Üniversite Öğrencisi Sibel Ünli’nin ölümünden sonra İstanbul Üniversitesi’nde Yemekhane kararı!

20 yaşındaki Üniversite de öğrencisi olan Sibel Ünli, İstanbul Fatih’te yaşıyordu.  Geçtiğimiz cumadan beri kendisinden haber alınamayan genç kızın, cansız bedeni Samatya Sahilinden denizden çıkarılmıştı.  İş bulamadığı için intihar ettiği düşünülen Sibel Ünli’nin sosyal medya da paylaşımları ise tüm Türkiye’nin yüreğini parçaladı.

Son sözleri niteliğindeki paylaşımıyla güç durumunu anlatan öğrencinin, okuduğu Üniversite’de yemek yiyecek parası dahi olmadığı ortaya çıkmıştı.

“Bir liraya karnımı doyurabilir miyim enter. Yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var. Bir lira kırk kuruşmuş”

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan 20 yaşındaki genç kızdan bir süredir haber alamayan ailesi kayıp başvurusunda bulunarak acı gerçeği ortaya çıkardı.  Bir süredir iş bulamadığı ve maddi sıkıntılar çektiği öğrenilen genç kızın depresyona girmiş olabileceği düşünülüyor.

“Gidecek bir yerim yok, yaşamaya değer bir hayatım da”

Sözleriyle dikkat çeken Sibel Ünli, İstanbul Üniversitesinin öğrencilerin yemek hakkını tek öğüne düşürmesinin ardından iyice bunalıma girdiği düşünülüyor.  Olayın ardından Üniversite yemekhane konusunda yaptığı değişikliği geri çekerek öğrencilerin indirimli yemek alma hakkını sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği olarak sunmaya devam edeceğini açıkladı.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünden gelen açıklamada düzenlemenin iptal edildiği ve öğrencilerin eskisi gibi indirimli 3 öğün yemek alabilecekleri açıklandı.

‘2020 yılı başında bütçe kısıtlılığı nedeniyle hiç arzu etmediğimiz halde yemekhane ilgili yeni bir düzenleme yapma ihtiyacı hasıl olmuştur. Ancak sadece bütçe yetersizliğinden kaynaklı yeni düzenleme üzülerek ifade etmek isteriz ki hiç de tasvip etmediğimiz bir noktaya gelmiştir.

İran BM Temsilcisi; ‘Bu açıkça bir savaş ilanıdır’ dedi

İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı olan Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin, füze saldırısıyla öldürülmesi tüm dünya gündeminde şoke etkisi yarattı. ABD ile İran arasındaki gerginlik hat safhaya taşınırken, Süleymani’nin öldürülmesinin muhtemel bir savaşa neden olacağı iddia edilmeye başlandı.

İran’ın BM temsilcisi Takht Ravançi olayla ilgili ABD’deki bir televizyon kanalına açıklamalarda bulundu.  NBC Ulusal Televizyonuna konuşan Takht Ravançi, Süleymani’nin öldürülmesinin ardından çok sert bir intikam alacakları sözlerine yer verdi.

Misilleme yapılacağını belirten Ravançi, ABD’nin savaşı kendilerinin başlattığını söyledi.

Bu, ABD tarafından yapılan bir saldırganlıktır, silahlı kuvvetlerimizin kıymetli bir generaline ne olduğuna kayıtsız kalamayız. Nerede, ne zaman, nasıl, bilmiyorum ama intikamımız çok sert olacak. Kesinlike bir misilleme yapılacak. Amerika, İran’a karşı sadece ekonomik savaş değil, bunun ötesinde, ülkesinde ve bölgede sevilen, İran ordusunun en üst düzeydeki bir generaline suikast düzenleyerek zaten savaşı başlattı. Bu olaya gözümüzü kapatamayız. İran, kendi seçimine göre hareket edecektir.”

