Gurme Gıda’da Domuz eti skandalı sonrasında marka ismini Bifet olarak değiştirdi!

İnsan sağlığını korumak adına satılan ürünleri denetim altında tutan Sağlık Bakanlığı, çalışmalarına devam etse de gıda sahtekarlığının önüne geçemiyor.  Gıda sektöründe yapılan hileler gün geçtikçe yeni bir boyut kazanmaya devam ediyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı hileli, taklit, tağşiş gıdalar hakkında hazırladığı listede ünlü market zincirlerinde satılan markalardan biri dikkat çekti.  Resmi internet sitesinde yayınladıkları listede domuz eti içeren ürünler olması bütün dikkatleri üstüne çekti.

Gurme isimli sucuk markasının daha önce ürünlerinde domuz eti bulundurduğu iddiası ortaya çıkmışken, Tarım ve Orman Bakanlığı aynı markanın isim değiştirerek yine halka domuz eti içeren ürünler sattığını tespit etti.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan listede 229 firmaya ait 386 parti ürün halka açıklandı.  Listede yer alan Gurme Gıda’nın sahibinin kim olduğu, üretim yerinin nerede olduğu ve isim değişikliği yaparak Bifet adını aldığı araştırılıyor.

Gurme Gida San. Tic. Ltd. Şti.’nin sahibinin İlko Köse olduğu belirlenirken üretim yerinin ise Kocaeli’nin Çayırova ilçesi olduğu ortaya çıktı. İçeriklerinde domuz eti rastlanan Gurme Gıda’nın ürettiği gıdalar sucuk, salam, sosis, jambon, kavurma, pastırma, köfte vb. olduğu biliniyor.

Ben Ruhi Bey Nasılım? – Edip Cansever

1.

Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda
Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi
Büyük bahçelerin küçük içinde
Saksılardan birinde
Gördüm de
Uyurken uyandırılmış gibi
Beni bir sardunya büyüttü belki.

O ben ki
Bir kadında bir çocuk hayaleti mi
Bir çocukta bir kadın hayaleti mi
Yalnızca bir hayalet mi yoksa.

Ne peki
Yere dökülen bir un sessizliği mi
Göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi
İşini bitirmiş bir org tamircisinin
Tuşlardan birine dokunacakken ki
Dikkati ve tedirginliği mi.

Bekler mi beni
Her yanı, ama her yanı çocuklar gibi gülümseyen
Bir sürü yaz gününün içinde
Acaba bekler mi beni
Uykularım, o sonsuz uykularım
Yanmış bir limonluktaki
– Ve limonlar ki her gün bir yaprak ayininde
Sesini hiç eksiltmeyen –
Ama bilmez miyim ben
Bilmez miyim hiç
Böyle sığ hayallerle oyalanmak yerine
Kısacık bir zaman olmalıydı elimde
Turfanda meyva gibi bir zaman
Yollar yollar kateden tadı ve ekşiliği
Geçerek erguvanların dönemecinden
Leylakların dörtyol ağzından
Yapıştırıncaya dek beni dudaklarına
Acının dudaklarına ve geçmişin
Bir yaban gülü yaprağı gibi beni
Ama ne gezer.

Korkmuyorum artık solmaktan
Solmaktan ve solgunluktan
Gelmişim nerelerden böyle
Kurumuş bir dere yatağı gibi
Ya da pek kurumamış da
Baygın, hasta ya da cançekişen
Çırparaktan yüzgeçlerimi dip sularında
Ya da yer tahtaları, muşamba, örtük perdelerin kasvetini
Yorgun düşerek taşımaktan
Ve ne çıkar ayırmasam kendimi
Suların büyük içkilere kavuştuğu koylardan.

