Kelime Kökeni: Arapça
– Müsait, elverişli, uygun, tam vakti
Cümle içinde kullanımı: “Cedâret vakti gelmişken, yürümekten korkma. Dağlar önünde yola gelecek yiğidim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Müsait, elverişli, uygun, tam vakti
Cümle içinde kullanımı: “Cedâret vakti gelmişken, yürümekten korkma. Dağlar önünde yola gelecek yiğidim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Oturulan yer, mahal, yer
– Orun, mevki, rütbe, makam, mesnet
Cümle içinde kullanımı: “Devlet kapısında üstün cay-gâh elde ettikten sonra kimse tarafından yıkılmazsın evelallah!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaralayan kişi, yara açan, yaralayan
– Çürüten
Cümle içinde kullanımı: “O yâr ki yüreğimi pare pare eden, gönlümün cârihi…”
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel kokması yahut ilaç ve büyü yapımında yakılarak kullanılan madde, tütsü
Cümle içinde kullanımı: Evinin her köşe ucu tutuşturulmuş gümre doluydu kendi gözlerimle gördüm. “
Nayab kelimesi, Türkçeye Farsça’dan geçmiş, derin ve güzel bir anlama sahip bir sözcüktür. Günlük hayatta sıkça kullanılmasa da, edebiyat ve şiirde sıklıkla karşımıza çıkar. Bu yazıda, nayab kelimesinin kökenini, anlamını ve cümle içerisindeki kullanımını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Nayab kelimesinin kökeni Farsça’ya dayanmaktadır. Farsça’da “nadir”, “bulunmayan”, “benzersiz”, “eşsiz” ve “ender” anlamlarına gelir. Bu anlamlar, kelimenin Türkçedeki kullanımına da yansımıştır.
Nayab, Türkçede genellikle “eşsiz”, “benzersiz”, “nadir bulunan” veya “değerli” anlamlarında kullanılır. Bir şeyin kolaylıkla elde edilemeyen, özel ve kıymetli olduğunu ifade etmek için tercih edilir. Özellikle bir güzellik, yetenek veya eşya için kullanıldığında, o şeyin sıradışılığını ve benzersizliğini vurgular.
Nayab kelimesi, genellikle edebi metinlerde ve şiirlerde kullanılır. Klasik edebiyatımızda sıklıkla rastlanan bu kelime, günümüzde de anlamını korumaktadır. İşte nayab kelimesinin kullanıldığı bir örnek:
“Ey dürr-i nayâb, sen misin hicran eyleyip gözyaşı döken?”
Bu cümlede “dürr-i nayâb” ifadesi, “eşsiz inci” anlamına gelmektedir ve hitap edilenin güzelliğini ve değerini vurgulamaktadır.
Nayab kelimesi yerine kullanılabilecek bazı eş anlamlı kelimeler şunlardır:
Nayab kelimesi, Farsça kökenli olup, Türkçede “eşsiz”, “benzersiz” ve “değerli” anlamlarına gelir. Özellikle edebiyat ve şiirde sıklıkla kullanılan bu kelime, bir şeyin nadirliğini ve kıymetini ifade etmek için tercih edilir. Anlamının derinliği ve estetik değeri, nayab kelimesini Türk dilinin zengin bir parçası haline getirmektedir.
Nayab kelimesi, Hint-Avrupa dil ailesine ait olan Farsça kökenlidir. Farsça, aynı zamanda Türkçe ile de akraba olan bir dildir ve bu nedenle birçok Farsça kelime Türkçeye kolaylıkla geçmiştir.
Nayab kelimesi, günlük konuşma dilinde çok sık kullanılmayan bir kelimedir. Daha çok edebiyat, şiir ve resmi yazışmalarda tercih edilir. Günlük hayatta eş anlamlıları olan “eşsiz” veya “benzersiz” kelimeleri daha yaygın olarak duyarız.
Elbette. Örneğin: “Bu antika vazo, koleksiyonumdaki en nayab parçalardan biridir.” veya “Onun yeteneği gerçekten nayab, böyle bir ses daha önce duymadım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gereken biçimde, gereğince, gerektiğinden
Cümle içinde kullanımı: “Sürgün Biliktizâ’ya göre yanında sadece bavulunu alabilir, fazladan eşya götüremez. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Cennet, cennet bahçesi
Cümle içinde kullanımı: “Divan edebiyatında Bağ-ı Bihişt kelimesi, Bağ-ı Behişt olarak kullanılmış Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın eserine ad vermiştir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kolun iç kısmı
– Kol koyacak yeri olan geniş sandalye, koltuk
Cümle içinde kullanımı:” Kitapları şuradaki sarı bagalın üstüne bırakabilirsin taşımana gerek yok.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Süratli koşan at, at yarışlarında kullanılan koşu atı
– Koşu atını süren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Hipodroma getirilen bâd-süvârların kişnemeleri ve tepinmeleri yarışa ne kadar hazır olduklarını resmediyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hızlı, süratli koşan
– Ayağına çabuk, bir yere başkalarından daha hızlı gidip gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Mektupları vereceğin ulak bâd-seyr olmalı, vaktinden önce yetişmeli.”