Bir şirket kârlı görünürken bile batabilir, çünkü kâr ile nakit aynı şey değildir. Şirketin muhasebede kâr yazması, o anda kasasında yeterli para olduğu anlamına gelmez.
En yaygın neden: Tahsilat sorunu
Örneğin şirket:
- 10 milyon TL’lik satış yapıyor.
- Müşteri 120 gün sonra ödeme yapacak.
- Şirketin ürün maliyeti, maaş ve diğer giderleri ise bugün ödeniyor.
Muhasebede satış ve kâr oluşabilir; fakat şirketin bugün ödeyecek nakdi olmayabilir.
Diğer önemli nedenler
1. Hızlı büyüme
Satışlar arttıkça daha fazla:
- Stok
- Personel
- Hammadde
- Kredi
- İşletme sermayesi
gerekebilir.
Şirket büyürken nakit tüketebilir.
2. Stokta para kilitlenmesi
1 milyon TL’lik ürün satın alıp depoya koyduğunuzda para kasadan çıkar ama ürün henüz satılmadıysa nakde dönmemiştir.
3. Borçların vadesi gelmiştir
Şirket kârlı olsa bile kredi anapara ödemeleri, tedarikçi borçları ve diğer yükümlülükler aynı dönemde yoğunlaşabilir.
4. Kâr muhasebesel olabilir
Amortisman, alacaklar ve stoklar gibi muhasebe kalemleri kâr hesabını etkiler. Kâr rakamı ile bankadaki para aynı kavram değildir.
5. Düşük kâr marjı
Ciro yüksek olabilir ama marj çok düşükse küçük bir maliyet artışı bile nakit durumunu bozabilir.
6. Sahiplerin işletmeden fazla para çekmesi
Şirket kâr ediyor olabilir; ancak işletmede bırakılması gereken nakdin sürekli çekilmesi finansal yapıyı zayıflatabilir.
🔴 Tehlikeli kombinasyon
Özellikle:
Kâr var + alacaklar artıyor + stok artıyor + borçlar artıyor + banka bakiyesi düşüyor
durumu ciddi bir uyarıdır.
📊 Bu yüzden iki ayrı tablo izlenmeli
Kâr-zarar tablosu:
“Şirket ne kadar kâr ediyor?”
Nakit akış tablosu:
“Şirketin parası nereden geliyor ve nereye gidiyor?”
İkincisi, şirketin kısa vadeli ödeme gücünü anlamak açısından kritik önemdedir.
Kısacası: Bir şirketi batıran şey her zaman zarar etmek değildir; bazen kârlı bir işletmenin bile zamanında nakit bulamaması iflasa giden yolu açabilir. Bu yüzden şirket yönetiminde kâr + nakit akışı + borç vadesi + tahsilat birlikte takip edilmelidir.