Kategori arşivi: Osmanlıca Türkçe Sözlük

Lebbeykzen Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-lebbeyk+Farsça-zen

– Evet diyen, razı olan, emre hazır olan, onaylayan

Cümle içinde kullanımı: ” Bu işten geri dönüş yoktur lebbeyk-zen olup sonuna kadar savaşa hazırım. “

Lebbeyk Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça-ünlem

– Buyurunuz, efendim, buyurun efendim, emredin

– Telbiye, hacda okunan dua, icabet etmek

Cümle içinde kullanımı: “Lebbeyk istekleriniz benim için görev niteliğindedir, istirham ediyorum lütfen söyleyin. “

Lebbeste Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-sıfat

– Dudağı bağlı, ağzı bağlı

– Suskun, susmuş, susan, konuşmayan

Cümle içinde kullanımı: “Ey yâr niyedir bu leb-beste hallerin, hiç mi gönlünden geçirmezsin beni?”

Lebberleb Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-zarf

– Ağzına kadar, boşluk kalmayacak biçimde

Cümle içinde kullanımı: ” İnek sütünü bakıra leb-ber-leb ölçüsünde doldurup ocağın üstüne kaynaması için bıraktı. “

Lebbeleb Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-zarf

– Dudak dudağa, ağız ağza

– Birinin dudağını öteki kişinin dudağına dokundurması

Cümle içinde kullanımı: “Leb-be-leb çizilmiş tasvirde kadın kollarını erkeğin boynuna dolamış vaziyettedir. “

Lebban Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Süt satan kimse, sütçü

– Sütü bol veren hayvan

Cümle içinde kullanımı: ” Sabah mahalleye gelen lebbân’dan yoğurt çalmak için bir bakır süt aldım.”

Lebbad Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Keçe başlık yapan üreten ve satan kimse

Cümle içinde kullanımı:” Hakir tüm ailesinin geçimini lebbâdlık yaparak sağlarken yoksul bir hayat geçirirdi.”

Leban Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça 

– Göğüs, sine, iman tahtası, toraks

Cümle içinde kullanımı: “Huzuruma engel olan ley lebânımda gizlidir, kabuk bağlamadığı gibi kanamayı sürdürür. “

Lebaleb Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça-zarf

– Ağzına kadar dolu, ağzına değin olmuş, silme, baştan aşağı dolu

Cümle içinde kullanımı: “Burnuma kadar leb-â-leb dertle imtihan ediliyorum Allah bir veriyorsa bir geri alıyor.”

Lebad Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Yağmurdan korunmak için üste giyilen giysi, yağmurluk, trençkot

Cümle içinde kullanımı: ” Sağanak yağmurun altında üstümüzdeki lebâd da bir işe yaramıyor bizi sırılsıklam bırakıyordu.”