Devlet Hastanesinde Büyük Sorumsuzluk!

Bartın Devlet Hastanesinde bir görevli hastalar bekletip internette alışveriş siteleri gezdi.  Hastalar sırada kuyruk oluştururken, sorumsuz personelin hastaları bekletmesi hoş karşılanmadı.

Tepkileri toplayan görüntüleri hastaneye tedavi olmak için bir hasta tarafından çekilirken, kayıt-işlem departmanında çalışan kadın alışveriş sitelerini gezmeye devam etti.  Masasının önünde hastalar kayıt açılmasını beklerken kayıt-işlem görevlisi görev başında iş için kullanması gereken bilgisayarı kişisel işleri için kullanmaya devam etti.

Alışveriş sayfalarında dakikalarca gezen personel, özel amaçları için arama yapılırken başka bir hasta tarafından videoya çekilerek sosyal medyada paylaşıldı.

 

Cinsel İlişki İçin Anlaştığı Kişi Transseksüel Çıkınca Bıçakladı!

75 yaşındaki Rıfat Ö. Bursa’da fuhuş için anlatığı kişinin transeksüel olduğunu fark ettiğinde ikili arasında tartışma çıktı. Kavga esnasında taraflar şiddet uygulamaya başlayınca Rıfat Ö. sopa darbeleriyle yaralanırken, Sima Ç. bıçaklanarak yaralandı.

Bursa’nın Osmangazi ilçesi Tahtakale mahallesinde dün akşam saatlerinde gerçekleşen olay kanlı bitti. Rıfat Ö.’nün iddiasına göre sokakta bulduğu hayat kadının kartvizitindeki numarayı aradı.  Telefona çıkan kişi kendisini Okşan ismiyle tanıtırken, cinsel ilişki için para karşılığında anlaştı.

Anlaştıkları yere fuhuş amacıyla giden Rıfat Ö. kendisini Okşan olarak tanıtan kişinin  transseksüel olduğunu fark ettiğinde vazgeçerek gitmek istedi.  Yaşlı adamın telefonunu gasp eden transseksüel bireyle Rıfat Ö. ile aralarında arbede çıktı.

Adının Sima Ç. olduğu öğrenilen kişiyi yanında taşıdığı bıçakla kolundan yaralayan Rıfat Ö. spor darbeleriyle başından yara aldı.  Çıkan kavga sonucunda iki tarafta yaralanırken çevredekilerin polise aramaları sebebiyle olay yerine sağlık ekipleriyle polisler sevk edildi.

İlk tedavileri yapılan Rıfat Ö. ile Sima Ç.’yü polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.  Tarafların birbirinden şikayetçi olup olmadığı bilinmezken, polis soruşturma başlattı…

 

2019’un Dünya Erkek Güzeli IQ’su İle Dahi Çıktı!

Geçtiğimiz günlerde Filipinler de düzenlenen Mister World Yarışmasının birincisi seçildi.  Yarışmanın birincisi olarak seçilen İngiliz Jack Heslewood olurken, yakışıklı yüzünün yanı sıra IQ’suyla da göz doldurdu.

21 yaşındaki Jack Heslewood 2019 Mister Worls yarışmasının 1.si olarak seçildi.  Günlük hayatında Uzay mühendisi olan Heslewood’un zeka seviyesi (IQ) 181 olduğu öğrenildi.

IQ sayısı 140’ın üzerinde olanlar dahi olarak kabul ediliyor.  Yarışmanın sonunda Heslewood’un 1.cilik kuşağını Mister World 2016 birincisi Rohit Kandelwahl teslim etti.

Mr World yarışmasının 2.liğini ise Güney Afrikalı doktor Fezile Mkhize kazandı.

Yarışmadan kameralara yansıyan görüntüleri sizin için yayınlıyoruz.

 

Arkasında Çocukluğum…

Yanlış bir seçimdi, bunu şimdi anlıyorum.

İş işten geçince, dertler bir bir sirayet edince.

Pencerenin önüne koyduğum fesleğen solduğunda,

İp atlayan çocuklar büyüyüp, mahalleyi terk edince.

Çölde aranan su, buzdağını kaplayan çimenler gibi,

Yalnızlığın solgun astarını görüyorum.

