Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lablab Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Sümbül, sümbül fasulyesi

– Çadır çiçeği, küçük boru çiçeği

Cümle içinde kullanımı: ” Baharın gelişini sesinden değil lâblâb kokusundan bilirsin aşkım. “

Labiyyat Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Eğlenceler, oyunlar, hakkabazlıklar, oyun işleri

Cümle içinde kullanımı: “Ramazan bayramının hemen ardından la’biyyatlar, karagöz ve hacivatlar çocukluğumun en güzel hatıralarıydı. “

Labis Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Giymiş, giyen, giyinmiş, giyinen

Cümle içinde kullanımı: “İpekten yapılmış burka lâbis etmiş salınır dururdu hülyalarımda. “

La’b Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Ağızdan salya akmak, akıtmak

– Oyun, eğlence

Cümle içinde kullanımı: “Annemin yatalak olduğu günden beridir la’b ve konuşma sorunu var. “

Laane Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Lanet etme, lanet okuma, ilenmek, beddua etmek

– Laan-Allah: Allah lanet etsin, Allah kahretsin

Cümle içinde kullanımı: ” Bana laane eden Yaratan’dan bulsun başka bir şey demem. “

Laalle Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Endişe ve ümit barındıran sözcüktür.

– Ola ki, umulur ki, ihtimal ki, olabilir, belki, ümit edilir ki

– Mümkün olan şeyler için kullanılır.

Cümle içinde kullanımı: “Laalle işimiz rast gitmez ise üzülmek, kahredip üzülmek yok. “

Laakal Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– En azından, hiç olmazsa, ondan aşağı olmaz, en az, en azından, bari

Cümle içinde kullanımı: “Biraz vicdan dileniyorum senden, lâakal beni bir dinle kulak ver sesime. “

Lâ-ahlakıyye Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Ahlak dışıcılık, töre dışıcılık, amoralizm

– Ahlak dışı bir yaşam tarzı benimsemiş olan topluluk

Cümle içinde kullanımı: “Tarih gösteriyor ki lâ-ahlâkıyye bir hayat süren tüm topluluklar ve ülkeler yok olarak ortadan kaybolmuştur. ”

Lâ-ahlakî Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Ahlak dışı, ahlaksız, ahlak kurallarına uymayan, terbiyesiz

Cümle içinde kullanımı: “La-ahlâkî kişiliği ailemize ters düşen birini damat olarak kabul edemeyiz. “

Kütübhane Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-kütüb+Farsça-hâne

– Kitapların bir araya koyulduğu ve saklandığı yapı ve bina

-Kitapların koyulduğu bölmeli dolap

– Halka açık olarak kitapların incelenmesi ve okunmasını sağlamak için bir araya getirilen kitap evi

– Kitaplık

Cümle içinde kullanımı: “Nazım Hikmet Ran ve nice üstadın eserlerini okumak, faydalanmak için sürekli kütübhaneye giderim. ”