Kelime Kökeni: Farsça-kaltebân
– Namusu olmayan, kavat, pezevenk, derare, deyyus, yalancı
Cümle içinde kullanımı: “Böylesi kaltaban herifleri ibreti alem için ülkeden sürüp, aç biilaç süründüreceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça-kaltebân
– Namusu olmayan, kavat, pezevenk, derare, deyyus, yalancı
Cümle içinde kullanımı: “Böylesi kaltaban herifleri ibreti alem için ülkeden sürüp, aç biilaç süründüreceksin.”