Kelime Kökeni: aftab-Farsça, -î Arapça
– Güneş yüzlü
– Şemsiye
– Güneşe ilişkin
Cümle içinde kullanımı: “Ela gözleri, altın kumralı afitabı yüzüyle kasabanın tüm delikanlılarını kendine aşık ederdi.”
Kelime Kökeni: aftab-Farsça, -î Arapça
– Güneş yüzlü
– Şemsiye
– Güneşe ilişkin
Cümle içinde kullanımı: “Ela gözleri, altın kumralı afitabı yüzüyle kasabanın tüm delikanlılarını kendine aşık ederdi.”
Kelime Kökeni: af”ı-Arapça, yan-Farsça
– Zehirli yılanlar
– Engerek yılanı
Cümle içinde kullanımı: “Geceleri avlanan afiyan, köylülerin korkulu rüyasıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok kızgın, oldukça öfkeli
Cümle içinde kullanımı: “Gözlerinden ateş fışkırıyor, ağzeb saçan kelimeleriyle çevresini zehirliyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Reisler, başlar
– Sadrazamın küçük rütbeler için vereceği resmi yazılar
– Ulema derecelerinden biri
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı devletinde ulemaların rüus aylığı sadrazam tarafından ayarlanırdı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Oynatıcı
Cümle içinde kullanımı: “Çingenelerden iyi raksaver çıkar derler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Şarkı okuyan kişi, şarkısıcı
– Okuyucu, yorumlayan
Cümle içinde kullanımı: “Öyle bir billur akar gider ki sesi, perdeşinas yeteneğiyle hepimizi aşuk’a çevirir.”
Kelime Kökeni: penc+yek Farsça
– Savaşlar, akınlar ve muharebeler sonrasında elde edilen köleler için yapılması gereken işlemleri kapsayan yasa
Cümle içinde kullanımı: “1. Mura tarafından 1363 yılında Pencik Kanunu yeniden düzenlenmiş olup, Osmanlı Kanunu olarak da bilinmektedir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bir çeşit gül reçeli
Cümle içinde kullanımı:“Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Çalıkuşu’nun Feride karakterine, köy halkı Gülbeşeker ismini takmıştır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– İhtişamlı gül
– Albenisi yüksek gül
– Güzel gül
Cümle içinde kullanımı: “Sevdaluk etmeyen ne bilsin gül-i zîbâ’nın kadir kıymetini.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anlaşılması güç metni veya konuyu aydınlatıp açıklayabilecek bilgiye sahip kişi
– Kur’an-ı Kerim kitabını yorumlayabilen, şerh eden bilgin
Cümle içinde kullanımı: “İlahiyat bilimine yüz sürmeyen müfessiran olur mu hiç?”