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından ülkede 3 gün ulusal yas ilan edilirken, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney; ABD güçlerine sert karşılık vereceklerini bildirmişti.

Beyaz sarayda basın mensuplarına Kasım Süleymani’nin öldürülmesi adına açıklama yapan Trump, İran’da rejim değişikliği yapmak niyetleri olmadıklarını tam tersine savaşı önlemek adına bu adım attıklarını söyledi.

Biz bu adımı bir savaş başlatmak için değil, bir savaşı durdurmak için attık. Savaşı durdurmak için bu adımı attık, savaş başlatmak için değil. Bir hedef listemiz var ve bunu her zaman uygulamaya hazırız!

Trump’ın talimatıyla İranlı General Süleymani füze saldırısıyla öldürüldü!

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, ABD Başkanı Trump’ın talimatı üzerin operasyon düzenlediğini açıkladı. İran devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı olan Kasım Süleymani’nin füze saldırısıyla öldürüldüğünü bildirdi.

Pentagon, Süleymani’nin öldürülmesine ilişkin gerekçe olarak Kudüs Güçlerinin yüzlerce Amerikalının öldürülmesinden sorumlu olduğunu bildirdi.  Açıklamada yer alan bilgiler ışığında Kasım Süleymani’nin Amerikan askerlerine saldırı planları yapmakta olduğu da belirtildi.

“General Süleymani aktif olarak Irak ve bölgedeki Amerikan diplomat ve askerlerine yönelik saldırı planı yapıyordu.Süleymani Irak ve Amerikan vatandaşlarının ölmesine ve yaralanmasına yol açan 27 Aralık’taki saldırı dahil son birkaç ay boyunca Irak’taki koalisyon üslerine düzenlenen saldırıları azmettirmişti. General Süleymani, bu hafta ABD’nin Bağdat’taki Büyükelçiliğine yönelik saldırıları da onaylamıştı. Bu saldırı İran’ın gelecekteki saldırılarını caydırma amacıyla düzenlendi. ABD, dünyadaki vatandaşlarımızı ve menfaatlerimizi korumak için gerekli tüm adımları atacaktır.”

Saldırı sonrasında Amerikan AP habere konuşan Iraklı üst düzey yetkililer, Şii milis grubu Haşdi Şabi’nin Komutan Yardımcısı Mehdi el-Mühendis’le birlikte 7 kişinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bağdat Havaalanı’na Süleymani’in ineceği sırada saldırının havaalanının kargo kısmında, komutanın karşılandığı sırada gerçekleştiği biliniyor. İranlı generalin füze saldırısı sonucu vücudunun parçalandığını ancak yüzünün tespit edilebildiği gelen kaynaklar arasında.

 

Senin Korkularını Benim İnceliğimi – Şükrü Erbaş

Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!

İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgar, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.

O küçük ölüm!

Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.

Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
‘bulmacanın beş harfli yemek sorusuna’ yanıt aramanla halkalanmış,
‘Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı’
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
‘bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ‘
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.

Şimdi anlıyormusun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını.
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında….

Ne mi yapacağım bundan sonra?

Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye….

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?

Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.

 – Şükrü Erbaş 

Termik Santrallere Mühür Vuruldu!

Termik Santrallerin bacasına filtre takılması için son gün olarak 1 Ocak 2020’ye kadar mühlet veren Çevre ve  Şehircilik Bakanlığı tarafından gece denetlemesi yapıldı.  İlk olarak Manisa’nın Soma ilçesindeki termik santrale verilen 1 aylık süre içinde filtre takılmaması nedeniyle mühür vuruldu.  Soma Termik Santralinin hava kirliliğine neden olduğunu düşünen yöre halkı, santralin mühürlenmesini memnuniyetle karşıladı.

Soma’nın ardından, Kütahya Seyitömer, Kahramanmaraş Afşin, Kütahya Tunçbilek, Sivas Kangal ile Zonguldak Çatalağzı termik santralleri tamamen kapatıldı.  Soma termik santrali kısmi olarak kapatılırken diğer 5 termik santral tamamen kapatıldı.

