Bir şirketin borcu fazla mı nasıl anlaşılır?

Bir şirketin borcunun “fazla” olup olmadığını tek başına borcun TL tutarına bakarak anlamak mümkün değildir. Borcu, şirketin geliri, kârı, nakit akışı ve varlıklarıyla karşılaştırmak gerekir.

1. Borç / özkaynak oranına bakın

Borç / Özkaynak = Toplam borç ÷ Özkaynak

Örneğin:

  • Toplam borç: 10 milyon TL
  • Özkaynak: 5 milyon TL

Oran:

10 ÷ 5 = 2

Yani şirketin her 1 TL özkaynağına karşılık 2 TL borcu vardır.

Bu oran tek başına “şirket batacak” anlamına gelmez; sektör ve iş modeline göre değerlendirilmelidir.

2. Borcu kâra göre değerlendirin

Önemli göstergelerden biri Net Borç / FAVÖK oranıdır.

Basitleştirilmiş olarak:

Net borç = Finansal borçlar − Nakit

Örneğin:

  • Finansal borç: 20 milyon TL
  • Nakit: 5 milyon TL
  • FAVÖK: 5 milyon TL

Net borç:

20 − 5 = 15 milyon TL

Net Borç/FAVÖK:

15 ÷ 5 = 3

Bu oran yükseldikçe şirketin borcunu faaliyetlerinden elde ettiği kazançla ödeme yükü genellikle artar. Ancak “iyi oran” sektör ve şirketin istikrarlı nakit üretimine göre değişir.

3. Faizleri rahat ödeyebiliyor mu?

Şirketin borcu kadar faiz ödeme kapasitesi de önemlidir.

Örneğin şirket yılda 10 milyon TL faaliyet kârı yaratıyor ve faiz gideri 2 milyon TL ise durum farklıdır; faaliyet kârı 3 milyon TL iken faiz 5 milyon TL ise risk çok daha yüksektir.

Bu nedenle faiz karşılama oranı gibi göstergeler incelenebilir.

4. Borcun vadesine bakın

10 milyon TL borcun:

  • 9 milyon TL’si 5 yıl vadeli ise başka,
  • 9 milyon TL’si önümüzdeki 6 ayda ödenecekse başka

bir risk söz konusudur.

Özellikle kısa vadeli borçların yüksek olması, şirketin yakın dönemde ciddi nakit ihtiyacı yaşayabileceğini gösterebilir.

5. Nakit akışını kontrol edin

Şirket kârlı olabilir ama borç ödemeleri için yeterli nakit üretemiyorsa risk vardır.

Şunlara birlikte bakın:

Faaliyetlerden gelen nakit → faiz ödemeleri → borç anapara ödemeleri

Şirket operasyonlarından düzenli nakit üretemiyor ve sürekli yeni borçla eski borcu kapatıyorsa bu ciddi bir uyarıdır.

🚩 Dikkat edilmesi gereken işaretler

  • Borç sürekli artıyor.
  • Faiz giderleri hızla yükseliyor.
  • Kısa vadeli borçlar yüksek.
  • Nakit azalırken borç artıyor.
  • Faaliyetlerden negatif nakit akışı oluşuyor.
  • Şirket eski borcu yeni borçla kapatıyor.
  • Alacaklar ve stoklar satışlardan çok daha hızlı büyüyor.

Kısacası: “Borcu kaç TL?” yerine “Borcu ne kadar, buna karşılık ne kadar nakit ve özkaynak var, ne kadar kâr/nakit üretiyor ve borç ne zaman ödenecek?” sorularını birlikte değerlendirin. Bir şirketin borcu ancak ödeme kapasitesine göre gerçekten fazla veya yönetilebilir olarak nitelendirilebilir.

Şirket neden kâr ettiği halde batabilir?

Bir şirket kârlı görünürken bile batabilir, çünkü kâr ile nakit aynı şey değildir. Şirketin muhasebede kâr yazması, o anda kasasında yeterli para olduğu anlamına gelmez.

En yaygın neden: Tahsilat sorunu

Örneğin şirket:

  • 10 milyon TL’lik satış yapıyor.
  • Müşteri 120 gün sonra ödeme yapacak.
  • Şirketin ürün maliyeti, maaş ve diğer giderleri ise bugün ödeniyor.

