Kelime Kökeni: Arapça-lu’bet+Farsça-gâh
– Seyirlik oyunlarının oynandığı yer, oyun yeri, temaşa yeri
– Sefih kimselerin eğlence yeri
Cümle içinde kullanımı: “Lubet-gah eski dönemlerde tiyatro tarzı oyunların oynandığı eğlence mekanlarından biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-lu’bet+Farsça-gâh
– Seyirlik oyunlarının oynandığı yer, oyun yeri, temaşa yeri
– Sefih kimselerin eğlence yeri
Cümle içinde kullanımı: “Lubet-gah eski dönemlerde tiyatro tarzı oyunların oynandığı eğlence mekanlarından biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Oyun unsuru, oynatılan nesne, oyuncak, oynatılan ve oynanan şey
Cümle içinde kullanımı: ” Gölge gösterilerinde kullanılan tahta lu’betlerin bir kısmı eskimiş yenilenmesi gerekiyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Oyun, güldürü, eğlence, sefahat, piyes, eğlenmeyi sağlayan toplantı
Cümle içinde kullanımı:” Beni lu’b tarzı yerlerden uzak durmaya iten şey de içimdeki dermansız sızı değil miydi validem?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Salyaya ilişkin, salya ile ilgili, salyaya özgü
– Salya gibi yapışkan
Cümle içinde kullanımı: ” Bitkilerden hazırlanan ilaç tıpkı lu’âbî bir kıvamda, rengi ise nefti yeşili.”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Salya, tükürük, ağızdan sızan tükürük
– Bitki özleriyle kıvamlı duruma getirilmiş ilaç, bitki şerbeti
Cümle içinde kullanımı: “Felç geçirdiği günden bu yana lu’âb akan ağzını tam anlamıyla kapatamıyor.”
Kelime Kökeni: Sıfat-ad
– Ağır, tembel, battal
– Yedi yaşından büyük olan erkek boz deveye verilen ad
– Zeytinyağı, yumurta beyazı, pamuk ve kirecin karıştırılmasıyla ortaya çıkan kırık çanak çömlekleri ve künkleri birleşmede kullanılan bir tür macun
– Lökün
Cümle içinde kullanımı: “Lök gibi oturdu koltuğa ne kalkıyor ne de bir işin elinden tutuyor!”
Kelime Kökeni: Ad
– Karanlıkça, çok aydınlık olmayan, ışıkları az olan, yeterince ışık almayan, az aydınlatılmış
– Tenbel, gevşek, batî, üşenen
Cümle içinde kullanımı: “Aydınlatması yetersiz loş bir odaya misafir edilirken günün son ışıkları pencereden kaybolup gidiyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-lukta+hulkum
– Bir tür tatlı kurabiye
– Halkum denilen şeker, latilokum, kesme
– Şekerli nişasta eriyiğinin eritilip ağdalaştırılması ve içine meyve özleri ile kuruyemişlerin katıldığı dikdörtgen kare biçimdeki tatlı şekerleme
– Yumuşak ve tatlı şeyler için kullanılan söz
Cümle içinde kullanımı: ” Türk lokumu damakta bıraktığı enfes tadıyla meşhurdur azizim, başka ülkelerde bu tadı bulamazsın.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir cins serçe, küçük boz renklerinde ötücü bir kuş
Cümle içinde kullanımı: ” Bahçemin dört bir yanı minik lokralarla dolu, onları öterken seyretmek beni mutlu ediyor.”
Kelime Kökeni: Fransızca
– Bir demir yolu üzerinde vagon denilen özel yapılmış arabaları çeken raylar üzerine kurulmuş buhar makinesi
– Kötü filmlerin satışını arttırmak için bunlarla birlikte satılan veya kiralanan tek başına satışı olmayan iyi film
Cümle içinde kullanımı: “Issız adam filmi zamanında lokomotif dediğimiz filmlerden biriydi çok sattırdı.”