Koylardan
Kapsayan o sevimsiz, o küçük aşkları da
Eskiyen turunçlar gibi ilk rengini pek aratmayan
Ayırmasam kendimi
Diyorum ayırmasam
Köhnemiş bir geminin -izine pek rastlanılmayan-
İçindeki bir yolcudan da, değerli taşlarla dolu cepleri
Cepleri yüreği cepleri
Ayırmasam da ben
Kim görürdü o yolcuyu, yani kim farkederdi beni
Sıradan acılardır çünkü bütün ilgileri toplayan
Oysa sıkıntıyı buruşuk bir iç çamaşırı gibi saklayan
Bu kımıltısız gövde
Görülmemiştir ki hiç görülsün şimdi
Görülmediği gibi gündoğumundan havalanan kuşların
Ya da bir oda kapısını açtığınız zaman
O müthiş öğle sıcağında
Pencerenin önünde örgü ören birinin
– Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi
Ama var mıydı sanki görülmek isteyen
Var mıydı bir şeyler bekleyen yüreğimin eskittiklerinden.

ABD’den Dr. Duygu Özmadenci’ye Ödül !

22 yıldır kanser hastalığına destek veren ABD’li menşeili OCRA vakfı, her yıl sadece 10 bilim insanına verdiği ödülü bu yıl Dr. Duygu Özmadenci almayı hak etti. Yumurtalık kanser hücrelerinin artmasına neden olan FAK proteinin ilaçla tedavi yöntemini keşfetmişti.

İstanbul Üniversitesi’inde biyoloji eğitimi alan Duygu Özmadenci, eğitimine Fransa’da devam ederek kanser araştırmaları üzerine master ve doktora yaparak çalışmalarına ABD’de San Diego Üniversitesi’nde devam etmişti.

Kanser araştırma merkezinde yaptığı çalışmalarda Fokal Adezyon Kinaz (FAK) proteinin yumurtalık kanser hücrelerini çoğalttığını keşfederek, ilaçlı tedavi yöntemini geliştirdi.  Ovarian Cancer Research Alliance (OCRA) vakfı yumurtalık kanser araştırmalarına destek veren bir kurum olarak 1994’den bu yana faaliyette.  Başarılı keşiflerde bulunan 10 bilim insanına Ann and Sol Schreiber Mentored Investigator Award ödülünü veren vakıf, bu sene ödüle Duygu Özmadenci’yi layık gördü.

Ödülle birlikte araştırmaları için 75 bin dolarlık desteğin sahibi olan Özmadenci’nin keşfi, yakın bir süre kliniklerde kullanılmaya başlanacağı gelen bilgiler arasında.

Dünya genelinde her 100 kadından birinin yumurtalık kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini söyleyen Özmadenci, kendisine verilen ödül hakkında konuştu.

Son 40 yılda tedavi amaçlı kullanılan çok az ilaç keşfedildi. Hastaların kendi bağışıklık sistemini harekete geçiren ilaçlar son yıllarda kansere karşı savaşta kullanılıyor. Yumurtalık kanserinin, bağışıklık sistemini harekete geçiren yeni geliştirilen ilaçlara cevap vermediği düşünülüyordu. Bu ödül, yeni buluşlarımızın, yumurtalık kanserine karşı savaşta bağışıklık sisteminin harekete geçirilebileceğini ortaya koydu.

Eşini yumurtalık kanserinden yitiren ve eşinin onuruna bağışta bulunan biri, kanserle savaşta başarı göstereceğine inandığı için desteğini benim projeme vermiş ve ödülün üçte birlik kısmını kapsayan finansal destek sağlamış. Bu beni duygulandırdı ve daha çok çalışmak için motive etti.”

6 yıldır bitkisel hayatta olan usta oyuncu Kenan Işık’dan iyi haber!

6 yıl önce 2014’de geçirdiği kaza sonucu beyin kanaması geçirerek bitkisel hayata giren Kenan Işık’tan iyi haber geldi.  Eşi Beril Işık, Kenan Işık’ın sağlık durumuyla ilgili açıklama yaparak gözleriyle iletişim kurmaya başladığını söyledi.

Yıllardır tedavi gören Kenan Işık’ın çevresindeki sesleri duyduğu ama tepki vermediğini, vücudunu dik tutarak dik durabildiğini açıkladı.  72 yaşında olan usta sanatçının tedavine evinde devam edilirken, 2014 yılında spor salonu saunasından çıkarken ayağı kaymış kafasını yere çarparak beyin kanaması geçirmişti.

Beril Işık, eşinin sağlık durumunu şu sözlerle aktardı.