Çevre İzin belgesi alana kadar santrallerin üretim yapamayacağını bildirilirken, 6 santralde mühürleme işlemlerinin tamamlandığı 7 santrallerden 4’üne ise faaliyet belgesi verildiği açıklandı…

MasterChef Yarışmasının Şampiyonu olan Cemre’den alkışlanacak hareket!

Türkiye’nin severek izlediği yarışma programlarından biri olan MasterChef, dün akşam ekranlara gelen yarışma finaliyle heyecanlandırdı.  2019 MasterChef yarışmasının finali Alican ile Cemre arasında yapılırken, ünlü şeflerden en çok puanı toplayarak birincilik ödülünü kazan Cemre Uyanık oldu.

Yarışmaya katılmadan önce Amerika’da yaşayan ve yarışmaya İstanbul’dan katılan Cemre, Türkiye’ye geliş amacını açıkladığında bu kezde gönüllerin şampiyonu oldu.

Aslında Amerika’dan yarışmaya katılmak için gelmedim’

Birincilik ödülü almasının üzerinden bir kaç geçtikten sonra Cemre Uyanık, kök hücre bağışında bulunmak için özel bir hastahaneye geldi.  Yarışmanın hemen ardından Medipol Mega Üniversitesi Hastanesine giden Cemre, TÜRKÖK’e destek verdiğini açıklayarak, kök hücre bağışında bulundu.

Türk Kızılayı’nın hastalar için yürüttüğü kemik iliği ve kök hücre bağışı olan TÜRKÖK’e başvurarak kök hücre bağışında bulunan Cemre Uyanık süreci şu sözlerle aktardı.

 

Türk Kızılayına düzenli olarak kan bağışı yapıyordum. Amerikadayken TÜRKÖKten nakil bekleyen bir hastayla iliğimin uyumlu olduğu haberini aldım.

Anneme bile haber vermeden donör olmak için Türkiyeye döndüm. Yarışma öncesinde tıbbi prosedürlerin tamamlanması için kan verdim. Birinciliğimin açıklanmasının ardından hastaneye gelerek kök hücre bağışını tamamladım.

Donör olurken bir gün benim de başıma gelir fikriyle hareket etmedim. İliğimiz bir başkasına can olacaksa neden kök hücre bağışı yapmayalım? Herkesin bu konuda duyarlı olmasını istiyor, kan vermeye davet ediyorum 

 

Senagalli Siyah Hannah Montana

Afrika’nın kavurucu sıcaklarından, bonkör yeşilliklerinden gelme bir güzellikle tanışın.  Senagalli Lolita Maukey, bitter çikolatayı andıran güzelliğiyle tüm dikkatleri üstüne çekmeyi başarıyor.  Esmer Barbie’yi anımsatan Afrika kökenli siyahi model, yemyeşil gözleri, belirgin elmacık kemikleri ve pürüzsüz teniyle görenlerin bir kez daha dönüp bakmasına neden oluyor.

İnstagram hesabını aktif olarak kullanan Lolita Maukey’in 500 bin üzerinde takipçisi bulunurken, kendisini Siyah Hannah Montana olarak tanıtıyor.  Nil yeşili gözleri, siyah teniyle güzelliğin başka bir tanımı olduğunu kanıtlıyor.  Hesabından yaptığı paylaşımlarla kadınlara kendisini sevmeyi öğütleyen siyahi model, güzelliğin kalıplara sıkışmış ruhunu dışarı çıkartmayı hedefliyor.

Kendisini takip eden genç kızlara bir paylaşımın şöyle seslenen model, en çok kendilerini sevmeleri gerektiğini anlatıyor.