Lacivert gökyüzünde kırılan gümüşler,

Yıldızlarda küskün, kapatmışlar gözlerini.

Ah, bir uzatsam elimi mehtaba

Tutar mı dersin, bir çare ayın zifiri karanlığı.

Cumartesiye açtım, topuzu kırık kapımı

İçeriye giren yirmilik yaşım, arkasında çocukluğum.

Sormayın halimi, gönül nerden bilir isteğini,

Galata kulesinde bir fincan konyağın sıcağı…

-SEMRA ŞENOL

‘Namus için öldürdüm’dedi yasak aşkı ortaya çıktı!

Kocası tarafından 20 kez bıçaklanarak 3 çocuğunun gözleri önünde katledilen kadının, olaydan önce polise sığınarak eşinin kendisini aldattığını söylediği öğrenildi!

Konya da gerçekleşen talihsiz olayda Tuba Erkol’u üç çocuğu yanındayken canice bıçaklayıp öldüren Bekir Erkol’un başka bir kadınla da yasak aşk yaşadığı ortaya çıktı.

37 yaşındaki Tuba Erkol, eşi tarafından vahşice bıçaklanarak öldürülmeden 4 gün önce polise başvurduğu öğrenildi.  Bekir Erkol ile 16 yıllık evli olan kadının bu evlilikten üçte çocuğu bulunuyordu.  Polise verdiği ifade de eşinin kendisini aldattığı ve dövdüğü için uzaklaştırma kararı istediğini söyleyen Tuba Erkol, ifadesinde;

“Eşim daha önceki zamanlarda beni aldattığı için kendisi ile birçok kez tartıştık bu yüzden evi terk ederek ailemin yanına yerleştim. Eşim bir daha yapmayacağına söz verdi. Ailemin de telkinleriyle tekrar barıştım ve birlikte yaşamaya başladık. Yaklaşık 4 aydır birlikte yaşıyorduk. Eşim yine eski huylarına devam ederek yine aldatmaya başladı. Kendisini birçok kez uyardım. Evde basit meselelerden de aramızda sürekli tartışma çıkar” dediği öğrenildi.

Kendisini defalarca aldatan eşinden boşanmak istediğini söyleyen kadın, kocası tarafından öldürülmekle tehdit edildiğini söylemiş;

 “Ayrılacağımı söylediğim zamanlarda ya kendisini öldürmekle ya da beni öldürmekle tehdit ederek benim ayrılmama müsaade etmiyordu. Koruma ve uzaklaştırma talep ediyorum. Adresini verdiğim evimde kalacağım. Beni aldatan ve sürekli tehditlerde bulunarak baskı yapan eşim Bekir Erkol’dan davacı ve şikayetçiyim.”  diyerek eski eşinden ayrılma kararını verdiğini belirtmişti.

Cinayetten 4 gün önce polise sığınmasına rağmen eşi tarafından defalarca bıçaklanarak hayatını kaybeden Tuba Erkol, ölmeden önce şikayette bulunduğunda eşi emniyete çağrılmıştı.

Cani koca eşini  öldürmeden sadece 4 gün önce polise verdiği ifadesinde;

“İddia edildiği gibi eşimi aldatmadım. Hakkımda yapılan suçlamaları kabul etmiyorum. Benim kimseden şikayetim yoktur” iddialarıyla eşinin yalan söylediğini belirtmişti.

Cinayet olayından sonra polisi arayarak teslim olan eş, basın mensuplarının ‘Eşinizi neden öldürdünüz, pişman msınız?’ sorusuna ‘Namus için pişman mı olunur?’ cevabını vermişti…

Kız çocuğu, Sevgili, Ana ve Namus Timsali

Bu yazıyı şu an dile getirmek gerçekten şahsım adına zor.  Kelimeleri bir araya getirip uzun cümleler kurmak sanıldığı kadar zor değil, ancak bir kadının katledilğini anlatamam sizlere. Fakat sizlere kadının toplumdaki yeri ve toplumumuzun kadına yüklediği sorumluluklardan bahsedebilirim.

