Etiket arşivi: Şiir

Seni Sevdim, Seni Seviyorum, Seni Seveceğim… 1

Seni Sevdim, Seni Seviyorum, Seni Seveceğim…

Uyuyorsun, uyumanı istemiştim. Hayır, uyumanı değil hep benim göğsümde uyumanı istemiştim. Hayat bize bu şansı verdi, kısacık da olsa bir şekilde yaşamına dahil olma mutluluğunu yakaladım. Aşktan konuşmaktan utanırım bilirsin, fakat bu sefer kalem tutan elim hiç tereddüt etmiyor. Yazılacak o kadar çok şey var ki, paylaştığımız o kadar güzel anlar var ki hiç birine değinmeden geçmemek için uğraşmak istiyorum.

Şu an uyuyorsun, yanımdasın, yanındayım. Keşke hep böyle olabileceğine inansam. Şartlar ve koşullar altında elimden gelenin fazlasını yaptım, senin için yaşamaya gayret ediyorum. Yine de ömrümün sayılı günleri beni teker teker terk ediyor. Korkuyla tutunuyorum kalan günlerime, sayılı gün tez geçer diyorlardı. Hakikaten su gibi akan zamanla baş edemiyoruz.

Medet umduğum mucizeler de bitti, menfur bir hastalık ciğerlerimi günden güne kaplıyor. Öyle ki kokunu içime çektikçe daralan göğsümü fark etme diye arkamı dönüyorum. Tek temennim benden sonra da yaşayabileceğini bilmek, dünyanın tadını bensiz de çıkartabilirsin.

Buna inanmak istiyorum, ne olur inancımı zedeleme. Aşkımız bu denli güçlü, bu denli mutluluk doluyken son nefesimde tek dileğim uzun bir hayat yaşaman. Ölene dek kavlimizi bozmadım bunu unutma. Şu satırları titreyen elimle yazarken bile seni hala ölümüne seviyorum. Korkarım bu yakında gerçekleşecek, hiç var olmamış gibi bir anda silinip gideceğim.

Aklıma hep seni ilk kez gördüğüm, ilk kez gülümsemenle ısındığım o kutlu anı geliyor. Tebessüm etmeden duramıyorum, kalbimin ne kadar da büyük olduğunu öğrenmiştim. Karşımda duruyordun yabancı gözlerin yolunu ararken beni görmüştün. Sana doğru bozulmaz bir çekimle yürürken inan bana yüreğim heyecanla sıkışıyordu.

O kadar doğru, o kadar doğruyduk ki bu kadar sevmenin imkansız olduğunu düşünmüştüm. Beni haksız çıkardığın için teşekkür ederim, sığındığım en güzel yerdin. Ama artık gitmem gerekiyor yanında kalamam. Kalmak için canımı ortaya koysam da bir hükmü olmayacak. Hasta yatağım da tuttuğun elimi unutmayacağım, özverili sevgini kalbimde mühürleyeceğim.

Son nefesim ol demiştim hatırlıyor musun? Son nefesime tanık olacağın için özür dilerim. Bu işi seni üzmeden yapabilme şansımın olmasını diliyordum. Yakında, çok yakında soluğum tükenecek ve elini tutamayacağım.

Beni dikkatle dinle;

Bir sabah yanında olmayacağım, bir hatıra gibi aklında ve yüreğinde kalacağım. Mutlu ve güzel bir şekilde yaşamalısın, ağlayabilirsin ama çok ağlama.

Seni sevdim,

Seni seviyorum,

Seni seveceğim….

-Semra Şenol

Despina'ya Mektup - Mehmet Sürübaşı 2

Despina’ya Mektup – Mehmet Sürübaşı

Önümde sokaklar, elde sigara,
İnceden bir yağmur, anla despina…
Gecenin koynunda kabuksuz yara,
Kanayıp da durur; anla despina…

Şiirle  tutuşup meş’um kavgaya
Diz çöktürdün bana gökteki aya.
İblis’i kovdurup atan dünyaya,
Nefsindeki gurur, anla despina…

Şimdiden geçmişe bir yol gider mi?
Yüzyıllar buluşup bir an eder mi?
Tetiğe dokunup sıktığın mermi
Kendini de vurur anla Despina…

Bahçeye diktiğim beyaz karanfil
Sensiz boynu bükük çaresiz sefil
Yalnızca ağaçlar çiçekler değil
İnsanlar da kurur anla Despina…

Poyraz Karayel dizisinin 41. bölümünde Musa Uzunlar tarafından seslendirilen şiir, Dr. Mehmet Sürübaşı’ya aittir.