Sevgili liseli takipçilerim, kız kardeşlerim, üzülmenizi ya da vakit kaybetmenizi istemiyorum. Erkekleri bu kadar umursamayın. Daha yaşınız çok küçük. Buna değmezler ve onlar sadece aptal bir basketbol video oyununu umursar.
Hele ki onlara güzle gözükmek için ekstra çaba harcamayın, kendiniz için giyinin, süslenin. Saçlarınızın veya makyajınızın onları nasıl memnun edeceğinden endişe ederek zaman harcamayın. Ve ben tüm bu hatalara düştüm, olduğum kişiden sapmama neden oldu. Okul notlarınıza odaklanın ve mezun olun…

Silikon Vadisi’nin Milyar Dolarlık Türk Girişimcisi; Eren Bali

Dünyayı değiştirme arzusuyla bir ilk olmayı hedefleyen başarı hikayelerini her zaman duyuyoruz.  Mücadelenin ve azmin öyküsü olan, bir Türk olarak göğsümüzü kabartan Eren Bali ismini daha önce duymuş muydunuz?

Dünyanın en çok kullanılan online eğitim platformu olan Udemy’in kurucusu olan Eren Bali, bu ay Forbes Türkiye’nin de kapak konusu olarak başarı hikayesini anlattı.  Malatya’da doğan Bali, öğretmen olan anne ve babasının üçüncü çocuğuydu.  3 yıl boyunca ara vermeksizin çalıştığı, elindeki imkanların hepsini adayarak ortaya attığı bir fikri vardı. Üstüne çalıştığı fikri Silikon Vadisi’nde 6 ayda tam 57 kez geri çevrildi.

Matematik ve bilime aşırı ilgisi olan bir öğrenci olan Bali, Malatya’da Fen lisesinde okurken Uluslararası Matematik Olimpiyatlarında madalya kazandı.  Ki bu madalya ona MİT ve Harward gibi okullardan kabul almasını sağladıysa da Eren Bali, ODTÜ’de Bilgisayar Mühendisliği bölümünü okumayı seçti.

“Malatya’dan hiç çıkmamıştım. ABD çok uzak geldi. Ablam ODTÜ’de okuyordu; o korkuyla ODTÜ’ye gittim”.

Henüz üniversitede okurken bilgisayar üzerine yazdığı ilk uygulama ‘Mp3 server’ adlı, ODTÜ Bilgisayar Topluluğunun sunucu üzerinden müzik dinlemesini sağlayacak bir uygulamaydı.  Küçük yaşlardan itibaren büyük hayalleri olduğunu söyleyen Bali, ODTÜ’de Avrupa ve ABD’den gelen eğitmenlerin girişimcilere ders vermesini bir çıkış noktası olarak buldu.

Ortaokuldan arkadaşı olan Oktay Çağlar ile bir şirket açtılar ve 3 boyutlu görüntü teknolojisini kullanarak imarı henüz olmayan binaların maketlerini gösterebildikleri günlukbasin.com’u hayata geçirdiler. Bu işte çok başarılı olmasalar da bir sonraki tasarıları için iyi bir deneyim olmuştu.  Avrupa ve ABD’den gelen eğitmenlerin derslerini dijital ortama taşımaya karar verdiler.  Eğitmenlerde bu fikirden hoşlanarak internet aracılığıyla uzaktan eğitime devam ettiler.

Milyonlarca kişinin ücretsiz ders alabileceği bir sistem oluşturmak isteyen Eren Bali, diğer bütün işleri bırakarak geçen sene ortağı Çağlar ile uzaktan eğitim platformu kurmaya yöneldi.  Finans kısmındaki sorunlarını Silikon Vadisi’nde şanslarını denemek için kullandılar.

ABD’ye hayallerini gerçekleştirmek için giden Bali’nin çalışma izni alması, gündüzleri çalışması ve gece kendi projesini sürdürmesi gerekti.  Tabi bu arada bir sürü borçta üstüne yüklenmiş durumdaydı.  Pes etmeyi her şeyi yarıda bırakmayı düşündü hatta bu süreci şu sözlerle anlattı.