Muhasebede satış ve kâr oluşabilir; fakat şirketin bugün ödeyecek nakdi olmayabilir.

Diğer önemli nedenler

1. Hızlı büyüme

Satışlar arttıkça daha fazla:

  • Stok
  • Personel
  • Hammadde
  • Kredi
  • İşletme sermayesi

gerekebilir.

Şirket büyürken nakit tüketebilir.

2. Stokta para kilitlenmesi

1 milyon TL’lik ürün satın alıp depoya koyduğunuzda para kasadan çıkar ama ürün henüz satılmadıysa nakde dönmemiştir.

3. Borçların vadesi gelmiştir

Şirket kârlı olsa bile kredi anapara ödemeleri, tedarikçi borçları ve diğer yükümlülükler aynı dönemde yoğunlaşabilir.

4. Kâr muhasebesel olabilir

Amortisman, alacaklar ve stoklar gibi muhasebe kalemleri kâr hesabını etkiler. Kâr rakamı ile bankadaki para aynı kavram değildir.

5. Düşük kâr marjı

Ciro yüksek olabilir ama marj çok düşükse küçük bir maliyet artışı bile nakit durumunu bozabilir.

6. Sahiplerin işletmeden fazla para çekmesi

Şirket kâr ediyor olabilir; ancak işletmede bırakılması gereken nakdin sürekli çekilmesi finansal yapıyı zayıflatabilir.

🔴 Tehlikeli kombinasyon

Özellikle:

Kâr var + alacaklar artıyor + stok artıyor + borçlar artıyor + banka bakiyesi düşüyor

durumu ciddi bir uyarıdır.

📊 Bu yüzden iki ayrı tablo izlenmeli

Kâr-zarar tablosu:
“Şirket ne kadar kâr ediyor?”

Nakit akış tablosu:
“Şirketin parası nereden geliyor ve nereye gidiyor?”

İkincisi, şirketin kısa vadeli ödeme gücünü anlamak açısından kritik önemdedir.

Kısacası: Bir şirketi batıran şey her zaman zarar etmek değildir; bazen kârlı bir işletmenin bile zamanında nakit bulamaması iflasa giden yolu açabilir. Bu yüzden şirket yönetiminde kâr + nakit akışı + borç vadesi + tahsilat birlikte takip edilmelidir.

Bir işletmenin nakit akışı neden önemlidir?

Bir işletmenin nakit akışı, işletmeye giren ve çıkan paranın zamanlamasını gösterir. Çok kârlı görünen bir işletme bile kasasında yeterli nakit yoksa ödeme güçlüğüne düşebilir.

💰 Kâr ile nakit aynı şey değildir

Örneğin işletme:

  • 1.000.000 TL satış yaptı.
  • Müşteriler 90 gün vadeli.
  • Bu sırada 500.000 TL malzeme aldı.
  • 200.000 TL maaş ve kira ödedi.

Muhasebede satış ve kâr oluşabilir; ancak müşteriden para henüz gelmediği için kasada ödeme yapacak yeterli para olmayabilir.

Nakit akışı neden önemli?

1. Günlük ödemeleri karşılamanızı sağlar

Maaş, kira, tedarikçi, vergi, kredi ve diğer ödemeler zamanında yapılmalıdır.

2. Borçlanma ihtiyacını azaltır

Nakit açığını sürekli kredi veya kredi kartıyla kapatmak, finansman maliyetini artırabilir.

3. İşletmenin büyümesini kontrol eder

Satışlar arttıkça stok, personel ve işletme sermayesi ihtiyacı da artabilir. Büyüme bazen işletmenin kasasındaki parayı tüketebilir.

4. Sorunları erken gösterir

Nakit akışı düzenli olarak kötüleşiyorsa henüz zarar oluşmadan önce önlem alma fırsatı verir.

📊 Basit bir aylık nakit akışı

Kalem Tutar
Müşterilerden tahsilat +500.000 TL
Tedarikçi ödemeleri −250.000 TL
Maaşlar −100.000 TL
Kira −50.000 TL
Vergi/diğer −40.000 TL
Net nakit akışı +60.000 TL

Burada işletmenin o ay 60.000 TL nakit fazlası oluşmuştur.

🚨 Özellikle şu durum tehlikelidir

Ciro artıyor + kâr var + nakit azalıyor.

