Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bahşiş veren
– Gönülleyen
– Mükafat veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Atâ-bahş veren her beyefendiye fazladan ihtimam gösterildiği aşikardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Bahşiş veren
– Gönülleyen
– Mükafat veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Atâ-bahş veren her beyefendiye fazladan ihtimam gösterildiği aşikardır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gönlü perişan kimse
– Kalbi yaralı kimse
Cümle içinde kullanımı:” Beni böyle âşüfte-dil edene ahım yoktur, aşkın bedelidir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İffetsiz kadın, orospu
– Çılgınca aşık olan kimse
– Düşkün kadın
– Kokot, oynak, davranışları ağır olmayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dışarıdan gelen bir âşüftenin mi söylediklerine inanacaksınız yoksa bana?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Muharrem ayının onuncu günü pişirilen ve dağıtılan buğday tatlısı
– Aşure
– Kuruyemişlerden yapılan tatlı
Cümle içinde kullanımı:” Âşûre ayına girdik evin beti bereketi artsın diye yapıp dağıtalım konu komşuya.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Serseri, avare, aylak
– Yersiz yurtsuz, barınacak yeri olmayan
– Meçhul
Cümle içinde kullanımı: ” Âşûg gibi bir aşağı bir yukarı gezinmeyi bırakırsan kendine göre bir iş bulursun.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karıştıran
– Karıştırıcı
– Karıştırma işine yarayan alet
Cümle içinde kullanımı:” Kilerden âşûb getir de biran evvel yemleri birbirine karıştıralım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Barışçı
– Barışı seven
– Barışı amaçlayan
– Sulh isteyen
Cümle içinde kullanımı:” En büyük lider savaşı yeğleyen değil, aştî-sâz olandır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Barışsever, barıştan yana olan kimse
– Barışçıl
Cümle içinde kullanımı: ” Her anlaşmazlıkta topla tüfekle gitmek yerine aştî-perver davranmak lazımdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Barışıklık
– Barış, sulh
– Uzlaşma
Cümle içinde kullanımı:” İki düşman arasında elbet aştî imzalanır ancak yaraların izleri muhakkak kalır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ondalıkçı
– Öşürcü, öşür alan toplayan
– Vergi toplayan memur
Cümle içinde kullanımı:” Günümüzün vergi memurları Osmanlı döneminde aşşâr olarak adlandırılırdı.”