“Yaptığınız işi bıraktığınızda, içinizde bir rahatlama hissi oluşur. İçten içe doğru fikir olmadığını bilirsiniz. Ama Udemy’de böyle olmadı. Her şeyi yarıda bırakmak çok kötü hissettirdi. Bu fikir dünyada olmalı, biz beceremedik diye düşündüm hep.”

Udemy’i yayına başladığında Silikon Vadisi tarafından beğenilmedi.  Karşına hep aynı sorun çıkıyordu, ‘İnsanlar sertifika alamadığı bir eğitime niye para ödesin’ diyen yatırımcılar tarafından sürekli reddedildi.  O ise insanların sertifika aldıktan sonra eğitimi bıkacağını söyleyerek eğitimin devam etmesi yönündeki kararında diretti.  Ve sonunda bu fikrini destekleyen biri çıktı.  250’den fazla girişime katkı sağlayan Dave McClure, kendisiyle birlikte 11 yatırımcı Udemy projesine 2010’da 1 milyon dolar fon yatırdı.

57 kez reddedilen ve 58.’de talihi dönen Bali, devamında bir çok yatırımcı tarafından desteklendi. Son olarak 2016 yılında şirketine 60 milyon dolar yatırım yağmuru yapıldı.  Udemy’in şu an ki piyasa değerini Forbes dergisi 170 milyon dolar olarak belirledi.

İşe yaramaz bir fikir olarak görülen defalarca geri çevrilen bu fikir şimdi milyon dolarlar değerinde iken, online eğitim devriminin öne çıkan önemli 4-5 fikrinden biri olarak kabul görüyor.  Başarıyı getiren ise insanların diploma ve sertifikalara mecbur olmaksızın istediği bir konu hakkında uzman kişilerden öğrenme imkanı sunması.

Hayat boyu öğrenme stratejisi üstünden ilerleyen Udemy, insanlara eğitim konusunda bir fırsat eşitliği sunuyor.  Sitede 20 bin eğitimci bulunurken 45 bin kurs mevcut.

 

Yerli Otomobil Tasarımı ve Özellikleriyle Hayranlık Yarattı!

Dün yapılan ön gösterimle dünya ve ülkemizin kamuoyuna çıkarılan yerli otomobil, eşsiz tasarımı ve özellikleriyle büyük bir ilgiyle karşılandı.  Gebze’de yapılan lansman’da tasarımı İtalya’da yapılarak Türkiye’ye Ege Ekspress ile getirilen yerli otomobiller canlı yayında tüm dünyaya sunuldu.

Made in Türkiye ifadesiyle üretilecek olan yerli aracın özellikleri ve tasarımı hakkında şu açıklamalar yapıldı;

 “Projeye 2 sene önce başlandı. 100’ün üzerinde Türk mühendis çalıştı. Avrupa‘nın doğuştan elektrikli ilk SUV modeli. Sınıfının hacim, performans ve maliyet olarak en iyi aracı. Yılda 175 bin üretim sağlanacak. 2022’de tüm Türkiye’de şarj altyapısı hazır. 2022’de yollara çıkacak. Seri üretim fabrikası Bursa‘da olacak.”

Ön gösterime katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; şu ifadeleri kullandı.

Devrim otomobilinin önünü kestiler ama devrin otomobilinin önünü kesemeyecekler’

2022 yılında trafiğe çıkması düşünülen Yerli otomobiller hakkında bilgi veren Erdoğan, araçların özellikleri hakkında da detaylara değindi.

2020’de şarj alt yapımız hazır olacak. Şimdiden bu otomobil yerli ve millidir. Aracımız çevreyi hiç kirletmeyecek. Avrupa’nın klasik olmayan doğuştan elektrikli ilk ve tek SUV modelinin sahibi olacağız. Küresel bir marka peşindeyiz.