Yoğun bir şekilde fizyoterapi ve ergoterapi görüyor. Bakışlarıyla etrafındakini takip edebiliyor. Artık gözleriyle iletişim kurabiliyor. Tekerlekli sandalyesinde kimi zaman bütün gün oturuyor. Vücudunu artık tamamen kendisi tutabiliyor, dik durabiliyor. Daha önce bunların hiçbirini yapamıyordu.”

‘Bekar erkeğe ev vermiyorum’ diye ev sahibi ve emlakçıya 1 bin TL ceza!

1+1 daireyi bekar erkek kiracıya vermiyorum diyen ev sahibi ve emlakçıya Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) 1000’er lira idari para cezasına çarptırdı.  Verilen para cezasının gerekçesi ise cinsiyet ayrımcılığını ihlal etmek olarak gösterildi.

Olayın baş kahramanı olan M.K. isimli vatandaş 1+1 bir olan daireyi kiralamak için emlakçıyla iletişime geçti.  Ev sahibiyle görüşen emlakçı, M.K. isimli kişiye ‘evin bekar erkek kiracıya verilmeyeceğini’ iletti.  Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik durumuna cinsiyeti ve medeni haliyle ilgili ayrımcılık yapıldığı hakkında müracaatta bulunan M.K. ayrımcılağa son verilmesini talep etti.

Talep sonrası tarafları dinleyen TİHEK, emsal bir karar vererek taraflara verdikleri kararı tebliğ etti. Verilen karar özetle şu ifadeleri içeriyor;

“Emlak müşaviri ve başvuran arasında söz konusu evin kiralanmasında yalnızca cinsiyet üzerinden gerçekleşen diyaloglar ve somut olayın niteliği, başvuranın iddialarının medeni halinden değil, cinsiyetinden kaynaklandığını göstermektedir. Somut olayda başvuran, ev sahibinin talimatı doğrultusunda emlak müşavirliğinin kendisine erkek olduğu için ev kiralamaktan imtina ettiğini ifade etmektedir. Başvurana ev kiralanmaması, emlak müşavirinin açıklamaları doğrultusunda ev sahibinin daha önceki erkek kiracılar eve zarar verirken, kadın kiracıların temiz ve titiz bir şekilde evi kullanmalarına ilişkin deneyimine dayandırılmaktadır. Ne var ki söz konusu deneyimden hareketle, evi kiralamak niyetinde olan bütün erkeklerin eve hasar vereceği kanaatine varmak varsayımdan öte bir gerçeklik taşımamaktadır. Kadınların erkeklerden daha temiz olduğu yönünde genel olarak kabul gören ve objektif bir temelden yoksun olan cinsiyet algısından kaynaklanan söz konusu varsayımın farklı muamelenin nedeni olduğu açıktır. Somut olayda emlakçı ve ev sahibi her ne kadar emlakçının kendisine verilen talimatı yerine getirdiğini ifade etseler de 6701 Sayılı Kanun kapsamında ayrımcılık talimatını uygulamak da yasaktır. Bu gerekçelerle ev sahibi ve emlak müşaviri hakkında biner lira idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.”

Bir ömür aşkı paylaşan Rahşan Ecevit hayatını kaybetti, Bülent Ecevit’e kavuştu!

Tedavi gördüğü GATA’da 97 yaşında hayatını kaybeden Rahşan Ecevit, büyük aşkı kocası Bülent Ecevit’e sonunda kavuştu. DSP’nin kurucusu ve eski başkanı olan Rahşan Ecevit, tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliğini gözlerini hayata yumdu.

Türk siyasetine bir zamanlar damga vuran kadınlardan biri olan Rahşan Ecevit, 17 Ocak 2020’de saat 21:10’da yaşamını yitirdi.  Son zamanlarda ilerleyen yaşıyla  birlikte durumunun ağır seyrettiği doktorlar tarafından belirtilirken, Rahşan hanımın son arzusu da bu gün itibariyle açıklandı.

1946’da Robert Kolejinde okurken tanıştığı eşi Bülent Ecevit’in yanına gömülmek istediği belirten Rahşan hanımın son isteği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a talebi iletildi.

