Kelime Kökeni: Farsça
– Kötü işler yapan kimse
– Şerir
– Kötü davranışlarda bulunan
– İnsanlara zarar veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bed-kâr adamların gözü çoktan kararmıştır vicdanları taştan beterdir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kötü işler yapan kimse
– Şerir
– Kötü davranışlarda bulunan
– İnsanlara zarar veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bed-kâr adamların gözü çoktan kararmıştır vicdanları taştan beterdir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ayın on dördüncü
– Dolunay
– Dolu nesne
– Bedir savaşının yapıldığı yer
– Divan edebiyatta gelinin çehresi
– Bedir-i tam
– Yuvarlak görünen ay
Cümle içinde kullanımı: ” Geceler aklıma düştüğünde sevgilinin nur bedir çehresi musallat olur uykularıma.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güzel sanatlar
– Estetik bilimi
– İnsanda hayranlık uyandıran sanatlar
Cümle içinde kullanımı: “Bedî’iyyât sanatın göze hitap eden yanlarını toplum ve toplumlara yaymak için icat edilmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güzellik ölçülerine uyan
– Beğenilen, hoşlanılan
– Estetik görünen
– Beğenisi olan
– Eşi benzeri olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Kadınları koyduğunuz bedî’î kefeler ve zorlamalar dış güzelliğin iç güzelliğin önüne geçmesine neden oldu, buda bir çeşit ayrımcılıktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-bed’ihiyye çoğul biçimi
– Bediheler
– Delil ve ispata ihtiyaç duyulmayacak derece de açık ve net olan şeyler
– Kolaya anlaşılan sarih ve açık şeyler
Cümle içinde kullanımı: “İnsanları tahlil etmede, bedîhiyyat karakterini yakalamada iyi olduğumu sanırdım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Besbelli
– Görünürde olan
– Aşikar, ortada olan
– Çok belirgin
– Apaçık ortada olan
– Müsteban
– Hüveyda
– Derkâr
Cümle içinde kullanımı: “Bedîhî bir gerçek var ki o da şudur insan azmetmediği sürece mükafatını yakalayamaz..”
Kelime Kökeni: Arapça
– Doğmaca söylenen güzel söz
– Hazırcevaplık
– Düşünmeden münasip sözler söyleyen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Tiyatro sanatını icra edecek sanatkarlar da bedîhe niteliği muhakkak olmalıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zahir ayan
– Görünen
– Namdar
– Şöhretli
– Gözle görülen
Cümle içinde kullanımı: “Bedîdâr olan dış güzellik mevzubahis olsaydı inanınız bu savaşı siz kazanmış olurdunuz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaheser
– Üstün niteliklere sahip
– Ender güzelliğe sahip kimse
– Takdir edilen şey
Cümle içinde kullanımı: “Naçizane ömrümün belki de tek bedî’ası şu elinizde tutmuş olduğunuz kitabımdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Söz sanatı eşsiz olan
– Söz değeri yüksek olan
– Güzel beyanlarda bulunan
Cümle içinde kullanımı: “Bedî’ü’l-beyân da bulunan şahsiyet bu güne bu gün kurumumuzun en kıdemli kişidir.”