Bu genellikle:

  • Vadeli satışların artması
  • Tahsilatların gecikmesi
  • Stokların büyümesi
  • Borç ödemelerinin artması
  • İşletmenin hızlı büyümesi

gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

🔑 En önemli üç rakam

İşletme sahibi düzenli olarak şunları bilmelidir:

Bugün kasada/bankada ne kadar para var?
Önümüzdeki 30–90 günde ne kadar para girecek?
Önümüzdeki 30–90 günde ne kadar para çıkacak?

Kısacası: Kâr işletmenin ne kadar kazandığını, nakit akışı ise ödemelerini yapabilecek paranın ne zaman elinde olduğunu gösterir. Bu nedenle işletmenin sağlığını değerlendirirken kâr kadar nakit akışını da takip etmek gerekir.

Müşteri edinmenin gerçek maliyeti nedir?

Müşteri edinme maliyeti (CAC), yeni bir müşteriyi kazanmak için harcadığınız toplam satış ve pazarlama maliyetinin, kazandığınız yeni müşteri sayısına bölünmesiyle bulunur.

🧮 Temel formül

CAC = Müşteri edinme giderleri ÷ Yeni müşteri sayısı

Örneğin bir ayda:

  • Reklam: 30.000 TL
  • Satış personeli maliyeti: 20.000 TL
  • Ajans/araçlar: 10.000 TL
  • Kampanya ve diğer giderler: 5.000 TL

Toplam: 65.000 TL

Bu çalışmalarla 130 yeni müşteri kazandıysanız:

65.000 ÷ 130 = 500 TL

Bir müşteriyi kazanmanın maliyeti 500 TL olur.

⚠️ “Gerçek” maliyeti hesaplarken daha fazlasını düşünün

Sadece reklam faturalarını toplamak eksik olabilir.

Şunları da değerlendirin:

  • Reklam harcamaları
  • Satış ekibi maliyeti
  • Satış komisyonları
  • Pazarlama ajansı
  • Web sitesi/CRM gibi araçlar
  • Kampanya ve indirim maliyeti
  • Müşteri kazanmak için harcanan çalışan zamanı
  • Deneme/numune maliyetleri
  • İlk satıştaki kargo veya kurulum maliyetleri

💰 CAC tek başına anlamlı değildir

Örneğin:

CAC = 500 TL

Bu rakamın iyi mi kötü mü olduğunu anlamak için müşterinin size ne kadar değer bıraktığına bakmanız gerekir.

Bir müşterinin işletmeye bıraktığı net katkı 2.000 TL ise 500 TL CAC makul olabilir.

Ama net katkı yalnızca 300 TL ise, müşteri kazandıkça para kaybediyorsunuz demektir.

Bu nedenle şu karşılaştırma önemlidir:

Müşteri yaşam boyu değeri (LTV) > Müşteri edinme maliyeti (CAC)

🔍 Yeni müşteri sayısını doğru ölçün

Mevcut müşterilerin tekrar alışverişlerini yeni müşteri olarak saymayın.

Örneğin 1.000 müşterilik bir işletmede ay içinde:

  • 100 yeni müşteri
  • 300 eski müşteri

geldiyse, CAC hesabında temel olarak 100 yeni müşteri dikkate alınır.

📊 Daha önemli bir ölçüm

CAC’yi kanal bazında takip etmek çok faydalıdır:

Kanal Harcama Yeni müşteri CAC
Instagram reklamı 20.000 TL 80 250 TL
Google reklamı 30.000 TL 60 500 TL
Referans 5.000 TL 50 100 TL

Böylece sadece “müşteri kazanıyoruz” değil, hangi kanaldan daha kârlı müşteri kazandığınızı görürsünüz.

Kısacası: Gerçek müşteri edinme maliyeti, müşteriyi kazanmak için harcadığınız toplam kaynak ÷ gerçekten kazandığınız yeni müşteri sayısıdır. Ancak CAC’yi tek başına değerlendirmeyin; müşterinin işletmeye bıraktığı net katkı ve tekrar alışveriş ihtimaliyle birlikte değerlendirin.

Bir ürüne ne kadar kâr eklenmeli?

