Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lahhase Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Dişi arslan, dişi aslan

Cümle içinde kullanımı: “Afrika’da çoğunlukla bulunan lahhâseler kedigiller soyundan gelir. “

Lahhas Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Sürekli, daimi, ötümlü, devamlı, uzun süreli olarak

Cümle içinde kullanımı: “Lahhâs niyetle yapılan işlerde eski tazelik, vahamet kalmaz. “

Lahhanet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Yanlış konuşmak veya okumak

Cümle içinde kullanımı:” Lahhânet eden talebelere karşı sonsuz bir sabırla yaklaşmaya çalışıyor. “

Lahhan Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Yanlış okuyan, yanlış konuşan

Cümle içinde kullanımı: “Hocamız Kur’an-ı Kerim okumalarında lahhân olanın gözünün yaşına bakmazdı. “

Lâ-hayre fîh Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Bu işte hayır yok, bu işten hayır gelmez

Cümle içinde kullanımı: “Allah biliyor ya sonunda lâ-hayre fîh görünmüyor!”

La-hayr Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Uğursuz, hayırsız, vefasız, meymenetsiz

Cümle içinde kullanımı: “Be lâ-hayr hiç mi Allah’tan korkmazsın yüreğime indireceksin şuracıkta!”

Lâ Havle Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Acı ve öfke anında, kişinin sabrı tükendiğinde okuduğu duanın kısaltılmış hali.

Cümle içinde kullanımı: “Sen yardım et Yarabbi, La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyü’l-azim.”

Lahamet Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Şişmanlık, etlilik, semizlik, bakımlılık, semen, tav

– Zayıflık karşıtı

Cümle içinde kullanımı: “Sığırların bahar sonu lâhâmet olmasını lazım ki, kurban bayramında iyi para kazanalım. “

Lağzîş Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Sürçme biçimi, sürçme, kayma

Cümle içinde kullanımı: “Lağzîş yürüyüşünden belli daha önce ayağını sakatladığı. “

Lağzîde Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Tökezleyen, sürçmüş, kaymış

Cümle içinde kullanımı: “Gece gökyüzünü dolduran yıldızların tek tek lağzîde resmini izleyerek mest oldum.”