Kelime Kökeni: Farsça
– Uygun, denk, mütenasip, nitelik yönünden eşit
Cümle içinde kullanımı: “Korkudan uyanıp özlemle bir olan hem-âheng hislerin tesiriyle titriyordum. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Uygun, denk, mütenasip, nitelik yönünden eşit
Cümle içinde kullanımı: “Korkudan uyanıp özlemle bir olan hem-âheng hislerin tesiriyle titriyordum. “
Kelime Kökeni: Farsça-heft+ahter
– Yedi seyyare, yedi gezegen, yedi planet
(Utarit, Zühre, Merih, Müşteri, Zuhal, Güneş, Ay)
Cümle içinde kullanımı: “Astronomiyle ilgilenen ulemalar mektepte heft-ahter ile ilgili araştırmalar yaparlardı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çadır, otağ, oba, çerge
– Osmanlı Türklerinin yaşadıkları ilk evi, sarayı
Cümle içinde kullanımı: “Moğolistan dağlarının eteğinde hayamât da yaşayan Duka Türkleri en eski Türkler olarak keşfedilmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gebe kadınlar, hamileler, yüklü kadınlar
Cümle içinde kullanımı: “Son günlerine yaklaşan iyice ağırlaşan havâmilleri tarlada çalıştırmayı yasaklayıp istirahate yollayınız. “
Kelime Kökeni: Arapça-hâtif+Farsça-âne
– Sesi işitilip kendisi görünmeyen kimseye yakışır şekilde,
– Hatife yakışır biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Billur misali hâtifane bir ses işittim ancak ne yüzünü ne de cismini görebildim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Etki, tesir, kuvvet, izlenim
Cümle içinde kullanımı: “Mevlana’nın en değerli eserlerinden biri olan Mesnevisi üstümde bir hâssıyyet gölgesi oluşturmuştur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir ülkede yer alan halkın kültür ögelerini, törelerini, geleneksel yemek ve danslarını, töre ve inançlarını, müziğini inceleyen araştıran bilim dalı, Folklor, Halk Bilimi, halkiyat
Cümle içinde kullanımı: “Toplumların ve ülkelerin kendilerine has yapılarını inceleyen, niteleyen, üzerinde çeşitli çalışmalar yürüten bilim alanına Halkiyyât denmektedir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kültür işleri
– Harsla alakalı konular, şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Adana Harsiyyât ve Halkiyyat’ından yapılan bildiriye göre pamuk tarlaları için özel sulama yolları yapılacağı söylendi. “
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Güler yüzlü, içten davranan, yakınlık gösteren (kimse)
Cümle içinde kullanımı: “Çok düşündüm, Türkan’ın tek hatası fazla iyi niyetli fazla hande-rû olmasıydı. “
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İçinde güneş sisteminin bulunduğu gök ada, gökyüzünde boydan boya görülen yıldız kümesi, kehkeşan, samanuğrusu, gökyolu, hacıyolu,
Cümle içinde kullanımı: “Hacılar yolunu 200 ile 400 milyar yıldızdan oluştuğunu biliyor muydun?”