Etiket arşivi: Sosyal medya

Dilenci kılığına gören CNN Türk Muhabiri, 1 saatte 82 TL toplarken sosyal medyayı salladı! 1

Dilenci kılığına gören CNN Türk Muhabiri, 1 saatte 82 TL toplarken sosyal medyayı salladı!

Sosyal bir deney için dilenci kılığına giren CNN Türk muhabiri Sema Akbulut, 1 saat boyunca dilenerek 82 TL toplayarak hayrete düşürmüştü.  Dilencilerin insanları kandırarak vicdanları üzerinden prim yaptığını göstermek amacıyla dilenci kılığına giren Sema Akbulut’un bir saatte kazandığı parayı öğrenen sosyal medya kullanıcıları ilginç yorumlarda bulundu.

Dilenci dosyası adını verdiği bir habere imza atan muhabir, tartışmasız büyük bir cesaret gerektiren bu haberle epey konuşuldu.  Dilencilik yaptığı anları ise şöyle aktardı;

”Birine el açmak bana çok zor geldi. İlk zaten çok tutuktum, böyle elimi açamıyorum. Arkadaşlarım durmadan çekim esnasında ‘Sema, hadi artık! Hadi ayağa kalk, bir şeyler yap!’ falan diyorlar ama ben çekiniyorum insanların tepkisinden. Bir de hani bana kızarlarsa, bir şey derlerse ne yaparım o an? Ya da elimdeki bebeğin sahte olduğunu biliyorum ya, biri bebeğin yüzünü görmek isterse ne yapacağım? Hatta orada bir hanımefendi, ‘Bebek kız mı erkek mi?’ diye sordu. O an çok kötü oldum, ‘acaba çocuğun yüzünü görmek isteyecek mi?’ diye bi korkum oldu ve ‘erkek’ dedim. Halbuki anonsumun başında ‘Eylül’ diyorum, bir kız ismi koymuştum”

Dilenci kılığına gören CNN Türk Muhabiri, 1 saatte 82 TL toplarken sosyal medyayı salladı! 2

Fatih Camii önünde kucağındaki sahte bebekle oturarak gelen geçene el açan Sema Akbulut ve ekibi, farklı günlerden 5 semtte sosyal deneyi sürdürdü.  Para verenlerin yanında ahlaksız tekliflerinde yapıldığını dile getiren muhabir, sokakta kalan kadınların ve çocukların neler yaşadığını düşünemediğini söyledi.

CNN Türk muhabirinin mesleği için yaptığı bu deney büyük taktir toplarken, 1 saatte 82 TL toplayabilmesi üzerine sosyal medya kullanıcıları farklı yorumlarda bulundu.

Dilenci kılığına gören CNN Türk Muhabiri, 1 saatte 82 TL toplarken sosyal medyayı salladı! 3

”Sema Hanım, bence mesleği bırakıp dilenci olmak varmış”

”Yaptığınız deneyden sonra dilenci olmayı düşünüyorum”

”Sema Hanım, çok iyi bir gazetecisiniz. Doğru yolda emin adımlar ile devam edin, bir gün mutlaka ana haberlerde buluşacağız”

”Emeğinize sağlık Sema Hanım. Gerçekleri böyle ortaya çıkarıyorsunuz”
Masterchef Jürisi Mehmet Yalçınkaya'nın Sol El Parmaklarını mı Kaybetti? 4

Masterchef Jürisi Mehmet Yalçınkaya’nın Sol El Parmaklarını mı Kaybetti?

Masterchef yarışmasının babacan tavırlarıyla en sevilen jüri üyelerinden biri olan Mehmet Yalçınkaya, dün itibariyle sosyal medyanın gündemine oturdu.  Yarışmanın çekildiği programlar boyunca sol eli hep cebinde olan Yalçınkaya’nın sol elinin parmaklarını kaybettiği iddiası gündemin başlığına yerleşti.