Bir ürüne eklenecek kâr için her ürün ve sektör için geçerli tek bir yüzde yoktur. Doğru oran; maliyet, satış kanalı, rekabet, stok riski ve işletmenin genel giderlerine göre belirlenir.

1. Önce hedef kâr marjını belirleyin

Örneğin ürünün toplam maliyeti 700 TL ve hedefiniz %30 kâr marjı ise satış fiyatını şöyle hesaplayabilirsiniz:

Satış fiyatı = Maliyet ÷ (1 − hedef marj)

700 ÷ 0,70 = 1.000 TL

Bu durumda:

  • Maliyet: 700 TL
  • Satış fiyatı: 1.000 TL
  • Kâr: 300 TL
  • Kâr marjı: %30

⚠️ “Maliyete %30 eklemek” aynı şey değildir

700 TL maliyete %30 ekleyerek satış yaparsanız:

700 × 1,30 = 910 TL

Kârınız 210 TL olur.

Kâr marjınız ise:

210 ÷ 910 ≈ %23,1

Yani maliyete %30 eklemek, %30 kâr marjı anlamına gelmez.

2. Gerçek maliyeti kullanın

Kâr eklemeden önce sadece alış fiyatını değil:

  • Ürün maliyeti
  • Kargo
  • Komisyon
  • Paketleme
  • Reklam
  • İade/hasar
  • Ürüne bağlı işçilik
  • Diğer doğrudan giderleri

hesaba katın.

Örneğin gerçek maliyetiniz 700 değil 800 TL ise, %30 marj için:

800 ÷ 0,70 = 1.143 TL

civarında satış fiyatı gerekir.

3. Her üründe aynı marjı kullanmak zorunda değilsiniz

Bazı ürünler düşük marjla müşteriyi işletmeye çekebilirken, bazı ürünlerde daha yüksek marj gerekebilir.

Örneğin:

  • Çok rekabetçi ürün → daha düşük marj
  • Uzmanlık gerektiren hizmet → daha yüksek marj
  • Yavaş dönen/stok riski yüksek ürün → daha yüksek marj ihtiyacı
  • Ek satış sağlayan ürün → daha düşük marj kabul edilebilir

📊 Asıl hedef

Sadece “Bu ürüne % kaç ekleyeyim?” diye değil:

“Bu ürün, tüm işletme giderleri ve vergiler karşılandıktan sonra bana yeterli net kâr bırakıyor mu?”

diye bakın.

Kısacası: Önce gerçek toplam maliyeti bulun, sonra işletmenizin hedeflediği kâr marjına göre satış fiyatını belirleyin. “Maliyetin üzerine %30 koymak” ile “%30 kâr marjı elde etmek” farklıdır.

Fiyat artırmak ne zaman mantıklıdır?

Fiyat artırmak, maliyetler yükseldi diye otomatik olarak değil; ürünün sunduğu değer, talep ve kârlılık birlikte değerlendirildiğinde mantıklıdır.

Fiyat artırmak özellikle şu durumlarda mantıklıdır:

1. Maliyetler kalıcı olarak arttıysa
Ürün, personel, kira, kargo veya diğer maliyetler yükselmiş ve mevcut fiyat artık yeterli kâr bırakmıyorsa fiyat güncellemesi gerekebilir.

2. Talep güçlü ise
Ürün düzenli olarak satılıyor, stoklar hızlı tükeniyor ve müşteriler fiyat konusunda ciddi direnç göstermiyorsa fiyatın piyasanın altında kalmış olma ihtimali vardır.

3. Ürünün değeri arttıysa
Kalite, hız, garanti, hizmet kapsamı veya müşteri deneyimi iyileştiğinde daha yüksek fiyat gerekçelendirilebilir.

4. İşletmenin kâr marjı yetersizse
Ciro yüksek olmasına rağmen işletmede para kalmıyorsa, fiyat yerine sadece satış hacmini artırmaya çalışmak sorunu çözmeyebilir.

5. Fiyat rakiplerin çok altındaysa
Aynı kalite ve hizmeti sunmanıza rağmen rakiplerden belirgin şekilde daha ucuzsanız, fiyatlandırmayı yeniden değerlendirmek mantıklı olabilir.

🧮 Önemli bir hesap

Fiyat artırınca kaç müşteri kaybedebileceğinizi hesaplayın.

