Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hikayelerin en güzeli en mükemmeli
– Yusuf Kıssası
– Yusuf u Züleyhâ
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuklarımıza anlatacağımız en güzel hikaye ahsenü’l-kasas, Hz. Yusuf’un hayatıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hikayelerin en güzeli en mükemmeli
– Yusuf Kıssası
– Yusuf u Züleyhâ
Cümle içinde kullanımı: ” Çocuklarımıza anlatacağımız en güzel hikaye ahsenü’l-kasas, Hz. Yusuf’un hayatıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sözün en güzeli
– Kur’an-ı Kerim
Cümle içinde kullanımı: ” Kendilerine güzel söz söylenmesi istendiğinde Peygamber efendim, ahsenü’l-hadîs kelimesiyle Kur’an-ı Kerim’i işaret etmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– En kusursuz ve mükemmel, en güzel, eksiksiz, en şahane
Mecaz: İnsan
Cümle içinde kullanımı: ” İnsan yaratılmışlar en güzelidir, ayette geçen ahsen-i takvîm ibaresi insan için kullanılmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Münasip, uygun, yaraşır, yerinde, iyi hesap edilmiş, yakışır, beğenilen
– Hasis, cimri, eli sıkı,
– Miskin, cüzamlı, üşengeç
Cümle içinde kullanımı: “Kısa süre içinde ahseb bir vakitte damat namzeti olarak kapınızı çalacağımı bilmenizi isterim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kumlu veya çakıl taşları bol yer
Cümle içinde kullanımı: ” Binek posta aracıyla bu ahsâ yolu gece vakti geçmeniz zor olur beyim, siz en iyisi mi atlarıu dinlendirip handa konaklayın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Öbür dünya, öteki taraf, ahiret
– İslam dinine göre insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek yaşayacağı başka bir dünya
Cümle içinde kullanımı: ” Be Allah’tan korkmaz kul utanmaz herif senin ahiret korkun da mı yok!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sert, katı
– Yumuşak karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Eski enfiye tabakasının ahreş kapığını kapatıp yeleğinin cebine iliştirdi. “
Kelime Kökeni: Arapça-edat
– Rübaî vezinlerinden olup “mef’ûlün” parçasıyla başlayan ve 12 kalıptan oluşan vezin
– Kesik burunlu kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Gazelin dil yapısını incelediğimizde önce çıkan ahrem sayesinde Rübaî tarzında yazıldığını anlıyoruz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Koruyucular, muhafızlar, nöbetçiler, bekçiler
– Dilsiz, ahraz, konuşma engelli
– Tat, lezzet
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzı ahras gönlü fakir bir adamdı bu sebeptendir ölümüne kimse üzülmedi. “
Kelime Kökeni: Arapça-ahrâr+Farsça-âne
– Özgürcesine, serbestçe, hürriyetçilere yakışır biçimde, kısıtlama olmaksızın
Cümle içinde kullanımı:” Ahrarane kararlarını verip mesuliyetlerine de kendin katlanmalısın. “