem “
– Yassı gümüş külçesi
– Nal takılan hayvanın alt dudağını sıkmak amacıyla kullanılan aletin adı
Cümle içinde kullanımı: “Atların tırnakları kesildikten sonra nalları lavaşa edilip sefere çıkılmak üzere hazırlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Vallahi hayır, vallahi ve billahi olmaz
Cümle içinde kullanımı: “Yeminler olsun, lâ-v’Allah bu kadını evimden bacamdan içeri sokmam. “
Deniz terimi: Filikayı yürütmek, kayığı çekmek, boşa al ve ger anlamında kullanılan emir
Mecaz: Birinin dedikodusunu etmek, birini çekiştirmek
Cümle içinde kullanımı: “Denizcilerin hepsi birden limandaki gemiyi lava etmeye çabaladı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yalanacak, yenilenecek macun
– Yalanmış madde
– Luûk eş anlamlısı
Cümle içinde kullanımı: “La’uk elma şekerleri panayırın en fazla satılan şekerlemelerinden biri. “
Kelime Kökeni: Arapça-laubalî+Farsça(y)âne
– Laubali tarzda, saygısızlıkla, ilgisizce, senli benli olarak
– Dikkatsizce, kayıtsız, alakasızca
Cümle içinde kullanımı:”Kalem müdürünün laubâliyâne tavırları kovulmasına sebebiyet verdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-latma+Farsça-hân
– Dayak yiyen, tokat yiyen
– Tokat veya dayak yiyen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Latma-hân çocuklar tek sıra halinde hocasının önünde eli bağlı bekliyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şamar, dayak, tokat, patak, kötek
Cümle içinde kullanımı: “Anamın yalan söyleyen evlatlarına attığı latma meşhurdur, beş parmağının izi suratımızda gül gibi açar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
– Üç köşeli yelken
– Babafingoya belli bir açıyla asılarak bir serene bağlanan ve eğik durumda kaldırılan üçgen yelken
Cümle içinde kullanımı: “Sahilin ilerisinde ki Latin yelkenleri nazlı bir edayla rüzgarla savruluyor. “