Kelime Kökeni: Arapça-lugat+Farsça-nâme
– Sözlük, kamus
Cümle içinde kullanımı: ” Kıpçak dil sahasına ait lugat-nâme özelliğindeki eserlerin nüshaları İstanbul’daki Kütüphanelerde yer almaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça-lugat+Farsça-nâme
– Sözlük, kamus
Cümle içinde kullanımı: ” Kıpçak dil sahasına ait lugat-nâme özelliğindeki eserlerin nüshaları İstanbul’daki Kütüphanelerde yer almaktadır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gözlerin birbirine koşut görme ekseni olmayan, şaşı, ayrı yönlere bakıyormuş gibi görünen gözler
– Gözlerini çarpıtma
Cümle içinde kullanımı: ” Şehla gözleri biraz lûc olsa da yüzündeki masum güzellik tüm kusurlarını örtüyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Oyunlar, eğlence türleri, eğlenceler
Cümle içinde kullanımı: “Lu’biyyat çeşitleri yörenin kültürüne göre değişiklik gösterebilmektedir.”
Kelime Kökeni: Arapça-lubiyyat çoğul biçimi
– Oyuna özgü, oyun ile ilgili olan, oyunla alakalı
Cümle içinde kullanımı: ” Lubî hakkındaki eleştirilerinizin temsilimizin maneviyatını geliştireceğini düşünüyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça-lu’bet+Farsça-gâh
– Seyirlik oyunlarının oynandığı yer, oyun yeri, temaşa yeri
– Sefih kimselerin eğlence yeri
Cümle içinde kullanımı: “Lubet-gah eski dönemlerde tiyatro tarzı oyunların oynandığı eğlence mekanlarından biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Oyun unsuru, oynatılan nesne, oyuncak, oynatılan ve oynanan şey
Cümle içinde kullanımı: ” Gölge gösterilerinde kullanılan tahta lu’betlerin bir kısmı eskimiş yenilenmesi gerekiyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Oyun, güldürü, eğlence, sefahat, piyes, eğlenmeyi sağlayan toplantı
Cümle içinde kullanımı:” Beni lu’b tarzı yerlerden uzak durmaya iten şey de içimdeki dermansız sızı değil miydi validem?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Salyaya ilişkin, salya ile ilgili, salyaya özgü
– Salya gibi yapışkan
Cümle içinde kullanımı: ” Bitkilerden hazırlanan ilaç tıpkı lu’âbî bir kıvamda, rengi ise nefti yeşili.”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Salya, tükürük, ağızdan sızan tükürük
– Bitki özleriyle kıvamlı duruma getirilmiş ilaç, bitki şerbeti
Cümle içinde kullanımı: “Felç geçirdiği günden bu yana lu’âb akan ağzını tam anlamıyla kapatamıyor.”
Kelime Kökeni: Sıfat-ad
– Ağır, tembel, battal
– Yedi yaşından büyük olan erkek boz deveye verilen ad
– Zeytinyağı, yumurta beyazı, pamuk ve kirecin karıştırılmasıyla ortaya çıkan kırık çanak çömlekleri ve künkleri birleşmede kullanılan bir tür macun
– Lökün
Cümle içinde kullanımı: “Lök gibi oturdu koltuğa ne kalkıyor ne de bir işin elinden tutuyor!”