Kelime Kökeni: Arapça
– Sözlük ile uğraşanlar, sözlükçüler, lugatçiler, kelimeden anlayan alimler, lügatçiler
Cümle içinde kullanımı: “Her yazar ve şair biraz lugaviyyûn becerisi taşır, bu edebiyatın doğasında var. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sözlük ile uğraşanlar, sözlükçüler, lugatçiler, kelimeden anlayan alimler, lügatçiler
Cümle içinde kullanımı: “Her yazar ve şair biraz lugaviyyûn becerisi taşır, bu edebiyatın doğasında var. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Salyaya ilişkin, salya ile ilgili, salyaya özgü
– Salya gibi yapışkan
Cümle içinde kullanımı: ” Bitkilerden hazırlanan ilaç tıpkı lu’âbî bir kıvamda, rengi ise nefti yeşili.”
–
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Ağzına kadar dolu, ağzına değin olmuş, silme, baştan aşağı dolu
Cümle içinde kullanımı: “Burnuma kadar leb-â-leb dertle imtihan ediliyorum Allah bir veriyorsa bir geri alıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İneklerde ağız, doğumdan sonra gelen ilk süt
Cümle içinde kullanımı: “Sarı kız yeni doğan yavrusuna lebâ verirken halsiz bir şekilde yatmaya devam etti. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Ölümsüz, ölmez, ölmeyen, kalıcı olan, ebedi, hiçbir zaman ölmeyen olan
Cümle içinde kullanımı: ” Sana olan saygım ve sevgim lâ-yemûttur, ne tükenebilir ne de son bulabilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Verimli, bereketli, feyizli, gür, bolluk
Cümle içinde kullanımı: “Dua et, etki kazancın feyzdâr olup dolsun taşsın. “