Kelime Kökeni: Farsça
– Cennet, cennet bahçesi
Cümle içinde kullanımı: “Divan edebiyatında Bağ-ı Bihişt kelimesi, Bağ-ı Behişt olarak kullanılmış Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın eserine ad vermiştir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Cennet, cennet bahçesi
Cümle içinde kullanımı: “Divan edebiyatında Bağ-ı Bihişt kelimesi, Bağ-ı Behişt olarak kullanılmış Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın eserine ad vermiştir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Örme eylemi, dokuyan
Cümle içinde kullanımı: “Pamuktan ip yaparak geçimini bâfte’den sağlayan köylüler yazın pamuk tarlasında çalışırlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Süratli koşan at, at yarışlarında kullanılan koşu atı
– Koşu atını süren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Hipodroma getirilen bâd-süvârların kişnemeleri ve tepinmeleri yarışa ne kadar hazır olduklarını resmediyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hızlı, süratli koşan
– Ayağına çabuk, bir yere başkalarından daha hızlı gidip gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Mektupları vereceğin ulak bâd-seyr olmalı, vaktinden önce yetişmeli.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sesin bir yere çarparak geri dönmesi, yankı, aksiseda, akis
– Seda, ses, avaz
Cümle içinde kullanımı: “Sabahın ışıkları ufku aydınlatılırken çobanların topladığı sürülerin sadâ’sı köylüyü uyandırır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sadrazam vekili, yardımcısı
– Osmanlı devletinde günümüzdeki İçişleri Bakanlığına denk gelen makam
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı İmparatorluğunda Divan-ı Hümayun kaldırılana dek Sadâret Kethudâsı, sadramın yardımcısı olarak hizmet verirdi.
Kelime Kökeni: Arapça
– Sabahın ilk saatlerinde sağılan süt
– Sabah mahmurluğundan kurtulmak için içilen içki
Cümle içinde kullanımı: “Erken vakitte içtiği sabûh şimdiden zil zurna olmasını sağladı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çocukluk dönemi, sabîlik
Cümle içinde kullanımı: “Mektebin bahçesini dolduran sabâvetler şen kahkahalarıyla geçmişi özlememize neden oluyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşık olma, aşıklık, aşık kişinin durumu
Cümle içinde kullanımı: “Sabâbet olana kızılmaz yavrum, eninde sonunda herkes bir yüreğe tutulur, tutulur da yanar.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Esas olan, bir nesneni en sağlam yanı, asıl direği
Cümle içinde kullanımı: “Bir evin rükn ile inşası güvenliğin koşulsuz malzemesidir, yoksa başa çöker. “