Ataerkil sonrasında ise kocaerkil diye adlandırılan görülmeyen ama bilinen dayatmalarla, geçmişteki yanlışlarla büyütülüyoruz öncelikle.  Bir kadın olarak büyüdüğümüz, yetişkin olduğumuz çevre psikolojisini biraz anlamanızı diliyorum sadece.  Aile toplumumuzun en küçük yapı taşı, yalnız bu yapının idaresinin erkekte olması gerektiğini empoze ederek bizlere ve atalarımıza dikte edildi.  Aile üyelerinin en güçlüsü ve eve para getireni olan erkek baş tacımızdı elbette.  Kız çocuğu da evin idarecisi tarafından, ‘kız kısmı öyle oturmaz, yan gelip yatmaz, aklı kısa eteği uzun olmalı’ diye diye büyütüldü.

Sakız çiğnemenin bile bizi hafif ve yollu göstereceğini söylemişlerdi bizlere.  Ağzımızı kapadık, sakız çiğnemedik ve bu sefer sevgili olduk.  Etek boyumuz ailemiz de dahil olmak üzere çevremizdeki erkeklerin tek derdiydi.  Kumaş parçasına verilen itibarı bir türlü göremedik, işte buna yanıyorum!  Geç saatlerde evden dışarı çıkmanın bizi ‘müsait’ konuma getiriyordu.

Müsait konusu da az canımı sıkmadı hani, bilmeyenleriniz için kelimenin TDK’ da ki anlamını açıklayayım.

 Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)

Türkiye de kullanılan dilimizle bize hasır altından dalga geçilip, küçümsenirken  sesimizi çıkardıysak da işitilmedik.  Konuşan bir kadını duymamayı çok iyi bilirler, eşleri oluruz yatağına gireriz, çocuğunu doğururuz ama dinlenmeyiz.  Onlara göre lafımızda sözümüzde boştur, lüzumsuzdur ve kafa ütülemekten öteye gidemez.

Ah bir de ar ve namus meselesi var.  Dört mevsimiyle, doğasının güzelliğiyle gölümü çalan ülkemde namus denildiğinde akla bir ben gelirim. Yan bakışım, gülüşüm, kıyafetim namus sayılır.  Tenim üzerinden beni yaftalar sınırlandırırlar ve rızam olsun olmasın tecavüze her zaman açığımdır.

Bu hakkı kendilerinde gördükleri gibi adalet karşısında benim boynum büküktür. Teşhirci olduğumu ve kuyruk salladığımı bile söylerler.  Ana da olsam, kız çocuğu da olsam her şekilde benim hayatım adına yargısız infazda bulunurlar.

Ölürüm, öldürülürüm yinede suçlu ben olurum.

Çünkü kadınım!

 

-Semra Şenol

 

 

Emine Bulut Cinayetinde Yürekleri Sızlatan Kamera Görüntüleri

Eski koca vahşeti tüm Türkiye’yi kan ağlattı! Boşandığı eşi tarafından küçük kızının gözü önünde defalarca bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut’un son görüntüleri ortaya çıktı.  Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerde, bıçaklanan Emine Bulut’un son sözleri ‘Ölmek İstemiyorum’ oldu!

Türkiye’yi ayağa kaldıran eski koca vahşeti bir can daha alırken, kameralara yansıyan cinayet anı izleyenlerin kanını dondurdu.  Boşandığı eski kocası tarafından defalarca bıçaklanan kadın yere yıkılıp ‘Ölmek istemiyorum’ diye feryat ederken yanındaki küçük kızı ise gözyaşlarına boğulmuş halde ‘Anne ne olur ölme’ diye bağırıyordu.

Yakın zaman önce 18 Ağustos’da Kırıkkale, Menderes caddesinde bir restaurantta bir araya gelen eski eşlerin yanında 10 yaşındaki kızları da bulunuyordu.  Emine Bulut kızının babası Fedai Baran ile oturduğu sırada aralarında gerilim yaşanarak tartışma çıktı.  Gözü kararan eski eş Emine Bulut’u kızının önünde yanında taşıdığı bıçakla defalarca bıçakladı.