SEVGİMİ, SEVECEKLERİMİ TÜKETTİM KARDEŞİM 3

SEVGİMİ, SEVECEKLERİMİ TÜKETTİM KARDEŞİM

Eskiden, çok eskiden insan mutluluğun peşinden koşmaktan utanmazdı. Kendilerine ve sevdikleri insanlara bahşedilecek mutlulukları dört gözle bekler, beklemenin verdiği azim ile sabır ederlerdir.  Elbet zaman değişti fırtınalar koptu, depremler yer kubbeyi inletti, teknoloji duyguların ve emeğin yerine geçti.  Dolayısıyla bizde değiştik dostum, küçücük sevgilerle inşa ettiğimiz evlerimizi yıkıp on beş katı binalar diktik.

Hep bir aradaydık ama uzaktık birbirimize. Bir metre uzaklığındaki kapı komşumuzun evinde çıkan tartışmayı, kavgaları kağıt kadar ince duvarlardan dinledik.  Avucumuzun içi kadar telefon ekranından dünyayı görmeye çalıştık.  Nitekim yapay görseller zihnimizi bulandırdı kardeşim, yeri geldi korkan ruhumuzu patavatsız sanal canavarlara dönüştürdük.  Amacı eğlence olan topluluklarda atıp tutan, ahkam kesen dingillerden olup yapmadan yıkmayı seçtik.  Ölümüne eleştirdik, yorum yaparken önünü arkasını düşünmedik.  Öyle ki olay ve tercihlerden çok kişinin şahsına sivrilen azı dişlerimizi geçirdik.

Yargılamıyorum dostum, nasıl böyle bir saygısızlık yapabilirim ki? Neyime güvenip önüne, aç kurtların ortasına atayım kendimi. Okuduğum kitaplarda dürüst insan modelinin tanımını yapıyorlar, lakin şu yüzyılda kayırmayan, ötelemeyen, can yakmayan insan görmedim kardeşim.

İnsan ne zaman yozlaştı sorusuna ancak şu sözlerle karşılık verebilirim.  İnsan empatiyi unutup, kitaplardan aldığı zevki yarıda bırakıp, yardım elini cebine soktuğunda yozlaştı dostum. Kendimi ayrı tutma gafletine düşmeyeceğim, çağın gerektirdiğine uymadan edemedim.  Ayrık otu gibi kendimi kendi özüme çekemedim, mecburi farz edip aralarına karıştım. Sürüsünü terk edemeyen bir koyundan farkım yoktu, toplu bir şekilde uçurumun kıyısına sürüklensek de bağırma dürtümü içimde bulamadım.  Utanıyordum kardeşim, ötekilenmekten, yaftalardan ve dahası dışlanıp görünmezlik içkisinden içen kişi olmaktan.

Dürüstlüğünü kaybeden insan olmaktan utanmadım dostum, fakat yok sayılmaktan korktum.  Bu da çağın insanına evrildiğimin en güzel kanıtı.  Doğrusunu bildiğim halde doğru kişi olmaktan çekinti duydum. Zararımı bilerek kabullendim, mutluluğu aramayı bırakıp ruhuma eziyet etmeyi seçtim.

Sevgimi, seveceklerimi tükettim kardeşim…

 

Semra Şenol

Her İnsanın Sevilmeyeceğini Gösterdin 4

Her İnsanın Sevilmeyeceğini Gösterdin

 

Cesaretim yoktu kötü sözlerimde, işin aslı yazılarımda anlattım ya derdimi.  Bakma sen bana, dilimin yangını müsaade etmez konuşmama. Dün gece yazdığım mektubu sana yollamamak, gönlümdeki acıyı yırtıp atmak için can çekişiyorum.

Pişmanım. Bunun başka bir izahı yok, ne desem ne yapsam karşılanmamış bir feryadın içinde tükenmeye devam ediyorum.  Kalem elime ağır gelirken, gökyüzünün karardığı anlarda sana sığındım.  Yanımda yoktun, yanımda hiç olmadın.  Mutlu değildim, hiç mutlu olmadım.  Üzüntüm daima boyumu aştı, ama hep gururuma sarıldım.

