Kelime Kökeni: Farsça
– Süratli koşan at, at yarışlarında kullanılan koşu atı
– Koşu atını süren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Hipodroma getirilen bâd-süvârların kişnemeleri ve tepinmeleri yarışa ne kadar hazır olduklarını resmediyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Süratli koşan at, at yarışlarında kullanılan koşu atı
– Koşu atını süren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Hipodroma getirilen bâd-süvârların kişnemeleri ve tepinmeleri yarışa ne kadar hazır olduklarını resmediyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hızlı, süratli koşan
– Ayağına çabuk, bir yere başkalarından daha hızlı gidip gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Mektupları vereceğin ulak bâd-seyr olmalı, vaktinden önce yetişmeli.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yardım eden kişi, yardımcı, arka, muavin
Cümle içinde kullanımı: “Dest-yâr arayışı sürerken sonunda gönlüne göre birini bulacak. “
Kelime Kökeni: Farsça
Derdest: Ele geçirme, elde tutma, ahz ü tevkif
– Yaka paça ele geçirme, yakalamak
Cümle içinde kullanımı: “Tahir efendi dükkanına giren hırsızı derdest edip polise vermiş.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Laklak eden, lafazan, çene çalan
Cümle içinde kullanımı: “Gel otur şöyle bir soluklan, derâyende edip çay içelim azizim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yer tutan kimse, yerleşmiş, yer edinen
Cümle içinde kullanımı: “Yörükler Toros dağlarını cay-gîr edinir, yazı yaylalarda geçirirlerdi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğretici, öğrencilere ders veren öğretmen
Cümle içinde kullanımı: “Talebeleri bilim, sanat ve bilgiyle donatan tüm amuzgarlara münnettarız. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Mühür taşıyan, mühürle damgalanmış
Cümle içinde kullanımı: “Odasına bıraktığım mühürbend ile kapatılmış zarfın içinde ne olduğunu merak ediyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-kaltebân
– Namusu olmayan, kavat, pezevenk, derare, deyyus, yalancı
Cümle içinde kullanımı: “Böylesi kaltaban herifleri ibreti alem için ülkeden sürüp, aç biilaç süründüreceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ucu bucağı olmayan, edebi, sonu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Başlangıcım olduğun gibi aynı surette bî-gerânımsın.”