Kelime Kökeni: Arapça
– Kıvrak zekalılık, keskin zekalılık, hızlı düşünme kavrama
Cümle içinde kullanımı: “Mektepteki talebelerimin hepsi fatâniyetli, iyi çocuklardır hepsi adına kıvanç duyuyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kıvrak zekalılık, keskin zekalılık, hızlı düşünme kavrama
Cümle içinde kullanımı: “Mektepteki talebelerimin hepsi fatâniyetli, iyi çocuklardır hepsi adına kıvanç duyuyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Saçmalayan, zırvalayan, saçma sapan değerlendirmelerde bulunan (kimse)
Cümle içinde kullanımı: “Dergilerde yazısı paylaşılan çoğu eleştirmenin fâsıha yorumlarını okumaktan zevk almıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Varsayım, tahmini olan, varsayımlı, taktire bağlı olan, farza bağlı, hipotez, hükmü kesin olmayan söz
Cümle içinde kullanımı: “Farziyye açıklamalarda bulunarak toplumu isteğinize yönlendiremezsiniz bayım, insanlar daima kanıt görmek isteyecektir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şen, neşe veren, memnun, sevinçli, mesrur
Cümle içinde kullanımı:”Farûh kahkahalarıyla odayı çınlatıyor, içten gülücükleriyle evin matemini yok ediyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sebatsız, temkinsiz, aceleci
– Hafif mizaçlı, hafif meşrepli kimse, oynak, güvenilmeyen kişi
– Gürültücü, gürültüye boğan, çok konuşan, lafazan, düşünmeden konuşan
– Boşa övünen, övüngen, çok fazla övünen
Cümle içinde kullanımı: “Müzeyyen Senar’ın oy farfara türküsünü eskiden sever çokça dinlerdim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İran edebiyatı
– Fars edebiyatı
Cümle içinde kullanımı: “Fârisiyyât’ın en önemli, en görkemli eseri daima Şahname olmuştur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yoksullukla, yoksul olarak, fukara olarak
Cümle içinde kullanımı: “Hayatta ki en zor şeylerden biridir efendim fakrân ile sınanmak. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Cennette bulanan bir ırmağın adı
– Çenebaz, çenesi düşük, geveze, konuşkan, geveze
– Boğuk ses, kısık ses
Cümle içinde kullanımı: “Derler ki fahfah konuşanın yüreği de soğuktur.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Saldırgan, mütecaviz, fodul, haddini aşan, sataşkan
Cümle içinde kullanımı: “Boyuna posuna bakmaz hem kel hem fadûl hergele!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sıkıntı yaratan, sıkıntı veren, acı veren
Cümle içinde kullanımı: “Serseri takımı anca fâdıl, kalp kıran tiplerdir onlardan bir kadına hayır gelmez. “