Kanlar içinde kalan kadın güvenlik kamerasına yansıyan son görüntülerinde ‘Ölmek İstemiyorum’ diyerek can çekişti.  Babasının annesine saldırması yüzünden şoka giren küçük kızın ‘Anne ne olur ölme’ feryatları izleyenleri ağlattı.

Sağlık ekipleri olay yerine intikal ettiklerinde hala hayatta olan talihsiz kadın tüm çabalara rağmen kurtulamadı.  Tedavi altına alınan Bulut, doktorların bütün uğraşlarına rağmen hayatını kaybetti.  Eski koca vahşetiyle gündeme gelen cinayet tüm ülkede infial yarattı.  Sosyal tartışma platformu olan Twitter da Emine Bulut ismi TT listesine girerken, #Ölmekistemiyorum, #Anneneolurölme hashtagleriyle yüzlerce insan mesaj attı.

Tutuklanarak Sulakyurt cezaevine gönderilen Fedai Baran’ın emniyette verdiği ifade ortaya çıktı.  Verdiği ifadesinde 4 yıl önce boşandığı karısını nasıl öldürdüğünü anlattı.

 “Eski eşim ve çocuğumla lokantada bir araya geldik. Önce konuştuk. Ardından tekrar başka biri ile evlenip evlenmeyeceğini, böyle bir şey duyduğumu söyledim. Kendisi de bana evleneceğini beyan etti. Ardından çocuğumun velayet konusunu konuştuk. Ancak kendisi bana çocuğumun yanında hakaret etti, küfür etti. Ben de sinirlenerek sürekli yanımda gezdirdiğim bıçakla, önce karın kısmına vurdum. Ardından benim boğazıma sarılarak bağırmaya başladı, ben de vücudunun değişik bölgelerine bıçak vurup, lokantanın önünde bulunan taksiye binerek kaçtım. Burada polis ekipleri yakaladı” dediği biliniyor.

Dikkat Video rahatsız edici olabilir!

Milli Edebiyat Akımı Nedir?

Milli edebiyat hareketi olarak başlayan bu akım 20. yüzyılda  ikinci meşrutiyet dönemi ortaya çıkmıştır.  Cumhuriyet dönemine kadar süren bu akım, milliyetçi akımla ortaya atılmıştır. Genç kalemler dergisini öncülüğünü yürüttüğü bu akımı ilginç hale getiren ise hareketi savunmayan Fetr-i Atici yazarların sonrasında bu akıma ayak uydurmasıdır.  Ayak uydurmakla kalmayarak benimseyen, olumlu bir gelişme göstermesine yardımcıda olmuşlardır.

Fecr-i Ati ve Genç kalemlerin edebiyat konusunda ortak düşünce olarak buluştukları husus; Dildeki sadelik tutumu ve konu seçimidir.  Birinci Dünya savaşında güçlenip her türlü edebi eserde bir çok eser veren akımın öncüleri; Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar, Faru Nafiz Çamlıbel, Ömer Seyfettin, Nurullah Ataç, Memduh Şevket Esendal ve daha bir çok yazar ve şairdir.

Aydın ve sanatçılara yol açan Milli edebiyat akımının ilkeleri;

  • Kullanılan dilin sade olması
  • Şiirde sadece hece ölçüsü kullanılmalı
  • Konu seçiminde ise ulusal kaynaklardan yararlanılarak, yurt sorunlarını ele almaktır.

Toplumsal yaşamın en önemli olgularından Milliyetçilik, ulusçuluktur.  Bireylerin gelişmesi ile toplum yaşamınında gelişeceği ve iyileşeceği düşünülmektedir.  Türk aydınları arasında yeterli müdavimi bulan milliyetçilik düşüncesi 1911’den itibaren yayılmaya başlayarak Genç Kalemler, Yeni Mecmua, Türk Yurdu vb. edebiyat dergilerinde ve yayımlarda yerini alır.

11 Nisan 1911’de Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in yazdığı ‘Yeni Lisan’ makale, yeni bir eylemin başlamasına neden oldu.  Türk Milli Edebiyatının ve aydın ve sanatçıların kümelendiği İstanbul’da Türkçe kurallarını üstün kılmak bir amaç haline geldi.