Örneğin:

Eski fiyat: 500 TL
Değişken maliyet: 300 TL
Birim katkı: 200 TL

1.000 adet satışta:

1.000 × 200 = 200.000 TL katkı

Fiyatı 600 TL yaparsanız ve maliyet aynı kalırsa:

600 − 300 = 300 TL katkı

Eski katkıyı korumak için:

200.000 ÷ 300 ≈ 667 adet

satmanız yeterlidir.

Yani fiyat %20 artarken satışların yaklaşık %33’ten fazla düşmemesi, bu basitleştirilmiş örnekte toplam katkının korunmasını sağlar.

⚠️ Her durumda fiyat artırmayın

Şunlar varsa önce araştırın:

  • Satışlar zaten düşüyorsa
  • Müşteriler fiyatı sıkça sorun ediyorsa
  • Rakipler belirgin şekilde daha ucuzsa
  • Ürünün farklılaşması zayıfsa
  • Müşteri fiyat karşılığında yeterli değer görmüyorsa

Bu durumda fiyat artırmak yerine ürünü farklılaştırmak, maliyetleri azaltmak veya farklı müşteri segmentine yönelmek daha doğru olabilir.

📊 En sağlıklı yöntem

Fiyatı bir anda büyük oranda değiştirmek yerine, mümkünse küçük ölçekte test ederek:

Fiyat → satış adedi → dönüşüm oranı → kâr → müşteri kaybı

ilişkisini takip edin.

Kısacası: Fiyat artırmak, mevcut fiyat yeterli kâr bırakmıyorsa, talep güçlüyse veya müşterinin algıladığı değer yükseldiyse mantıklıdır. Kararı sadece “rakip kaç TL?” diye değil, fiyat değişikliğinden sonra toplam kârın ne olacağına bakarak verin.

İşletmenin başa baş noktası nasıl hesaplanır?

İşletmenin başa baş noktası, toplam gelir ile toplam giderlerin birbirine eşit olduğu noktadır. Yani işletme bu seviyede ne kâr eder ne de zarar eder.

genui{“learning_viz”:{“type_id”:”BREAK_EVEN_QUANTITY”}}

🧮 Birim bazında hesaplama

Temel formül:

Başa baş satış adedi = Sabit giderler ÷ (Birim satış fiyatı − Birim değişken maliyet)

Örneğin:

  • Aylık sabit gider: 100.000 TL
  • Ürünün satış fiyatı: 500 TL
  • Birim değişken maliyet: 300 TL

Bir üründen işletmeye kalan katkı:

500 − 300 = 200 TL

Başa baş noktası:

100.000 ÷ 200 = 500 adet

Yani ayda 500 adet satışta başa baş, 500’ün üzerinde kâr, altında zarar oluşur.

💰 Ciro olarak başa baş noktası

500 adet × 500 TL = 250.000 TL

Dolayısıyla bu örnekte işletmenin aylık 250.000 TL ciroya ulaşması başa baş noktasıdır.

📌 Sabit ve değişken gideri ayırmak önemli

Sabit giderler: Satış yapmasanız da büyük ölçüde devam eden giderlerdir.

  • Kira
  • Sabit maaşlar
  • Muhasebe
  • Yazılım abonelikleri

Değişken giderler: Satış arttıkça artan giderlerdir.

  • Ürün maliyeti
  • Satış komisyonu
  • Paketleme
  • Satışa bağlı kargo

⚠️ Çok ürünlü işletmelerde

Birden fazla ürün satıyorsanız her ürünün marjı farklı olabilir. Bu durumda tek tek ürün başa baş noktası yerine ortalama katkı marjı ve ürün satış dağılımı üzerinden hesaplama yapmak gerekir.

Kısacası: Başa baş noktası size “Ayda en az ne kadar satış yapmalıyım ki zarar etmeyeyim?” sorusunun cevabını verir. Bu rakamı bilmeden hedef ciro belirlemek oldukça risklidir.

Bir işletmede gereksiz giderler nasıl bulunur

Bir işletmede gereksiz giderleri bulmanın en iyi yolu “Bu gideri ödüyor muyuz?” değil, “Bu gider bize ölçülebilir bir fayda sağlıyor mu?” diye bakmaktır.

