Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-hîz
– Alevlenen, parlayan, ışık saçan
– Tutuşup alev çıkaran
Cümle içinde kullanımı: “Yakamozun alevhiz görüntüsü binlerce ateş böceğinin tutuşması, bir araya gelip dans etmesi gibi.”
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-hîz
– Alevlenen, parlayan, ışık saçan
– Tutuşup alev çıkaran
Cümle içinde kullanımı: “Yakamozun alevhiz görüntüsü binlerce ateş böceğinin tutuşması, bir araya gelip dans etmesi gibi.”
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf+Farsça-gîr
– Alevlenmiş, tutuşmuş, alazlanmış
– Coşmuş
Cümle içinde kullanımı: ” Koca bir şehir alevgir olmuş cayır cayır düşman elinde yanıyor. “
Kelime Kökeni: Türkçe-alaf
– Yanıcı maddelerin çıkardığı ışıklı huzme, yalaz, alaz, yalım
– Ateş, sıcaklık
– Cazibeli, endamı olan kadın
– Flama
– Coşkuya kapılmak
– Kadın ismi
– Hararet, sıcaklık
Cümle içinde kullanımı: ” Alev alev yüzümü saran kırmızılık utancımın perçe perçe yüzüme yerleşmesini sağladı.”
Kelime Kökeni: Arapça- âlât çoğul biçimi
– İş görmeye yardımcı aygıt
– Makine , işlerge, işleteç
– Vasıta
– Araç, bir iş yapmada kullanılan nesne
Cümle içinde kullanımı: ” Eskiyen çalışmayan ne kadar alet varsa topla çıkart depodan yenileri gelecek.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ah çekip inlemek, sızlanmak, ağlayıp yakarmak, içlenmek, feryat etmek
Cümle içinde kullanımı: ” Bir gülün eziyetine ahüzar olan gönlüm yandı, bir kaş bir kemana kahroldum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Apaçık, aşikare olarak, açıkça, herkesin önünde, gizlenmeden, çok belirgin, hüveyda
Cümle içinde kullanımı: ” Alenen gözümün önünde beni aldattığını gördüm, daha neyi açıklayacaksın?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün dünyayı aydınlatan, evreni aydınlatan, cihanı aydınlatan
– Güneş
Cümle içinde kullanımı: ” Siz benim efendim, siz ömrümün Alem-tabısınız. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bütün dünyayı yakan, evreni yakan, cihanı yakan
Cümle içinde kullanımı: ” Alem-suz masumların ahından korkun, bu dünya onların iyi niyetine döner.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Alemler, kainat, evren, acun
Cümle içinde kullanımı: “Rabbü’l- Âlemîn; Allah’ın yarattığı her şey manasına gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Evrene özgü, dünyaya ait, dünyevi, monden
– İnsanlar
Cümle içinde kullanımı: ” Alemî hayata aldanıp öteki dünyayı boşladın, zevke sefaya daldın.”