Gururum beni ayakta tutan yegane ateşti, mantığımı körükledikçe kanayan yüreğimin sesini kısabildim.  Yine de geriye baktığımda aptallık ettiğimin farkındayım. Mutlu sayılmazdım, bundan ötürü hep seni suçlamayı, sana kusur bulmayı öğrendim.

Haklı yada haksız beni sevmedin.  Bende bunun için kızgındım, başka tenlere sokuldukça beni sevmeyişine lanet ettim. Bir başkası olsaydı inan daha az acıtacaktı. Bir sebep verecektin kalbime, beni sevmeyişine bir bahane bulacaktım. Ekmekle su gibi tutunacaktım, günün birinde özümseyecek asla o kişi olmayacağımı kabullenecektim.

Kalbin boştu, bakışların sıcacıktı. Gülümsemen güneş gibi ışıldarken nasıl kalbim umuda kapılmazdı. Kısa bir an için elini kalbime götürdüğünde ümitlerim bir selvi ağacı gibi göklere yükseldi. Dedim; işte bu gün bu dakikadan itibaren beni sevecek. Damağımda kalacak kısacık bir mutluluk lütfetmişsin meğer. Dudaklarımı dudaklarına verdiğimde geri çekilmedin, kokum kokuna karışırken soluğumu yuttun.  Telaşlı, bir o kadar nazik sevişirken bedenin kollarımın arasındaydı.  Sandım ki benimsin, bana aitsin.

Ne büyük yanılgı, ne büyük hayal kırıklığı! Arzularımız yatıştığında tutkunun kol gezdiği gözlerin parıltısını kaybetti.  Kıyafetlerimiz henüz üstümüze geçmeden uzaklaştın benden, bir an için yan yanayken bir anda aramızda kat edilmesi gereken mesafeler vardı.  Bir vebaymışım gibi uzaklaştın benden, ihtirasımı ve aşkımı paylaştıktan hemen sonra terk ettin. Bir gecelik bir ilişki olarak gördüğün sevgimi göz ardı edebildin. Ölsem dahi unutamayacağım bir anı verirken, ömür boyu taşıyacağım bir acı verdin aynı zamanda.

Her insanın sevilmeyeceğini bana gösterdin.  Tecrübesizliğimi yüzüme vurdun çünkü sen benim içimi ısıtan ilk aşktın.  Sonu mutlu bitmeyecek bir masal anlatmış oldun bana, kimseye söylemeyeceğim için için yanan bir kor bıraktın yüreğime.

Mektubum gönlümün feryadıyla dolarken aşkımı güz yaptığın diye ah etmedim.  Nasıl edecektim ki? Nefesimde yaşamayı istemedin, hissetmedin duygularımın denkliğini. Şimdiyse aramıza bir okyanus sokarken, aciz hayallerimin altında kalan bendim…

 

-Semra Şenol

Canımın İçi 5

Canımın İçi

 

Yok canımın içi, özlemez olur muyum gözlerini?

Unutursun demiştin hani, bak burada yanıldın.

Bir kez olsun anlamadın ya ben orada takılı kaldım.

Gitmedim, gitmeyi beceremedim canımın içi.

 

Kıyamet sonrası gönlümün içi, başka aşklar gibi geçmedi.

Kırdı, yaktı, süründürdü ama geçmek nedir bilmedi.

Yok canımın içi, kadrini kıymetini hafife almadım.

Bir kez olsun beni anla, lütfet sevgini.

 

Taş değil ki bu yürek, kime ağladığını kime güldüğünü unutsun.

Sende avuttun mu kalbini, unuturum demiştin,

Unuttun mu canımın içi, canın dayandı mı?

İncinmedin, incitilmedin mi?

 

Emri hak vuku bulmadan soğuttum yüreğimi.

Boşa harcanmış hezeyanlardan kalktım da geldim.

Sen merak etme camının içi, henüz aklımı geride bırakmadım.

Ayrılığın şarabını içtikçe andım, övdüm, söverek bitirdim meşkimi…

 

-Semra Şenol

Kaderden Çaldığım Bu An... 6

Kaderden Çaldığım Bu An…

 

İzin ver gecelerimiz gündüzlerimize karışsın, ellerim ellerinde

Mevsim yağmurları yağmaya başlamışken, benimle bekle ebemkuşağını.

Ne olur yaklaş bana bu gece, sinemde yıldızlardan bir gökyüzü,

Dudaklarınla yakala tenimdeki ecel terlerini, söz ver gitme bu gece.