Ünlü bir şef olan Mehmet Yalçınkaya’nın mutfakta yaşanan talihsiz bir kaza sonucunda sol elinin üç parmağını kaybettiği iddiası sosyal medya da hızla yayılıyor. Aslen Bolu’lu olan Yalçınkaya, yarışmada zaman zaman sert, bir o kadarda babacan tavırlarıyla hem eleştiriliyor, hem de taktir ediliyor.

Masterchef Jürisi Mehmet Yalçınkaya'nın Sol El Parmaklarını mı Kaybetti? 5

Mehmet Yalçınkaya’nın sol eli parmaklarını kıyma makinesine kaptırdığı söylenirken, bazı sosyal medya kullanıcıları bunun doğru olmadığını sol elinin fotoğraflarda göründüğünü söylüyor.  Henüz Mehmet Yalçınkaya’da konu hakkında bir açıklama gelmezken, sektördeki lakabının parmaksız olduğu gelen söylentiler arasında.

 

Sosyal Medya Cellatları 6

Sosyal Medya Cellatları

Sosyal Medya Cellatları

Sosyal Medya Cellatları 7

Farklı düşüncelerin insanlarıyız, bu hem kabulümüzde hem de zihnimizde ilerleyen bir dürtü halinde.  Hasım ve hısımlarımızla insanoğlu arasındaki yerimizi aldık, saflarımızı sıkı tutuyoruz.  İdeolojilerimizi önemserken, kültürel farklarımızı birbirimizin gözüne sokmadan yaşayıp gidiyoruz.

En azından bir kısmımız bu şekilde yaşamayı sürdürebiliyor, ancak aramızdaki bu yazısız anlaşmayı görmezden gelerek saldıranlar da var.  Bu saldırganlar sözlerini bıçak niyetine kullanarak omurgamıza vurmaya çalışıyor.  Can havliyle omzumuzdan geriye baktığımızda bu kişiyi ömrümüzde ilk defa görerek büyük bir şaşkınlık yaşıyoruz.  Belki de aynı şehirde, aynı iklime bile doğmuş değiliz, ayaklarımız aynı sokakları hiç arşınlamamış.

Gözleri yabancıl, sözleri yabancı bu kişiler hiç durmaksızın hayatta tutturduğumuz zemini sallayıp çekiştiriyor.  Katlandığımız zorlukları eleştiriyor, kabullenerek iyileştirmeye çalıştığımız yaşamı ve sıkıntıları başımıza kakıyor.  Yanlışın içinde olduğumuzu yinelerken, kötücül ve meşum oklarıyla bizi tam da on ikiden vurmaya çalışıyor.

Sosyal medya denen illette tanımadığımız, duygularını az çok kavrayamadığımız insanlara ve içinde bulundukları eylemleri protesto edebileceğimizi zannediyoruz.  Ne hastalık, ne ölüm, ne de akıtılan terler umurlarında.  Giyim kuşamlarını, saçlarına taktıkları bandanayı, boyunlarına geçirdikleri kolyeleri, okudukları kitapları yargısız infazla giyotine götürüyorlar.

Sanırsınız yasal mevzuatların kâşifi ve uygulayıcısı olan bu kişiler, içlerinde barındırdıkları salt ve yalın menfi fikirlerle ipinizi çekiyor.  Toplum hiyerarşisi karşısında cellat rolünü oynayan şahsiyetler, sosyal medyada atlarını istedikleri gibi koşturarak sadece bir andan ibaret olmayan denenmiş ve tecrübe edilmiş bütün yıllara sahip insanları vicdan mahkemelerine çıkarmadan, sallandırıyor.

Acılarda birleşmiyor, gönüldaş olmayı yürekten isteyerek dokunamıyorlar insan yüreğine.  Katı olmaları öğretilmiş, daima eleştirel yaklaşıp direkt hükme gitmeleri dikte edilmişçesine. Kısaca toparlamak gerekirse; tahammülsüzlük ve hoşnutsuzluk karıştıkça harca kültürel ve ideoloji farklılıklarıyla bir türlü homojen bir karışımı oluşturamıyor.  İnsanın yaradılış amacı olan sevme ve sevilme meziyeti unutuluyor, kanıksanmamış bir öğretiden ibaret kalıveriyor…

 

-Semra Şenol