1. Önce tüm giderleri listeleyin

Son 3–6 aylık banka hareketleri, faturalar ve kredi kartı ekstrelerini çıkarıp giderleri gruplandırın:

  • Personel
  • Kira
  • Reklam
  • Yazılım/abonelik
  • Ulaşım
  • Kargo
  • Telefon/internet
  • Muhasebe
  • Banka/komisyon
  • Malzeme
  • Temsil/ağırlama
  • Diğer

“Diğer” kategorisi çok büyükse, orayı özellikle inceleyin.

2. Her gider için 5 soru sorun

Her kalemin yanına şu soruları yazın:

  1. Buna gerçekten ihtiyacımız var mı?
  2. Bize ne kazandırıyor?
  3. Kullanım sıklığı nedir?
  4. Daha ucuz bir alternatifi var mı?
  5. Bugün yeniden karar verseydik bunu tekrar alır mıydık?

Özellikle son soru gereksiz giderleri ortaya çıkarmada çok etkilidir.

3. Kullanılmayan abonelikleri bulun

Küçük görünen aylık ödemeler zamanla ciddi tutarlara ulaşabilir.

Örneğin:

  • Kullanılmayan yazılımlar
  • Fazla lisanslar
  • Kullanılmayan telefon hatları
  • Gereksiz üyelikler
  • Otomatik yenilenen hizmetler

tek tek kontrol edilmelidir.

4. Gideri tamamen değil, verimliliği sorgulayın

Her gideri kesmek doğru değildir.

Örneğin 100.000 TL reklam harcaması yapıyorsunuz ve bu reklam size 500.000 TL brüt katkı sağlıyorsa, bu gider “gereksiz” değildir.

Ama 30.000 TL harcayıp ölçülebilir bir sonuç alamıyorsanız araştırmaya değer.

5. Tedarikçileri karşılaştırın

Aynı ürünü veya hizmeti yıllardır aynı tedarikçiden almak maliyetin gereksiz yere yükselmesine neden olabilir.

Düzenli olarak:

Mevcut fiyat → alternatif fiyat → kalite → ödeme koşulu

karşılaştırması yapın.

6. Personel zamanını da gider olarak düşünün

Bir işin parasal maliyeti düşük olabilir ama çalışanların zamanını tüketebilir.

Örneğin bir çalışan her hafta 5 saatini manuel rapor hazırlamaya harcıyorsa, otomasyon maliyetini bu zamanın değeriyle karşılaştırabilirsiniz.

📊 Basit bir gider denetimi tablosu

Gider Aylık maliyet Faydası Karar
Yazılım A 2.000 TL Yüksek Devam
Reklam B 15.000 TL Düşük Test et/kapat
Abonelik C 800 TL Yok İptal
Tedarikçi D 25.000 TL Gerekli Fiyat görüş

🚨 En tehlikeli giderler

Özellikle şu giderlere dikkat edin:

  • Kullanılmayan ama otomatik ödenenler
  • Sonucu ölçülmeyen reklamlar
  • Gereğinden pahalı tedarikçiler
  • Fazla stok
  • İşletme sahibinin kişisel harcamaları
  • Sırf alışkanlık nedeniyle devam eden hizmetler
  • Gecikme/faiz/ceza nedeniyle oluşan gereksiz maliyetler

Kısacası: Gereksiz gideri bulmak için son 3–6 aylık harcamaları çıkarın, her gideri “maliyeti ne, bize ne kazandırıyor?” diye sorgulayın ve özellikle kullanılmayan, ölçülmeyen ve alternatifinden pahalı giderlere odaklanın. Amaç her şeyi kısmak değil, aynı sonucu daha düşük maliyetle elde etmek olmalıdır.

ciro yüksekken para neden kalmaz?

Çünkü ciro, işletmeye giren satış tutarıdır; kâr veya kasada kalan para değildir. Bir işletme yüksek ciro yaparken bile düşük kâr edebilir veya ciddi nakit sıkıntısı yaşayabilir.

En yaygın nedenler

1. Kâr marjı düşüktür

Örneğin 1.000.000 TL ciro yapan işletmenin ürün maliyeti 850.000 TL ise, daha kira, maaş, vergi ve diğer giderler gelmeden sadece 150.000 TL brüt katkı kalır.