Midemde uçuşan kelebekleri sana hediye edeceğim.

 

Sevda düşerken çorak arazilerime yağış mevsimi geldiğini görüyor musun?

Dem-güzar aşkım beklemez sabahın kırağında, mesut olmanın umudundayım.

Kaderden çaldığım bu anı saklamak için gözlerimi asla kırpmayacağım,

Gizli saklı yaklaş sinemdeki yerine, seni kimselerle paylaşmayacağımı biliyorsun.

Vuslat yağmurunda ıslat beni, uğruna sırılsıklamım zaten.

 

Herkesi ve her şeyi bırakıp gel bana, yağış mevsimi geldi.

Sen ve ben yokuz, biz ancak tek bir bedende atan bergüzarız.

Islak saçlarını omuzlarından atarken alnını alnıma daya, dudaklarımız arasındaki ömür kısalsın.

Hoşnut öpücüklerimde seni sevdiğimi fısıldayacağım, bu gece gitme kal benimle.

İlk defa severken birini, kendimi bile böyle sevmediğimi öğret bana…

 

-Semra Şenol

Teşekkürler, sonunda bittiğin için. 7

Teşekkürler, sonunda bittiğin için.

 

İnsan bu, kolay hazmedemiyor sevilmediğini. Eskiye dönmek, yine duymak için o iki kelimeyi, hissetmek istiyor aynı heyecanı gözlerinde.
Kabullenişin önünde ki inkar kötücül bir yara gibi.
Söküp atamadıkça yapıştırdığın yara bantlarını bir bir etkisiz hale getiriyor .
İyileşmeden, iyiymiş rolü kesiyorsun.
Bunu nerden bildiğimi uzun uzadıya örneklendirmeyeceğim.
Bir vardı bir yoktu hepsi bu.
Sevdin ama bitti, sevdim ama gitti.
İnkar yeterince olgunlaşıp büyüdüğünde çoktan maziye karıştığımızı, olmasını umut ettiğim hayallerle yaşadığımı idrak ettim öncelikle.
Bu da bir nevi dönüm noktasıydı benim adıma.
Hepimiz düşmüyor muyuz bu tarz yanılgıların aldatıcı güzelliğine .
Hayallerimizde yaşattıklarımızı gerçek hayata empoze etmeye uğraşmıyor muyuz?
Olmadığında ise yerle yeksan, gökle yer arası bir yerde kaybolabiliyoruz.
Geç oldu lakin sonunda uyandım inkarımdan, ve zoraki sevgi bağımdan.
Bağışla; bir müddet oyaladım seni, gitmek için can atarken. Halbuki zihnen çoktan uzaklaşmıştın.
Ve tekrar teşekkürler, harcanan duygulara ortaklık ettiğin için…

 

-Semra Şenol

Çapraz Bağlarımdan Sev 8

Çapraz Bağlarımdan Sev

Çapraz Bağlarımdan Sev

Dur, bu kadar acele etme.  Seni seveceğime söz veremem, ancak kalbini kırmayacağımı söyleyebilirim.  Bana gücenmeden önce söyleyeceklerimi bir dinlemelisin. Aşikâr olanı kimseden saklayacak halim yok, ben hayalindeki kusursuz sevgili değilim.

Nazik sözlerimin etkisinde kaldığını görebiliyorum, fakat bundan daha fazlasıyım.  Gelgitlerimi fark edemiyorsan iyice yanıma sokul, bir yanımın ne kadar asi ve bıçkın, diğer yanımınsa karamsar bir duygusallıkta olduğunu görebilirsin.

Bu bile seni ikna etmiyorsa düşüncelerime sız.  Evet, benim dünyam hissettiklerimden öte realist düşüncelerimin doğduğu zihnimde canlanıyor.  Ben sadece dış görüntüsü cafcaflı bir hediye paketi değilim.  Kötü sürprizler barındıran, yeri geldiğinde hıçkıra hıçkıra ağlayan, yolunda gitmeyen durumlarda karalar bağlayıp oturacak kadar gerçekçiyim.

Toz pembe hayallerinde formunu verdiğin o gösterişli kişi asla vazgeçmeyen, tuttuğunu koparan birisi.  Kokusunun mükemmel, sözlerinin hep büyüleyici olduğundan eminim.  Ama o kişi ben değilim! Her şeyi bir kenara bırak ellerimin ne kadar sert ve pürüzlü olduğunu gör, dilim bile ortamını bulduğunda jargonunu değiştiriyor.