1923 yılında Bursa’da dünyaya gelen Rahşan Ecevit, ressam yazar ve siyasetçidir. İyi derecede ingilizce bilen ve ölümüne kadar biricik eşi Bülent Ecevit’in yanından ayrılmayan Rahşan hanım büyük aşkıyla bir döneme damgasını vurmuştu.

Yazdığı şiirleriyle de tanınan Bülent Ecevit eşine yazdığı son şiiriyle aralarındaki aşkın ve sevginin ne kadar büyük olduğunu gözler önüne sermişti.

Rahşan Ecevit’de aduyduğu sevgiyi ölümünün ardından şu cümlelerle ifade etmişti.

“Evet biz mutlu olduk. Bir de şöyle düşünüyorum. Yani çok sıkıntılı günler geçirdik, siyasi açıdan zor günler geçirdik. Mitinglerimize gelince büyük tehlikeler atlattık mitinglerimizde falan. Yani üstümüze silahlar çevrildi, taşlar atıldı, sopalar kullanıldı falan filan ama hep mutlu olduk.”

Bülent Ecevit’in biricik karısı Rahşan hanıma yazdığı El Ele Büyüttük Sevgiyi şiiri…

Elele büyüttük sevgiyi

Birlikte öğrendik seninle

Avucumuzda yüreği çarpan

Kuşa sevgiyi

Elele duyduk kumsalda denizin

Milyon yılda yonttuğu

Taşa sevgiyi

Tırtılları tanıdık seninle baharda

Tırtılken daha sevmeyi öğrendik

Sevgiden üreyen kelebeği

Toprağı evimiz gibi sevdik seninle

Birlikte sevdik kuru toprakta

Ev kuran köstebeği

Köstebeğinden toprağına taşına

Tırtılından kelebeğine kuşuna

Elele sevdik bu dünyayı

Acısıyla  sevinciyle sevdik

Yazıyla kışıyla sevdik

Köy – köy ülke – ülke

Gökler gibi sardı dünyayı

Yağmur gibi sızdı dünyaya

Dünya kadar oldu sevgimiz

Elele büyütüp elele derdik

Elele derip insana verdik

Verdikçe çoğalan sevgimizi…

 

Bekaretini satılığa çıkaran genç kıza 1 milyon 200 euroluk teklif iş insanından geldi!

Aslen Ukraynalı olan ve ABD’de yaşayan Katya isimli 19 yaşındaki kız bekaretini satılığa çıkardı.  Daha öncede bekaretini uçuk fiyatlara satan genç kızların haberleri bir süre gündemi süslemişti.  Uluslararası bir escort sitesinde bekaretini satışa çıkaran genç kıza en yüksek teklifi bir Alman iş insanı teklif etti.

1 milyon 200 euro teklif ederek Alman iş insanın yanında 19 yaşındaki Katya’ya teklif sunan diğer 2. kişinin New Yorklu bir avukat, 3. kişinin ise Japonya’da ünlü bir şarkıcı olduğu iddia edildi.

Katya isimli Ukraynalı genç kız uluslararası escort sitesinden bekaretini 84 bin 120 euroya satılığa çıkardığını ilan etti, en yüksek teklifi veren ise Almanya Münih’te yaşayan iş insanı kazandı.  Siteden yapılan açıklamayla genç kızın bekaretinin doktor raporuyla onaylandığı duyuruldu.

Almanya,  Münih’te yaşan iş adamının dünya çapında bir çok yerde  fitness salonu olduğu belirtilirken, bekaretini almaya hak kazandığı genç kızla evlenmeye hazır olduğunu ve aylık 10 bin euro maaş verebileceği gelen bilgiler arasında.

Genç kız bu kararı kolay vermediğini açıklarken, durumu kazan-kazan olarak nitelediğini belirtti.

Bekaretimi sevdiğim birine kaybetmek ile sonsuza dek milyonlar içinde yaşamak arasında tercih yapmak zor. Ancak, severek birlikte olduğunuz erkek arkadaşınızın sizi bir noktada bırakıp gitme ihtimali yüksek, ancak parayı seçtiğiniz için pişman olma ihtimalinizin daha düşük olduğunu görüyorum.