Gebze Bilişim Vadisinde, Yeniliğe Yolculuk Buluşması’na Cumhurbaşkanı, TOGG Ceo’su, TBMM Başkanı, Turkcell, TOBB’un yöneticileri katıldı.  Tören alanında sergilenen bir diğer ayrıntı ise gösterimde bulunan herkesin ilgisini çekmeyi başardı.  1961 yılında ilk kez üretilen Devrim otomobili de sergilendi.  Erdoğan, Devrim’in direksiyonuna geçerken basın mensupları tarafından fotoğrafları çekildi.

Türkiye’nin yerli ve milli otomobili hakkında bir açılık konuşması yapan Erdoğan, öncelikle Türkiye’nin uzun yıllardır bu hayali gerçekleştirmek istediğini söylerken emeği geçen herkese teşekkür etti.  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törende yaptığı konuşma ise;

“Bugün ülkemiz için tarihi bir güne, Türkiye’nin 60 yıllık rüyasının gerçeğe dönüşmesine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Türkiye’nin kendi otomobilini üretmesi gerektiğini, bizim montajcılıktan çok daha iyisine layık olduğumuzu hep dile getiririz. 1,5 milyon otomotiv üretim serisine ülkemizi çıkarttık; ama maalesef kendi otomobilimizi üretme çabasında bir sonuca varamadık. Bizim hayalimiz tüm hakları ülkemize ait olan, milli teknolojilerle üretilen dünyaya adımızı duyuracak bir otomobile sahip olmaktı. Bunun için de bir babayiğit arıyorduk. Milletimizin bu hayaline gönül veren, elini taşın altına koyan babayiğitler çıktı. Sadece işine odaklanmış profesyonel bir ekip kurup, çalışmalarını bugünlere getirdiler. 100’ün üzerinde Türk mühendis evinden çocuğundan ayrı kalma pahasına çalıştı. Yurt dışındaki prestijli işlerini bırakıp büyük bir heyecanla vatanlarına dönen arkadaşlarımızdan oluşuyor. CEO’muz öyle bir arkadaşımız. Bu süreçte sessiz ama derinden gidildi. Bugün ön gösterim araçlarını ilk kez sizlerle paylaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz bu mekanı da özellikle seçtik. Burası Türkiye’nin yarınlarını şekillendirecek üssü. Bu tarihi günde hem Bilişim Vadimizin resmi açılışı hem de otomobilimizin ön gösterim araçlarını sizlerle paylaşıyoruz. Projede emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.”

Erdoğan, yerli araç ile ilgili ilk ön siparişi kendine verdiğini açıklayarak üretimin Bursa’da gerçekleşeceğini bildirdi.

“Üretilecek merkez, Bursa olacak. Bursa’da Gemlik’te Silahlı Kuvvetlerimize ait olan büyükçe bir yerimiz var. 4 milyon metrekarelik bu alanın 1 milyon metrekaresini buraya tahsis edeceğiz ve fabrikamızın orada yapımına başlayacağız. Bizim fikirlerimiz mühendislerimiz tarafından hayata geçiriliyor. Kimseden icazet almıyor, her türlü teknik özelliği kendimiz belirliyoruz. Oyunun kurallarını artık biz koyuyoruz. Suriye’de biz koyuyoruz, Libya’da biz koyuyoruz, savunma sanayinde biz koyuyoruz ve burada da biz koyuyoruz. Dünya otomotiv sanayi yeni bir yol ayırımındadır. Elektrikli otonom ve ağ bağlantılı yeni modeller ortaya çıkıyor. Bu yarışta herkes eşit şartlarda. Ağırdan alamayız, hızla bunu yakalayacağız. Yapay zeka otomobillerde de öne çıkıyor. Türkiye’nin otomobili projesindeki diğer pek çok sektörün de önünü açacak ve ateşleyicisi olacak. Kuralları ilk koyan biz olduktan sonra kimlerden destek aldığımızın kimleri çalıştırdığımızın önemi kalmıyor.

