Kelime Kökeni: Arapça-âbid+Farsça-âne
– İbadet edene yakışır biçimde, kul olarak
– İbadet eden gibi, kulluğa yaraşır surette
Cümle içinde kullanımı: ” İnsan ile doğaya olan sevgiyi âbidâne şekilde yaşamak en hayırlısıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-âbid+Farsça-âne
– İbadet edene yakışır biçimde, kul olarak
– İbadet eden gibi, kulluğa yaraşır surette
Cümle içinde kullanımı: ” İnsan ile doğaya olan sevgiyi âbidâne şekilde yaşamak en hayırlısıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Alçak gönüllülük ifadesi
– Aciz kulunuz, bendeniz, Allah’ın zayıf kulu, ben
Cümle içinde kullanımı: “Âbd-i âciz olarak tabi ki istirhamınızı yerine getirmekle mükellefim. “
Kelime Kökeni: Arapça-evabid çoğul biçimi
– Yanıltmaç, bilmece, güldürü
– Vahşi, yabani, yırtıcı
– Tapan, tapınan, zahid, ibadet eden
– Kul, köle, kulluk, kölelik, bende
– Allah’ın kulu
– Rab, Allah, Yaratan
Cümle içinde kullanımı: ” En iyi Müslüman âbid olanıdır, her saniyesinde Yaradanı düşünendir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Nergis
– Yasemen, yasemin çiçeği
– Zerrin kadehi çiçeği
Cümle içinde kullanımı: “Abherin mis gibi kokusu etrafa saçılmış, gönlümüze ayrı bir dinginlik katıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Abdesthane, tuvalet, memişhane, kenef, avgana
Cümle içinde kullanımı: “Biraz daha bekleyelim dedemiz âb-hâneye uğradı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Su renginde
– Gökyüzü renginde, mavi, ezrak
Cümle içinde kullanımı: “Âb-gûn ağardığında tüm kötülük ve şeytanlar gecenin karanlığına saklanır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ayna, sırlı cam, mirat
– Sürahi, kadeh, cam bardak
– Gözyaşı
– Şarap
Cümle içinde kullanımı: ” Akıttığı âb-gînleri toplayıp gözyaşı şişesine akıtarak sevdiğini gönderdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Havuz, küçük göl
– Karın boşluğu
– Boş böğür, göğüs kafesi
Cümle içinde kullanımı: ” Âb-gâh’ın serin sularına bir saldın mı kendini serinler rahatlarsın, hele bir suyun temizliğine bak.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çiş yapan, işeyen, idrar yapan, hacet gideren
Cümle içinde kullanımı: “Âb-efşân insanlar için umumi tuvalet yapmışlar neden ağaçlık alan arıyorsun ki?”
Kelime Kökeni: Arapça
– ibadet edenler, ibadette bulunanlar, kullar, tapınanlar
Cümle içinde kullanımı: “Ey abede ne zaman sıkışır ve dara girersen ellerini semaya açıp dua et!”