Kelime Kökeni: Farsça
– Mutluluğa erişmiş kişi
– Memnun
Cümle içinde kullanımı: “Elbet bir gün besendegar olur yüreğim, o zaman işte doyasıya gülerim.”
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Mutluluğa erişmiş kişi
– Memnun
Cümle içinde kullanımı: “Elbet bir gün besendegar olur yüreğim, o zaman işte doyasıya gülerim.”
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel resim yapan sanatçı
– Portre yapan ressam
Cümle içinde kullanımı: “Fırçasında güller açarken beyaz bulutlar mavi göğü kaplardı, gördüğüm en iyi bütnigarlardan biriydi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Halleri ve tavırlarıyla evliya gibi davranmayan kimse
– İnancı ve iddiaları boş olan kişiler,
– Evliya olmadığı halde öyle davranan
Dip not: Evliyanın yazımındaki v harfi atıldığında geriye kalan eliya kelimesi bir Hristiyan adıdır. Vavsız evliya sözü de buradan gelmektedir.
Cümle içinde kullanımı: “Şu vavsız evliyanın her sözüne itimat etme, aklınca milleti kandırıyor süslü cümleleriyle.”
Kelim Kökeni: Arapça
– Helale yakın iş, eylem
– Yasak olması muhtemel, hakkında kesin bir söz veya delil olmamasına rağmen yapılması önerilmeyen işler
Cümle içinde kullanımı: “Savaş sırasında at eti yemek, kuşların içtiği sularda abdest almak tenzihen mekruh örneklerdendir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş rengi, kızılımsı kırmızı
– Papatyagiller familyasından sarı renkli ayçiçeği
Cümle içinde kullanımı: “Yüzünü güneşe dönen âzer-gûn çiçekleri tarlaları şimdiden sarıya boyadı bile.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Parlaklık, aydınlık, nurluluk
– İhtişamlı, görkemlilik
Cümle içinde kullanımı: “İngiliz asilzadeleri konaklarında nuraniyyet saçan avizeler bulundurmayı sever. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sırayla, tek tek yapılan iş
– Yüksek ateş, hastalıkla çıkan ateş
Cümle içinde kullanımı: “Sıtmaya yakalanan kadıncağız nevbet nöbetiyle inleye inleye sabahı sabah etti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şan ve şeref için yarış halinde olma
– Övünmek
Cümle içinde kullanımı: “Müfaharet yarışına giren kişi, kötü özelliklerini hasmından yaka bucak saklar. “
Kelime Kökeni: mahrem-Arapça, ane-Farsça
-Gizli saklı olarak
– Mahrem bir şekilde
Cümle içinde kullanımı: “Güzelliğini mahremane, saf bir durulukla sakla da ayan beyan ortada.”
Kelime Kökeni: kahhar-Arapça, ane-Farsça
– Kahreder biçimde, kahredercesine
– Kahreden tarzda
Cümle içinde kullanımı: “Kahharane feryatlarıyla figanlarıyla mahallede koşturuyordu. “