Bana kalıbını bulduğunda şeklini alan bir su gibi bak, ruh halime göre bazen çağlıyor kükrüyor, bazen de ölü bir deniz gibi sakin ve sıkıcı oluyorum.  Beni seveceksen gözlüklerini çıkarıp bak yüzüme, olmadığım birinin kıyafetini giymemi bekleme.

Karmaşık iç içe geçmiş çapraz bağlarımdan tutup çözmeye kalkışma, bir bütün olduğumu kabullen.  Söz vermiyorum, içimdeki günü birlik yalnızlığa dokunduğunda seveceğim seni…

 

-Semra Şenol

 

Bir kadın nasıl sevilir asla bilemeyeceksin! 9

Bir kadın nasıl sevilir asla bilemeyeceksin!

Bir kadın nasıl sevilir asla bilemeyeceksin!

Geçsin artık tüm dertlerin.  Boğazına dayanan dirsekten kurtuluyorsun, haydi gülümse. Nasıl olsa hasretle beklediğin günün şafağındasın. Sağ yanından vuran gururunu çiğneyemediğin gibi korkak yüreğini tebrik et.  Kör olasıca fedakârlığıma daha fazla direnmeyeceğim.

Gece gerdanıma astığım sevgimi avutmaktan yorgun düştüğümden, gözlerime asılan yaşları helal etmem.  Münferit aldanışımı, mermi gibi alnıma vurduğuna göre çokta üzülmeyeceksin.  Sevinebilirsin.

Bir kadını tamda can evinden vurmayı başarabildin.  Yıkılmaz sandığı duvarları yerle yeksan edip, sarsılmaz güvenini havaya uçurdun. Omuzlarına takılan apoleti kim sen kadar hak edebilir? Göğsünü kabarta kabarta gez.  Bu şafak vaktinde muzaffer başarını kutla.

İçerler miyim sanıyorsun?

Yüzümdeki hüzün seni yanıltmasın, üzüntüm haysiyetimden gelir. Önünde ağlamayışımın sebebi de budur, yoksa yatağıma aldığın ihanetin başka tecellisi de olurdu. Şükret ki; ne kendimi ne de kadınlık gururumu ayaklar altında ezemeyecek kadar değerliyim.

Fakat sen bir insanın en düşük mertebesinde, yozlaşmış erdemlerinde yalpalaya yalpalaya yürüyeceksin.  Bir kadın nasıl sevilir asla bilemeyeceksin!

Aldatılan kadın değildir, erkeğin ruhunu satmasıdır bunu da çok sonra fark edeceksin. İşte ben o vakit üzüleceğim.  Bir zamanlar sevdiğim adamın ruhu ortalıkta pespaye şekilde dolaşırken, utancımdan yerin dibine gireceğim.

Bir kadını sevmeyi bilmeden ölme!

Ancak, ihanetin hep karşında dursun.  Elinin kiri yıkamayla çıkmasın ki o kadına dokunama.  Tek temennim bu, ağır mı senin için? Yoksa bu kadarıyla kahrolmayacak kadar düzleşti mi sırtın, onu da kadere bırakalım.  Yaşattığını yaşamadan ehli dünyayı terk edeme….

 

-Semra Şenol

 

 

Sanırım Seni Yanlış Sevdim! 10

Sanırım Seni Yanlış Sevdim!

Lütfen azabımı bu denli artırma, ağlama

Bana gelme lütfen, seni tutacak gücüm yok.

Seni terk etmeme izin ver, artık seni sevecek güvenim yok.

Sanırım seni ve kaderini yanlış anladım.

Benimle birlikte olabileceğini sanarak, sana sahip olmak istedim.

Lütfen, aptal gibi sadece seni sevdiğimi bil.

Gözlerime seni kazımama izin ver, çünkü seni bir daha göremem!

Seni sevmediğimi söyleyemem, ama artık unut beni.

Ne olur ağlayarak tutma beni, aşkımızı unutamam.

Sonsuza dek seni koruyacağıma dair verdiğim sözü tutamam.

Bilmiyordum bu denli yara izleriyle dolu olduğunu.

Anılarıma yerleşen gözyaşların, ellerime düşüyor.

Bana gelme lütfen;

Seni sevmek için gücüm yok,

Kalbimi durduracağım artık, unut beni…

-Semra Şenol