2. Giderler çok yüksektir

Ciro yüksek olsa bile:

  • Maaşlar
  • Kira
  • Elektrik
  • Reklam
  • Kargo
  • Komisyon
  • Vergiler
  • Araç giderleri
  • Yazılım ve abonelikler

kârı tüketebilir.

3. Vadeli satış yapılır

Müşteriye bugün 500.000 TL’lik satış yaparsınız ama müşteri parasını 60 gün sonra öder.

Muhasebede satış görünür; bankada para görünmez.

Bu nedenle kâr ile nakit akışı aynı şey değildir.

4. Stokta fazla para bağlıdır

Satılmak üzere alınan ürünler kasadaki parayı stok haline getirir.

Örneğin:

300.000 TL nakit → 300.000 TL stok

olduğunda para kaybolmamıştır; ancak şu anda kullanabileceğiniz nakit değildir.

5. Borç ödemeleri yüksektir

İşletme kâr ediyor olsa bile geçmişte alınan kredilerin anapara ödemeleri kasadan para çıkarabilir.

6. Sahip işletmeden sürekli para çekiyordur

İşletme para kazanıyor olabilir ama işletme sahibinin kişisel harcamaları için düzenli para çekmesi işletmenin nakdini azaltabilir.

7. Kâr ile ciro karıştırılıyordur

Örneğin:

Ciro: 2.000.000 TL
Ürün maliyeti: −1.500.000 TL
Personel: −200.000 TL
Kira: −100.000 TL
Diğer giderler: −150.000 TL

Sonuç:

50.000 TL zarar

Ciro 2 milyon TL olsa bile işletme aslında para kaybediyor olabilir.

🔍 İşletmede paranın nereye gittiğini bulmak için

Her ay şu tabloyu çıkarın:

Ciro
Ürün/hizmet maliyeti
= Brüt kâr

Brüt kârdan:

− Personel
− Kira
− Reklam
− Vergiler
− Finansman maliyetleri
− Diğer giderler

= Net kâr

Sonra ayrıca:

Kasadaki/bankadaki para + tahsil edilecek alacaklar − ödenecek borçlar

şeklinde nakit durumunu takip edin.

Kısacası: “Çok satış yapıyoruz” ile “çok para kazanıyoruz” aynı şey değildir. Ciro yüksekken para kalmıyorsa ilk bakılacak yerler kâr marjı, giderler, tahsilat vadeleri, stoklar, borç ödemeleri ve işletmeden yapılan para çekişleridir.

Bir ürünün kârı nasıl hesaplanır?

Bir ürünün kârını hesaplamak için satış fiyatından, o ürünün satışına ait toplam maliyetleri çıkarmalısınız.

🧮 Temel formül

Kâr = Satış fiyatı − Toplam maliyet

Örneğin:

  • Satış fiyatı: 1.000 TL
  • Ürün alış maliyeti: 600 TL
  • Kargo: 50 TL
  • Komisyon: 50 TL
  • Paketleme: 20 TL

Toplam maliyet:

600 + 50 + 50 + 20 = 720 TL

Kâr:

1.000 − 720 = 280 TL

Yani bu üründen 280 TL kâr kalır.

⚠️ Sadece alış fiyatına bakmayın

Gerçek kârı hesaplarken mümkün olduğunca şunları da dahil edin:

  • Alış maliyeti
  • Kargo
  • Paketleme
  • Pazaryeri/ödeme komisyonu
  • Ürüne bağlı işçilik
  • Reklam gideri
  • İade ve hasar maliyetleri
  • Diğer doğrudan satış giderleri

📊 Kâr ile kâr marjı farklıdır

Yukarıdaki örnekte:

Kâr = 280 TL

Kâr marjı ise:

280 ÷ 1.000 × 100 = %28

Yani ürünün kâr marjı %28.

💡 İndirim yaparken de hesaplayın

Ürünü 1.000 TL yerine 900 TL’ye satarsanız ve maliyet 720 TL olarak kalırsa:

900 − 720 = 180 TL kâr

Satış sadece 100 TL düşmüş gibi görünür ama kârınız:

280 TL → 180 TL

olur. Yani kârınız yaklaşık %36 azalır.

Kısacası: Ürünün gerçek kârını bulmak için satış fiyatından yalnızca alış fiyatını değil, satışla ilgili tüm doğrudan maliyetleri çıkarmak gerekir.