Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Bilmez, bilgisiz, cahil
Cümle içinde kullanımı: ” Ey lâ-ya’lem olan ademoğlu, yeryüzünün kıymetini anlamadan nasıl olur da ahireti anlamaya çalışırsın!”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Bilmez, bilgisiz, cahil
Cümle içinde kullanımı: ” Ey lâ-ya’lem olan ademoğlu, yeryüzünün kıymetini anlamadan nasıl olur da ahireti anlamaya çalışırsın!”
Kelime Kökeni: Arapça-lâya’kıl+Farsça-âne
– Kendinden geçmişcesine, dalgınlıkla, bilinçsizce
Cümle içinde kullanımı: ” Geçirdiği buhran sonunda lâyakılâne halde yere kapaklandı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bilinçsiz, kendinde olmayan, aklı başında olmayan, dalgın, bihoş, kendinden geçmiş
Cümle içinde kullanımı:” Gözleri kapanırken lâya’kıl görüntüsü giderek huzura erişerek uykuya telim oldu. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Çamur
– Tortu
– Kül
Cümle içinde kullanımı: “Kirin pasın içinde lây birikirken, kuyudan çıkan ışık huzmesi uğultuların kaynağıydı. “
Kelime Kökeni: Türkçe
– Lavta çalgısını çalan kimse
– Lutanist
Cümle içinde kullanımı: “Lavtacının elinde tuttuğu çalgı çevremizdekilerin kalbini açmasını sağlarken gözlerimizden hüznün acısı döküldü. “
Kelime Kökeni: Almanca
– Bir tür telli çalgı, gövdesi uttan küçük küçük mızrapla çalınan müzik aleti
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Kendiliğinden doğamayan bebekleri annelerinin rahminden çekip almaya yarayan kıskaca benzeyen alet
– Bu işlemi yapa doktor, hekim
Cümle içinde kullanımı: ” Lavtanın sesi çadırın dışından taşarak karanlık semaya doğru yükseliyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Fikir beyan edilmediği durumlarda söylenen cümle
– Ne evet ne hayır, yorum yok
Cümle içinde kullanımı: “Korktuğum başıma geldi lâ ve ne’am katiyen bir şey söyleyemem “
– Yassı gümüş külçesi
– Nal takılan hayvanın alt dudağını sıkmak amacıyla kullanılan aletin adı
Cümle içinde kullanımı: “Atların tırnakları kesildikten sonra nalları lavaşa edilip sefere çıkılmak üzere hazırlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Vallahi hayır, vallahi ve billahi olmaz
Cümle içinde kullanımı: “Yeminler olsun, lâ-v’Allah bu kadını evimden bacamdan içeri sokmam. “
Deniz terimi: Filikayı yürütmek, kayığı çekmek, boşa al ve ger anlamında kullanılan emir
Mecaz: Birinin dedikodusunu etmek, birini çekiştirmek
Cümle içinde kullanımı: “Denizcilerin hepsi birden limandaki gemiyi lava etmeye çabaladı. “