Türkiye’nin en güzide kurumlarından yetişmiş mühendisler şu an dayanıklılık üzerinde çalışıyor. En uygun maliyetli aracını inşallah üreteceğiz. Seri üretime geçtiğimizde Avrupa’nın ilk ve tek SUV modelinin sahibi olacağız. İstanbul’da Şoförler Odası açıklama yapıyor, üretim yapıldığından itibaren kendi yerli otomobilimizi alacaklarını söylüyor. 2022 yılında Türkiye’de şarj altyapımızda hazır olacak. Bu otomobil yerli ve millidir; ama anlamayanlar var. Onlar bizi hiç ilgilendirmez. Türkiye en başından elektrikli otomobil alanına girerek herkesten birkaç adım öne geçiyor. Bu otomobili kendi ihtiyaçlarımız için üretmiyoruz. Küresel bir marka için uğraşıyoruz. Avrupa’dan başlayarak tüm dünyada yollarda gördüğümüzde hedefimize ulaşmış olacağız.”

 

Dilenci kılığına gören CNN Türk Muhabiri, 1 saatte 82 TL toplarken sosyal medyayı salladı!

Sosyal bir deney için dilenci kılığına giren CNN Türk muhabiri Sema Akbulut, 1 saat boyunca dilenerek 82 TL toplayarak hayrete düşürmüştü.  Dilencilerin insanları kandırarak vicdanları üzerinden prim yaptığını göstermek amacıyla dilenci kılığına giren Sema Akbulut’un bir saatte kazandığı parayı öğrenen sosyal medya kullanıcıları ilginç yorumlarda bulundu.

Dilenci dosyası adını verdiği bir habere imza atan muhabir, tartışmasız büyük bir cesaret gerektiren bu haberle epey konuşuldu.  Dilencilik yaptığı anları ise şöyle aktardı;

”Birine el açmak bana çok zor geldi. İlk zaten çok tutuktum, böyle elimi açamıyorum. Arkadaşlarım durmadan çekim esnasında ‘Sema, hadi artık! Hadi ayağa kalk, bir şeyler yap!’ falan diyorlar ama ben çekiniyorum insanların tepkisinden. Bir de hani bana kızarlarsa, bir şey derlerse ne yaparım o an? Ya da elimdeki bebeğin sahte olduğunu biliyorum ya, biri bebeğin yüzünü görmek isterse ne yapacağım? Hatta orada bir hanımefendi, ‘Bebek kız mı erkek mi?’ diye sordu. O an çok kötü oldum, ‘acaba çocuğun yüzünü görmek isteyecek mi?’ diye bi korkum oldu ve ‘erkek’ dedim. Halbuki anonsumun başında ‘Eylül’ diyorum, bir kız ismi koymuştum”

Fatih Camii önünde kucağındaki sahte bebekle oturarak gelen geçene el açan Sema Akbulut ve ekibi, farklı günlerden 5 semtte sosyal deneyi sürdürdü.  Para verenlerin yanında ahlaksız tekliflerinde yapıldığını dile getiren muhabir, sokakta kalan kadınların ve çocukların neler yaşadığını düşünemediğini söyledi.

CNN Türk muhabirinin mesleği için yaptığı bu deney büyük taktir toplarken, 1 saatte 82 TL toplayabilmesi üzerine sosyal medya kullanıcıları farklı yorumlarda bulundu.

”Sema Hanım, bence mesleği bırakıp dilenci olmak varmış”

”Yaptığınız deneyden sonra dilenci olmayı düşünüyorum”

”Sema Hanım, çok iyi bir gazetecisiniz. Doğru yolda emin adımlar ile devam edin, bir gün mutlaka ana haberlerde buluşacağız”

”Emeğinize sağlık Sema Hanım. Gerçekleri böyle ortaya çıkarıyorsunuz”