Milli Edebiyat Akımının Genel Özellikleri

  • Türkçe karşılığı bulunan Farsça ve Arapça kelimelerin kullanılmamasıdır.
  • İstanbul Türkçesini kullanmak en dikkat ettikleri özelliktir.
  • Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanımı yanında yarım kafiyeye de yer verilmiştir.
  • Milli kaynaklara yönelmek esastır.
  • Anadolu insanın edebiyattaki yerini alması sağlanmıştır.
  • Öykü, hikaye ve romanlarda İstanbul dışında başka şehirlerin adı geçmeye başlamıştır.
  • Resmi tiyatrolar da kurulmaya başlanmıştır.
  • Toplum sorunlarına titizlikle değinilmiştir.

 

Günlerce Drone İle İzleme Yapan Hırsız 4 Milyon TL’lik Ziynet Eşyası Çaldı!

Ankara’nın Çankaya ilçesindeki lüks bir villayı soyan hırsız, tam teçhizatlı operasyonu için drone kullandı.  Tam tamına 4 milyon TL’lik ziynet eşyası ve bir miktar parayı çalan hırsız, polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla ele geçirildi.  2 iş birlikçisi bulanan hırsızın daha öncesinde 11 ayrı suçtan sabıkası bulunduğu ortaya çıktı.

Hırsız olarak gireceği villayı günlerce drone ile izlediği ortaya çıkan zanlı Serkan Y. ve işbirlikçisi olduğu öğrenilen 23 ayrı suçtan sabıkası bulunan Ali T. yakalanarak göz altına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerini harekete geçiren hırsızlık olayından sonra, ilk olarak etraftaki mobeseleri gözetim altına aldı.  Hırsızlık zanlısının olay yerinden motosikletle olay yerinden uzaklaştığını belirleyen polisler, güvenlik kameralarını inceleme altına aldı.

Lüks villaya gece vakti giren şüpheli ilk olarak alarm sistemi ve güvenlik kameralarını etkisiz hale kendini güvenceye aldı.  4 Milyon TL’lik ziynet eşyası ve bir miktar parayı çalan soyguncu, motosikletine binerek villadan uzaklaştığı belirlendi.

Yakalanarak emniyete götürülen zanlı çaldığı ziynet eşyalarını ablası Gülcan B.’nin Mamak’taki evinde sakladığını itiraf etti.  Polis ekipleri Mamak’taki evde arama yaparak kayıp ziynet eşyalarını elini koymuş gibi buldu, devamında ise Gülcan B’de göz altına alındı.

8 Yaşında Araba Kullanan Çocuk Otoyolda 140 Hız Yaptı!

Almanya’da sadece 8 yaşında olan erkek çocuğu babasının arabasını çalarak kullandı.  Otoyolda 140 kilometre hıza ulaştığında kendini kötü hissederek durduğunu söyleyen çocuk, aracı durdurup çevresine uyarı levhaları koymayı da unutmadı.

8 yaşında olmasına rağmen babasının aracıyla kısa bir tur atmak isteyen çocuğun ailesi Kuzey Ren- Vestfalya eyaletindeki Soest kasabasında yaşıyor. Dün akşam saatlerinde oğlunun ve arabasının olmadığını fark eden aile yerel polisi aradı.

Gece yarısını geçtiğinde polisleri tekrar arayan anne, oğlunun A44 otoyolunda olduğu bilgisini verdi.  Polisler çocuğu Dortmund şehrine giden otoyolda dinlenme yerinde buldu.  Çarşamba sabahı polisler tarafından bulunan çocuk gözyaşlarına boğulmuş haldeydi.  Aracı durdurarak tehlike ikaz ışıklarını yakan ve aracın çevresine uyarı levhası yerleştiren çocuk, hız yaptığı ve kötü hissettiği için aracı kenara çektiğini söyledi. Polise söylediği ilk söz ise;

“Sadece biraz araba kullanmak istedim” oldu.

Polis çocuğu ailesine teslim ederken, yaşanan olay sonrasında kimsenin zarar görmediği belirtildi. Ailesinde edinilen bilgiye göre 8 yaşındaki erkek çocuğu günlük hayatında özel arazide araba kullandığı, go-kart yaptığı ve sık aralıklarla çarpışan arabalara bindiği öğrenildi…