Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-gîr
– Dünyayı ele geçiren, fatih, fetheden
– Bütün evrene yayılan, dünyayı kaplayan, cihanı ele geçiren
Cümle içinde kullanımı: ” 14. yüzyılda ortaya çıkan alemgir Kara veba, milyonlarca insanı telef etmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-gîr
– Dünyayı ele geçiren, fatih, fetheden
– Bütün evrene yayılan, dünyayı kaplayan, cihanı ele geçiren
Cümle içinde kullanımı: ” 14. yüzyılda ortaya çıkan alemgir Kara veba, milyonlarca insanı telef etmiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlem sözünün tesniye ikilik biçimi
– İki alem, dünya ve ahiret,
– cihan ve ebedi hayat
– İnsanların yaşadığı evren ve öldükten sonra sonsuza dek yaşayacakları cihan
Cümle içinde kullanımı: ” İnsanlara yaşayacaklar iyi ayrı dünya alemeyn vaat edilmiştir, biri geçici hayat diğer kalıcı yaşam demektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-dâr
– Bayrağı veya sancağı taşıyan, bayraktar, sancaktar, bayrağı tutan
– Önderlik eden, başı çeken
Cümle içinde kullanımı: ” Gazetecilik tarihinde alemdar olan isimlerden biri Hasan Tahsin, gerçek adıyla Osman Nevres’tir.
Kelime Kökeni: Arapça-âlem+Farsça-ârâ
– Evreni süsleyen, dünyayı aydınlatan, alemi süsleyen, cihanı aydınlatan
Cümle içinde kullanımı: ” Alemârâ, Müslümanların ışığı Peygamber efendimizdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bilginlerin bilgini, hocaların hocası, öğretmenlerin öğretmeni
Cümle içinde kullanımı: ” Konya’nın en namlı a’lemü’l-ulemâsı Hâkim beydir, hepimiz onun terbiyesinden geçtik.”
Kelime Kökeni: tamlama-ad
– Âlem-i tedvîn lâ-mekân
– Arştan bu aleme kadar olan yaratılmış dünya
Cümle içinde kullanımı: “Âlem-i tedvîn lâ-mekân; Allah’ın meydana getirdiği tüm cihanlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan varlığının dünyası, cisim alemi
Cümle içinde kullanımı: ” Âlem-i Şahâdet ile ruhlar aleminin arasındaki dünya âlem-i misâl’dir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan varlığının göründüğü dünya, âlem-i şahâdet
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Çocukluk yılları, çocukluk dünyası
Cümle içinde kullanımı: ” Âlem-i Sabavet en güzel yıllardır orada dünyevi hırslar bulunmaz. ”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ruhlar dünyası, ruhani alem, öteki dünya
– Gözle görülmeyen maddi olmayan dünya, ruh alemi
Cümle içinde kullanımı: ” Sadece temiz, nurla yaratılmış varlıklar âlem-i ruhani de kalabilir. “