Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kılıç, hançer
– Çelikten silah
– Sivri uçlu ateşsiz silah
Cümle içinde kullanımı: ” Âteş-âb-perver; ucunda kordan bir sıcaklık, sapında güçten yontulmuş bir adalet taşır.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kılıç, hançer
– Çelikten silah
– Sivri uçlu ateşsiz silah
Cümle içinde kullanımı: ” Âteş-âb-perver; ucunda kordan bir sıcaklık, sapında güçten yontulmuş bir adalet taşır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yakıcı, parlayıcı madde
– Hararet, vücut ısıs
– Ateşli silahların patlaması
– Silah için emir ve komutası
– Yangın
– Öfke, hiddet
– Nâr
– Kırmızı
– Humma, sıtma nöbeti
– Coşkunluk, coşku, heyecan
Cümle içinde kullanımı:” İçimize düşen âteş, her birimizi öyle bir yakacak ki yandım dedikçe ağlayacağız.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bunama, bunaklık
– İhtiyarlık
– Yaşlanmayla gelişen hastalık
Cümle içinde kullanımı:” Muayene olmak için gelen atehten muzdarip amcanın hastaneyi tek başına nasıl bulduğu beni bile şaşırttı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Basamak, kademe, paye
– Eşik, âsitan, kapı eşiği
– Makam, ziyaretgâh
Cümle içinde kullanımı:” Sundurmadan atebe adım attığında gördüğü manzarayla yere çakılmış gibi dondu kaldı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Saygın ve yüce değeri olan yerler
Cümle içinde kullanımı:” Atebât-ı Âliyye olarak anılan yerlerden biri de Çanakkale Şehitliği ve Şehitler Anıtıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-atebe çoğul biçimi
– Eşikler
– Ziyaret edilen kutsal yerler
– Basamaklar
– Kerteler
Cümle içinde kullanımı:” Sona girmeden önce atebât sayılan tüm evreleri atlatmak gerekiyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-atyeb’in çoğul biçimi
– En iyiler
– En güzeller
Cümle içinde kullanımı: ” Atâyib olan bu gördüğünüz seçkin kristaller şimdilik sadece en yüksek fiyatları verenlere satılabiliyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Padişah hediyeleri
– Sultan hediyeleri
Cümle içinde kullanımı: ” Atâyâ-yı seniyye halktan kişilere verilen, Saraydan gelen nimetler olarak adlandırılırdı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Allah vergisi
– Tanrı vergisi
– Doğuştan gelen yetenek
Cümle içinde kullanımı: ” Atâyâ-yı ilâhiyye bu özellikle her kapının sana açılacağından eminim, sesin senin ganimetin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sadrazam, vezir-i azam
– Padişahın lalası
– Atabey
Cümle içinde kullanımı: ” Osmanlı imparatorluğunda her padişahın ve şehzadenin mutlaka bir atabegi olurdu.”