Günümüz ilişkilerinin süresi 17 ay, sebebi ise Sosyal Medya!

Yeni yapılan bir ankete göre günümüz ilişkilerinin ortalama 17 ay sürdüğü ortaya çıktı. İlişkilerin ömrünün bu kadar sıra süreli olmasının nedeni olarak da sosyal medya gösterildi.  Facebook, İnstagram, Twitter, Snapchat vb. sosyal medya mecraları ilişkilerin ömrünü kısaltıyor.

Anket sonucunda çıkan verilere göre sosyal medyanın ilişkiler üzerinde baskı kurduğu ve parçalanmasına neden olduğu ortaya çıkmış durumda. Partnerler birbirlerinin telefonlarını karıştırarak, sosyal medya hesaplarını kontrol ederek birbirlerine olan güveni sürekli incitiyorlar.

Şüphe ve kızgınlığı arttıran güvensizlik ilişkinin yara almasına sebep olurken, birbirlerinden soğumalarına neden oluyor. Ankete göre her 10 kişiden biri ilişki yaşamasına rağmen tanışma sitelerinde dolaştığını yakaladığını belirtiyor.

Çiftler daha çok sosyal medyada başka kişilerle yazışma, fotoğraf beğenme gibi etkenler dolayısıyla birbirlerinden ayrılıyorlar. Genç çiftlerin daha çok sosyal medya nedeniyle ayrıldıkları belirtilirken, olgun çiftler de oranın daha az olduğunu söyleniyor…

 

Canımın İçi

 

Yok canımın içi, özlemez olur muyum gözlerini?

Unutursun demiştin hani, bak burada yanıldın.

Bir kez olsun anlamadın ya ben orada takılı kaldım.

Gitmedim, gitmeyi beceremedim canımın içi.

 

Kıyamet sonrası gönlümün içi, başka aşklar gibi geçmedi.

Kırdı, yaktı, süründürdü ama geçmek nedir bilmedi.

Yok canımın içi, kadrini kıymetini hafife almadım.

Bir kez olsun beni anla, lütfet sevgini.

 

Taş değil ki bu yürek, kime ağladığını kime güldüğünü unutsun.

Sende avuttun mu kalbini, unuturum demiştin,

Unuttun mu canımın içi, canın dayandı mı?

İncinmedin, incitilmedin mi?

 

Emri hak vuku bulmadan soğuttum yüreğimi.

Boşa harcanmış hezeyanlardan kalktım da geldim.

Sen merak etme camının içi, henüz aklımı geride bırakmadım.

Ayrılığın şarabını içtikçe andım, övdüm, söverek bitirdim meşkimi…

 

-Semra Şenol

Wikipedia aradan geçen 3 yılın sonunda Türkiye’de erişime açılıyor!

Anayasa mahkemesinin Wikipedia’nın erişime kapatılmasına ilişkin kararın hak ihlali olduğunu açıklayan karar, bu gün Resmi Gazete de yayınlandı.  Verilen karar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ulaştığında Wikipedia’nın erişimi açılacak.

Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazetede yayınlanan hak ihlali kararındaki gerekçe olarak Wikipedia’nın kapatılmasının toplum gerekliliğine uymadığı ifadeleri kullanıldı.  Oy çokluğu ve 6 üyenin karşı oy yazısıyla birlikte alınan karar, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesine gönderildi.

Yüksek mahkemenin kararı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna iletmesinin ardından Wikipedia’ya getirilen erişim yasağı tamamıyla kaldırılacak.

Bir çeşit internet ansiklopedisi olan Wikipedia’nın kurucularından Jimmy Wales “Dünya üzerindeki her insana kendi dilinde, en üst kalitede, bedava bir ansiklopedi oluşturma ve dağıtma uğraşısı” olarak tanıtmıştır.

Türkiye’de Wikipedia’ya getirilen erişim yasağı 2017’den günümüze kadar devam etmişti.  Anayasa Mahkemesinin kararıyla yakın zaman içinde erişim yasağı kalkarak internet kullanıcıları siteye giriş yapabilecekler…