Kelime Kökeni: Arapça
– İşrakıyye karşıtı
– Dünyanın ebedi, sonsuz olduğunu savunan felsefe, materyalizm, materyalistik
Cümle içinde kullanımı: “Dehriyye felsefesini savunan kişiler aynı zamanda ateizme yatkındır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İşrakıyye karşıtı
– Dünyanın ebedi, sonsuz olduğunu savunan felsefe, materyalizm, materyalistik
Cümle içinde kullanımı: “Dehriyye felsefesini savunan kişiler aynı zamanda ateizme yatkındır. “
Kelime Kökeni: Arapça-de’âvî
– Tanzimat fermanından sonra protokol işleri için yeni kurulan makam
– Günümüzde Adalet Bakanlığı olan makam
Cümle içinde kullanımı: “Deâvi Nezareti 1836 yılından 1870 yılına kadar hizmet vermiştir. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Levhateyn, ortadan menteşeli kitaplarda cilt veya kapak vazifesi görmesi için iki kanatlı çift sayfalara verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Eski sahifelerde bulunan deffeteynler kitapların sayfalarının dağılmasını önlemeye yardımcı olarak sayfaları bir arada tutardı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çarpan, vuran, döven
Cümle içinde kullanımı: ” Mahmut’un eli ağırdır, kendisine saygısız davrananlara karşı da dâriptir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Tehlike arz eden bölge, tuzak kurulmuş yer, sakıncalı yer
Cümle içinde kullanımı: “Mayınların yer aldığı doğu sınırı dâmgâh olarak nitelendirilir girilemez. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Tez canlı kimse, hızlı, çevik, atik, hareketli, tetik
– Hırsız, yan kesici, arakçı
– Makam sahibi kişi
Cümle içinde kullanımı: “Dündar bey çâlâk hünerleriyle hemen göze girdi girmesine ancak çenesine pek hakim olamıyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Dalkavuk, yaltakçı, el etek öpen, yalaka, yağcı
Cümle içinde kullanımı: “Bizim gibi dürüst kişiler çâlbûs insanların yanında hora geçmez, dünya el etek öpenlerin dünyası olmuş. “
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtılmış,yırtık duruma gelmiş, çatlamış, yarılmış
Cümle içinde kullanımı: “Çeyizinde sakladığı tüm giysiler, çullar çaputlar çâk-dâr olup paralanmış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kadınların saçlarını kapatmak için örtündükleri örtü
– Çadır, çerge, otağ
Kelime Kökeni: Arapça
– Azmetmek, çalışıp çabalamak, gayret göstermek
Cümle içinde kullanımı: “Eğer cehd eylersen, Allah mükafatını verecektir oğlum.”