Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçen, kayan, tökezleyen, ayağı takılan, sendeleyen
Cümle içinde kullanımı: “İsmail küfe kadar sarhoş olduğunda doğru yolda yürüyemez lağzan bir kuş gibi seker. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçen, kayan, tökezleyen, ayağı takılan, sendeleyen
Cümle içinde kullanımı: “İsmail küfe kadar sarhoş olduğunda doğru yolda yürüyemez lağzan bir kuş gibi seker. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürçme, ayak kayması
– Atlarda görülen bir yürüyüş kusuru
Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğan tayın lağz yürüyüşü ileride koşu yarışlarına katılamayacağını gösteriyor. “
Kelime Köken: Arapça
– Lağva mensup, lağv ile alakalı, lağv ile bağlantılı
Cümle içinde kullanımı: “Lağvî verilmiş kararları çiğneyecek güçte değilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş, yararsız, nafile, faydasız, yararı olmayan
– Boş bulunma, yanılma, aldanmak
– Kaldırma, hükümsüz bırakma, iptal etmek
Cümle içinde kullanımı: “Mahkeme kararıyla dedesinin mal varlığı üstündeki hükmü lağv edilmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Mırıldanma, ses çıkarma, alçak sesle kendi kendi bir şeyler söylemek
Cümle içinde kullanımı: “Yüzüme konuşmak yerine ağzının içinde lağıt ediyor asabımı tepeme çıkarıyor. “
– Yeniçeri ordusu bünyesinde yer alan ve savaşta düşman kalelerini uçurmakla, ordugahı vurmakla görevli askeri birlik
– Savaşta yıkılan köprüleri onarmak, yeni lağımlar açmakla görevli ağa bölüğü
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde lağımcı ocağı askeri birlikleri yeniçerilerden ayrılarak istihdam birliğine denk getirilmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lağımları açıp temizlemekle görevli işçi, lağım arızalarına bakan çalışan
– Düşman kalelerini çevirmek ve atmakla görevli asker
– Düşman kalelerini barutla havaya uçurmak için lağım, hendek kazan asker sınıfı
Cümle içinde kullanımı: “Evimizde patlayan pis su borularını tamir ettirmek için lağımcı aradık birazdan gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yer altında açılan üstü örtülü hendek, sıçan yolu, yer altı yolu
– Yerleşim merkezlerinde artık suyun akması için yapılan yer altı kanalı, giriz, geriz
– Savaş anında tabyayı vurmak amacıyla kale duvarlarında açılarak içi barutla doldurulan yer
– Arkdüzen
Cümle içinde kullanımı: “Büyük şehirlerde en büyük problem içme suyunun lağımlara karışma riskidir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürekli suç ve bahane arayan, üreten kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ağzımla kuş tutsam Ragıp beye yaranamam, laggâz karakteri yüzünden kimseden memnun kalmaz. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Zayıflık, arıklık, cılızlık, sıskalık
– Şişmanlık karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Aşırı derecede lağarî olan kadınlardan pek hoşlanmıyorum. “